• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

24 TEMMUZ SÖZDE GAZETECİLER BAYRAMI!!!

Reklam
, 0 Yorum

24 Temmuz günleri sözde “BASIN BAYRAMI!” olarak kutlanır. Bilindiği gibi 1908 yılında DEVR-İ OSMANLI’DA basından sansür kaldırılmıştı! 24 Temmuz günleri Basın Bayramı olarak kutlanır ama maalesef Türk Basınının durumu, 2. Abdulhamid Han dönemini aratmıyor. Türkiye’deki tutuklu Gazeteci sayısı en geri Afrika ve Asya ülkelerini bile sollamakta! Türkiye, basın özgürlüğü konusunda sözün tam anlamıyla sınıfta kalmış bulunuyor.

Tutuklu gazeteciler yanında, yazdıkları yazılardan ve yaptıkları haberlerden dolayı haklarında soruşturma açılan Gazeteci sayısı binlerle ifade ediliyor. Yayınlanmamış kitapların bile suç unsuru kabul edilerek yazarlarının tutuklandığı bir ülkede basın özgürlüğünden bahsedilebilir mi!

Peki, 24 Temmuz’da kutlanacak olan Basın Bayramı durup dururken mi çıktı. Türkiye’de 112 yıl önce sözde sansür kaldırılmıştı. Sansürün kaldırılışının hikâyesi şöyle olmuştu:

1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa! Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı..

Ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit geri adım attı. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu. 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edilmişti.

Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık. 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyeceklerdi.

Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İKDAM gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile SABAH Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: gazeteler hürdür, sansür yasaktır.

25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı.

24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. Daha sonra kutlamalar “Geleneksel Gazeteciler Günü” adı altında yapılmaya başlandı.

Türkiye’deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.

Kimilerine göre sansürün en acımasız uygulayıcısı Sultan 2. Abdulhamid Han’dır. Vefatından 100 küsur yıl geçti. Ancak, hala o dönemleri aratmayan sansürler var. Ülkemizde, henüz YAYINLANMAMIŞ KİTAPLARIN bile sansürlendiği düşünülürse, Sultan Abdulhamid Han’a binlerce defa rahmet okumamız gerekmez mi…

Sansür, demokrasinin olmadığı ülkelerde halkın bilinçlenmesini önlemek amacıyla yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir. Sadece yazılanlara değil, konuşmalara bile sansür uygulandığı olur. Sovyetler Birliğinin haşmetli dönemlerinde de, halka karşı ağır sansürler ve baskılar uygulandığı belirtilir. Hatta o dönemlerde yaşanan sansürlerle ilgili anekdotlar öylesine yaygındı ki, okuyanları hem güldürür, hem düşündürürdü.

Evet, sansürle ilgili bir zamanların demir perde devleti olarak tanımlanan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinde anlatılan birçok anekdotlar vardır. Ama inanın henüz basılmamış bir kitabın sansür edilişine ilk defa bu ülkede şahit olduk.

24 Temmuz’un “Basın Bayramı” olarak kutlanmasının sebeplerinden biri de 24 Temmuz 1908 ihtilâli sonucunda kanuni esasiyenin yürürlüğe girmesidir. Kanuni esasiye  20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.

1876 Kânûn-i Esâsî’si bağımsız bir İslam ülkesinde yürürlüğe giren Batılı anlamda ilk yazılı anayasadır. (1866’da tevcih edilen Mısır fermanı modern bir anayasa niteliğinde olduğu halde, Mısır bu tarihte teorik olarak bir Osmanlı vilayeti olduğu için, Osmanlı padişahı adına yayınlanmıştır.)

1908 yılında sözde basından sansür kaldırılmış amma, kaldırıldığını zannettiğimiz sansür, değişik şekillerde ve çok daha tehlikeli boyutlarda uygulanmaktadır. Türkiye’de çok sayıda gazetecinin tutuklu olması, bunun kanıtıdır.

Hür basın, bir ülke için su kadar, hava kadar önemlidir. Çünkü hür basının olmadığı ülkelerde demokrasi olmaz. Bugün için, Türkiye’de hür bir basının mevcudiyetinden bahsedenler olabilir, bizim, böylelerine vereceğimiz tek bir cevabımız vardır. O da şudur: “GÜLDÜRMEYİN BARİ!”

Mustafa Kemal ATATÜRK “Basın hürdür, sansür edilemez” buyurmuştu. Amma, görülen o ki zaman-zaman basın hürriyetinin ırzına geçilmektedir. Türkiye, basın özgürlüğü açısından Avrupa’nın, hatta Dünyanın en geri ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülke genelinde yayınlanan Gazetelere bakın. Büyük çoğunluğu aynı kalemden çıkmış gibi! Bir-iki muhalif gazete bulabilirseniz, öpünüz de başınıza koyunuz.

Günümüzde, basın yayın alanı oldukça genişlemiş bulunmaktadır. Gazetelerden sonra, önce radyolar, ajanslar yayın hayatına girerlerken, daha sonra televizyon kanalları ve özellikle (sosyal medya) olarak tanımlanan internet medyası hızlı bir inkişaf göstermiş bulunmaktadır.

Bugün için en yaygın haberleşme türlerinden biri de Tweet atmaktır. Twitter dünyaca ünlü bir sosyal ağ olma özelliği yanında insanları birbirine yaklaştıran basit bir ara yüze sahip anlık mesajlaşma ve takip sistemidir. Twitter’a girdiğinizde sizi basit bir sayfa karşılar, bu sayfa login olma kısmı, yani üye iseniz üye adınız ve şifreniz ile giriş yapabileceğiniz alandır. Hemen alt kısımda ise birkaç kısa adımda üye olabileceğiniz alan mevcuttur.

Sosyal medya dünyasının bir diğer alanı da instagram’dır.  Görüldüğü gibi, günümüzde iletişim kurma yolları oldukça çeşitlenmiştir. Bir de cep telefonlarıyla SMS (mesaj) atmak vardır.

Ancak, bu kadar çeşitlilik kazandığı günümüzde, haberleşmenin hür ve bağımsız olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Gerçi, Sosyal medyanın kısmen yersiz yurtsuz olma özelliği sebebiyle bireylerin kendilerini daha özgür hissetmeleri sonucu bilgi akışının önüne geçmek mümkün olmamaktadır. Ancak, sansürcü zihniyet zaman-zaman interneti bile iletişime kapatmak yoluna gidilebilmektedir.

Yazılı ve sözlü basın yanında attıkları Tweetler sebebiyle cezalandırılanların sayıları hiç de az değildir.

24 Temmuz Basın bayramıymış. Aradan bir asırdan uzun süre geçti. Döndük dolaştık, Sultan Abdulhamid’in dönemine geldik.

Evet, 24 Temmuz, sözde Gazeteciler Bayramı. Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü meslektaşlarımızın BASIN BAYRAMLARINI kutluyoruz. Dışarıda olanlara bir şey yok! Çünkü onlar görevlerini gerektiği gibi yapamıyorlar, demektir!

ANEKDOT

Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova’da kitap satışı yapılan bir kitabevinin vitrinine üst üste üç kitap konulmuş. Kitaplardan en üsttekinin adı “MOSKOVA’DAN UZAKTA”, altına konulan ikinci kitabın adı “HÜR BİR BAYRAK ALTINDA” ve üçüncü kitabın adı ise “YAŞAMAK İSTİYORUM” imiş.  Kitaplar vitrine öyle bir şekilde konulmuş ki üçü beraber “MOSKOVA’DAN UZAKTA, HÜR BİR BAYRAK ALTINDA, YAŞAMAK İSTİYORUM!” şeklinde okunuyormuş.

Tabii, Kitabevi sahibi KGB ajanları tarafından yakalanarak, mahkemeye verilmiş ve oradan cezaevini boylamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN