• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

“AHİLİK KÜLTÜR HAFTASI VE ESNAF BAYRAMI” MÜNASEBETİYLE

Reklam
, 0 Yorum

14-20 Eylül 2020 tarihleri arası günler bu yıl Türkiye genelinde ve İlimizde “Ahilik Kültür Haftası ve Esnaf Bayramı” olarak kutlanacaktır. Hafta münasebetiyle istedik ki, AHİ’LİĞİN ANLAMI VE TARİHÇESİ HAKKINDA BİLGİLERİMİZİ TAZELEYELİM.

AHİ” demek, Arapça “KARDEŞ” demektir. Bir başka tarife göre “AKI” kelimesinden türetilmiştir. AKI “Eli açık, cömert insan” anlamına gelir.

Ahilik 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar devam eden bir esnaf teşkilâtıdır. Esnafların sanat ve meslek hayatında yetişmelerini, ahlaki yönden gelişmelerini sağlayan kuruluş olarak da tarif edilir.

AHİLİKTE TEMEL KURAL “eline, beline, diline hâkim; eli açık, sofrası açık, gönlü açık bir esnaf” olmaktır. Atalarımız, bunu büyük bir başarıyla gerçekleştirmişlerdi. Kendisinden ikinci alışverişini yapmak isteyen müşterisine “KOMŞUM DAHA SİFTAH ETMEDİ. O İHTİYACINI DA KOMŞUMDAN KARŞILA” diyen esnaflar, bizim atalarımızdı.

Esnaflık, toplumun temel taşlarının en önemlilerinden biridir. Ama maalesef eskilerle, bizim aramızda dağlar kadar fark var. Öylesine farklar var ki, gerçekten araştırılırsa, neden böyle geri kaldığımız daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Eline, beline, diline hâkim olmak yanında eli açık, sofrası açık, gönlü açık esnaf artık mazilerde kaldı diyeceğiz ama yeni nesilden umutlu olduğumuzu belirtelim. Özellikle, mesleki liselerde yetişen ve ileride büyük bir ihtimalle iş yerlerini kuracak bu gençlere, okullarda AHİLİK KURALLARINI ÖĞRETİR VE YÜREKLERİNE BELLETİRSEK, GELECEĞİN ESNAFLARI, GEÇMİŞİN ESNAFLARINA DÖNÜŞEBİLİRLER.

Dileriz ki, bütün esnaflarımız, atalarımızın dönemlerinde olduğu gibi dürüst olsunlar. İşlerine hile, hurda, haram karıştırmasınlar. Esnaflarımızın tümünü tenzih ederiz ama “para kazanayım da, nasıl kazanırsam kazanayım” zihniyeti, çoğunluğun aklına galebe çalmıştır.

Ahilik, bir bakıma İslâm dinindeki MUHACİRİN VE ENSAR arasında tesis edilen kardeşliğin bir başka çeşididir. Ahi teşkilâtının kurucusu AHİ EVRAN’DIR. Ahi Evran, din bilimlerini öğrenmek yanında, sanat olarak DABAĞATI seçmiş, deri imalathanesi kurmuş ve işletmiştir. İlkönce Kayseri’de işini kurar, bilahare Kırşehir’e geçerek ahi birliklerini teşkilâtlandıran Ahi Evran’ın 32 mesleğin gelişmesine öncülük ettiği belirtilmektedir. Ahi Evran’in Eşi Fatma Ana’nın da Dünyanın ilk kadın teşkilâtı olan “BACIYAN-I RUM”U kurduğu bilinir.

Ahilik teşkilâtı, Anadolu’da ekonominin dinamosu olurken ve birçok mesleklerin gelişmesine yol açarken, bir yandan esnaflar arası dayanışmayı, diğer yandan da tüketicinin korunmasını hedef almıştır. Ahiliğin kuralları arasında, arz ve talep dengesinin korunması, ehil olmayanların iş yeri açmalarının önlenmesi, standartlara uygun hizmetlerin ve işlerin üretilmesi, üretilen hizmetlerin en kaliteli ve en ucuz şekilde ihtiyaç sahiplerine intikal ettirilmesinin sağlanması vardır.

Ahiliğin açık ve kapalı olmak üzere 6 şartı vardır:

Açık olanlar:

1-Elini açık tut : Cömert olmak, düşkünlere yardım etmek için,

2-Kapını açık tut : Konuksever ve misafirperver olmak için,

3-Sofranı açık tut : Yoksullara, yemek yedirmek, misafire ikramda bulunmak için.

Kapalı olanlar:

1-Elini bağlı tut : Hırsızlık, zorbalık ve kötülük etmemek için,

2-Dilini bağlı tut : Dedikodu, yalan, iftira ve gıybetten uzak durmak için.

3-Belini bağlı tut : Kimsenin namusuna, haysiyet ve şerefine göz dikmemek için.

Ahi Baba’nın Ustalığa yükselen gence nasihati:

*Harama bakma, Haram yeme, haram içme,

*Doğru, sabırlı, dayanıklı ol, Yalan söyleme,

*Büyüklerinden önce söze başlama,

*Kimseyi kandırma, Kanaatkar ol,

*Dünya malına tamah etme.

*Yanlış ölçme, eksik tartma.

*Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”

İşte, atalarımızın esnaflık anlayışı ve işte günümüzün esnafları, takdiri size bırakıyoruz.

İKİ ANEKDOT

Manifaturacı olan gönül ehli Siirtli esnaf, alışveriş için Pazar yerine gidecek olmuş. Bir arkadaşı da peşine takılmış. Gönül ehli kişi, meyve, sebze satan bir manavın önünde durmuş. Dükkânda bulunan bütün sebzelerin, meyvelerin toplam bedeli bugünün parasıyla 200 TL kadarmış.

Gönül ehli Siirtli dükkân sahibinden poşet istemiş. Dükkân sahibi de poşeti vermiş. Gönül ehli Siirtli, dükkân sahibine çaktırmadan ne kadar çürük ve atılması gereken domates varsa, torbasının içine doldurmuş. Beraberinde olan arkadaşı, sağlamlarını koymağa kalkışmışsa da, bırakmamış. Yine bakkala çaktırmadan çürükleri poşetine koymağa devam etmiş. Böylece, torbayı ağzına kadar doldurmuş.

Çürük domateslerin seçildiğinin farkında bile olmayan bakkal, poşeti tartmış, domateslerin parasını almış.

Yolda giderlerken, arkadaşı, gönül ehli Siirtliye sormuş:

-Herkes, seçtiği zaman sebzenin meyvenin iyisini seçerken, sen, domateslerin en çürüklerini seçtin. Ben, senin bu yaptığından bir şey anlayamadım demiş.

Bunun üzerine, gönül ehli Siirtli cevap vermiş:

-Evet, çürük domatesleri bilerek seçtim. Bakkalın selesinde kalsalardı, diğer domateslerin de çürümelerini hızlandıracaklardı. O zaman da, domateslerin yarısı atılacak hale geleceklerdi. Bu adam, biliyorum ki çok fakir biri. Çürük domatesleri seçtim ki, diğer domatesleri çürümekten kurtarayım. Çıkarıp, yardım niyetiyle doğrudan para versem, onurlu adamdır hem almaz, hem gücenebilir. Yani, ayıp olur! Bu benim yaptığım, dolaylı yardımdır. Sana da tavsiye ederim. Sen de, ara, sıra bunu yap!

***

Şehrimizde (KELO) namıyla anılan, bütün KELOĞLANLAR gibi şen, şakrak espri yüklü bir hemşerimiz varmış. Bu hemşerimiz, bir ara Bakkaliye dükkânı açarak işletmeğe başlamış.

Bir gün, sabah saatlerinde dükkânında oturmuş müşteri beklerken, tanıdığı biri gelmiş ve satın almak için bir şey istemiş. KELO da istenileni vermiş. Tanıdık müşteri, ikinci bir şey isteyince, gayet ciddi bir tavırla:

-Yok, veremem! Bak, komşum daha siftah etmemiş, git, ondan al! demiş.

KELO’nun böyle söylemesi üzerine müşteri de, bitişik bakkala yönelmiş ki, gidip ikinci alışverişini oradan yapacak.

Müşterisinin, sözünü ciddiye alarak komşu bakkala yöneldiğini gören KELO, komşusunun da duyacağı kadar yüksek bir sesle arkasından seslenmiş:

-Ulan, çok salak adamsın! Ben sana söyledim, sen de inandın ha, öyle mi! Valla, elimden gelse onu bir kaşık suda boğacağım! O da elinden gelse, beni bir kaşık suda boğacak! Hem, gidip ondan alışveriş yaparsan, kazıkların en büyüğünü yiyeceksin, haberin olsun! “Komşum daha siftah etmemiş, git ondan al!” meselesi ashabı kiram devrinde kaldı. Şimdi, sahabe devrinde miyiz!

KELO’nun yarı şaka, yarı ciddi bu sözleri üzerine hem müşterisi, hem de konuşulanları duyan komşu bakkal kahkahalarla gülmüşler. Tabii, müşteri de geri dönerek alışverişini KELO’DA TAMAMLAMIŞ…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN