• Dolar Alış 7.9432TL
  • Dolar Satış 7.9115TL
  • Euro Alış 9.4266TL
  • Euro Satış 9.3890TL
Reklam
Reklam

ATATÜRK CUMHURİYETİNE (REKLAM ARASI) DİYENLERE İTHAF!!!*

Reklam
, 0 Yorum

Türkiye’de en az 10 milyon doz GRİP aşısına ihtiyaç varken, Sağlık Bakanlığı bula-bula 1 milyon 300 bin toz GRİP aşısı tedarik etmiş. Bu aşıları da Aile Hekimleri kanalıyla yüksek risk grubunda olanlara dağıttıracakmış. Gerçekte 65 yaş ve üstü olanların GRİP aşısı olmaları gerektiği bilinen bir gerçektir. Dünya Sağlık Örgütünün önerisi de budur. Ancak, KORONAVİRÜS SALGINI sebebiyle GRİP aşısına talep büyük ölçüde artınca ve Sağlık Bakanlığı aşı tedarikinde geç davranınca Türkiye olarak sağlanabilen 1 milyon 300 bin toz olmuş.

Bir ülke düşünün ki, kullanacağı aşıyı üretemiyor. İlaçlarda bile dış ülkelere bağımlı. Oysa, cumhuriyetin kazanımları heba edilmeseydi, Türkiye’nin çoktan GRİP aşısı yanında bir çok aşıları üretiyor olabilmesi gerekirdi. Cumhuriyetin ilk on yılı bile eşsiz atılımlarla doludur. ONUNCU YIL MARŞI olarak ünlenen:

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan

Ve Marşın devamı sözler, öyle afaki sözler değildir. Gerçeğin ta kendisidir. Savaştan çıkmış genç bir cumhuriyetin harap olmuş bir durumda devraldığı ülkeyi muasır medeniyet seviyesine ulaştırmasının tezahürüdür. Bakın, 27 Mayıs 1928’de, yani Cumhuriyetin kuruluşunun daha 5. Yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü adı altında Türkiye’nin ilk halk sağlığı laboratuvarı açılmış sve hizmete sokulmuştu.Enstitünün kuruluş amacı hızlı yayılan enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmekti. 1931 yılında, ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üretimine başlanılmış, 1932 yılında, serum üretiminin ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi sonucu, dışarıdan serum ithali durdurulmuş, 1933 yılında, Simple Metodu ile kuduz aşısı üretimi ele alınmış, 1934 yılında, İstanbul Aşıhanesi, Enstitü bünyesine nakledilerek çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye getirilmişti. 1935 yılında, Farmakoloji Şubesi kurularak yerli ve yabancı ilaçlar ile diğer hayati maddelerin kontrolüne geçilmiş, 1936 yılında, Hıfzıssıhha Okulu açılmış, 1937 yılında, kuduz serumu üretilmeye başlanmıştı. Enstitünün bünyesindeki Aşı ve Serum Şubesi Müdürlüğü Difteri, Boğmaca, Tetanoz ve her türlü tedavi anti-serumunu üretir hale gelmişti.

Hıfzıssıhha Enstitaüsü sadece Türkiye’nin ihtiyacını değil Ortadoğu ülkelerine aşı satacak noktaya gelmişti. 1942 yılında, tifüs aşısı ve akrep serumu üretimine başlanmış, 1947 yılında, Biyolojik kontrol Laboratuvarı kurulmuş, Enstitü bünyesinde aşı istasyonu açılarak İntradermal ve BCG aşısı üretimine geçilmişti. 1948 yılında ülkemizde ilk defa boğmaca aşısı üretimi yapılmıştı.

1950 yılında, İnfluenza Laboratuvarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanındı ve İnfluenza aşısı üretimine başlandı. 1951 yılında, ilk kez antibiyotiklerin ve bazı vitaminlerin kalite kontrolüne başlandı. 1954 yılında, İlaç Kontrol Şubesi kuruldu. 1956 yılında, tetanos aşısı daha modern metotlarla üretilmeye başlandı. 1958 yılında, ilk kez frenginin modern yöntemlerle teşhisi ele alındı. 1966 yılında, Kolera Referans Laboratuvarı kuruldu. 1974 yılında, Mikoloji Laboratuvarı açıldı. 1976 yılında BCG aşısının deneysel üretimine başlandı. 1983 yılında, kuru BCG aşısı üretimine başlandı. 1984 yılında Zehir Danışma Merkezi ve 1987 yılında AIDS Araştırma merkezi açıldı. 1950’lerden sonra Hıfzıssıhha Enstitüsü; Türk halk sağlığının korunmasında laboratuvar hizmetlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması başlatıldı. 16 ilde bölgesel düzeyde hizmet vermek amacıyla şubeler açıldı. Atatürk’ün yokluk döneminde var ettiği Enstitü, 4 Ocak 1941 tarih ve 3959 sayılı yasayla kabuk değiştirdi. Pek çok birim oluşturularak kökleşti Peki, ne oldu? Önce 1997’de aşı üretim tesisleri faaliyetleri durduruldu. 1999’da aşı üretim tesisleri kapatıldı. 2004 yılında ise Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsü, Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıldı! Cumhuriyet’in büyük yokluklarla kurduğu ve harikalar yarattığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ise 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapısına kilit vuruldu. Her şey Halk Sağlığı Kurumu’na devredildi. Şimdi sormak lazım! Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve devamında sürdürülen aşı politikası desteklenseydi, uluslararası endüstriye pazar olmak yerine milli endüstri korunup kollansaydı, Bugün yabancı ülkeden korona virüs aşısı bekler miydik?

Evet, cumhuriyetin kazanımlarını elden çıkararak, bizi bu durumlara sokanlara ve Atatürk Cumhuriyetini REKLAM ARASI olarak görenlere ithaf olunur!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN