• Dolar Alış 7.6883TL
  • Dolar Satış 7.6576TL
  • Euro Alış 8.9572TL
  • Euro Satış 8.9215TL
Reklam
Reklam

(Atlar Tepişir, Eşekler Ezilir!)

Reklam
, 0 Yorum

Rıza Sarraf davalarıyla ilintili olarak ABD’de tutuklu bulunan Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın kefaleten serbest bırakılması için Avukatı tarafından yapılan başvuru da reddedildi.

ABD’nin, İran’a uyguladığı yaptırımları delme ve Bankacılık dolandırıcılığı suçlarını işlediği gerekçesiyle Rıza Sarraf ile birlikte New York’ta tutuklu olarak yargılanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla’nın avukatı Victor J. Rocco, kefalet duruşması talebiyle ilgili mahkemeye dilekçe sunmuştu. Dilekçede iyi hal, itibar, tutukluluk sürelerinin göz önünde bulundurulması ve sanığın kefaletle serbest bırakılması talep edilmekteydi. Ne var ki, Mahkeme talebi reddederek, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısının tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla 27 Mart 2017 tarihinde JFK Havalimanı’nda Türkiye’ye dönmek üzereyken FBİ tarafından gözaltına alınmış ve daha sonra tutuklanmıştı. Bir bürokrat olarak kendisine verilen emirleri uygulamaktan başka bir suçu olmadığına inanmakla beraber, yine de KANUNSUZ EMİRLERİN UYGULANMASININ SUÇ OLDUĞUNU anımsatmakta yarar var.

Doğrusunu isterseniz (Ben ne yedim, ne içtim ki) deyiminde olduğu gibi, Rıza Sarraf’tan yediği, içtiği olmadığına inanılan Genel Müdür Yardımcısının, adeta bir yem olarak oltaya takıldığı istifhamı zihinleri kurcalamıyor, değil!

ABD mahkemeleri, mutlaka ama mutlaka hem Sarraf’a, hem de Atilla’ya birilerini suçlamaları için baskılar uygulamakta,belki de İTİRAFÇI OLMALARINI İSTEMEKTEDİRLER. Ancak, bu konuda açıklık yok. Sizce, Sarraf’ın ve Atilla’nın kimleri suçlamaları istenmekte!

Bir bürokrat, sadece aldığı emirleri uyguladığı için 5 aya yakın süreden beri ABD’de tutuklu. Yediği, içtiği bir şey olsa (Oh olsun!) diyeceğiz ama zavallının verilen emirleri uygulamaktan başka yaptığı bir eylem yok.

Halkbank Genel Müdür Yardımcısının içine düştüğü durum bize (Atlar tepişir, eşekler ezilir) deyimini anımsatıyor.

Bu zavallı bürokratın bir an evvel ABD’nin zulmünden kurtulması dileklerimizle…

EŞEĞİNİ VERMEYİŞİNİN SEBEBİ

Geçmiş yıllarda, Şehrimizde bağcılık konusuna büyük önem verilirmiş. Hemşerilerimizin yüzde 80-90’ı özellikle Ağustos, Eylül, Ekim aylarını bağlarda geçirirlermiş. Kimi bağ sahiplerinin atları, kimilerinin eşekleri varmış. Eşekleri, atları olmayanlar da bağlara gideceklerinde komşularından veya o zamanlar, Şehrimizde bulunan hanlardan at veya eşek tedarik ederlermiş. Sabahleyin aldıkları hayvanları, akşamleyin sahiplerine geri getirirlermiş…

Bir gün, komşusu olan biri, Hacı Haydar adlı Hemşerimizden, bağına götürmek için eşeğini vermesini rica etmiş. Daha önce de eşeğini isteyen ve bağa götürerek dönüşte çok ağır şekilde yüklendiğini, ayrıca sopayla vurularak dövüldüğünü bildiği için artık vermeye niyetli olmayan eşeğin muzip ve şakacı sahibi:

-Hele bir HIRÇO’YA (eşeğinin adı Hırço’ymuş) danışayım, acaba, o seninle bağa gelmeğe razı olacak mı?  demiş. Hacı Haydar’ın şakacı ve muzip biri olduğunu bilen komşusu, bu cevabın altından ne çıkacak diye beklemiş. Sözde, eşekle konuşmak için ahıra giren ve biraz sonra çıkan Hacı Haydar:

-Kusura bakma komşu. HIRÇO seninle gelmek istemiyor. “Bana hem fazla yük yüklüyor, hem sopayla dövüyor üstelik de ‘Allah sahibinin canını alsın’ diyerek sana da bedduada bulunuyor! diyerek, eşeğini veremeyeceğini anlatmak istemiş. Bunun üzerine komşusu:

 -Ammo Haydar, Allah razı olsun, hiç eşek konuşur mu? Doğrudan doğruya “Eşeği vermiyorum!” desene!  diyecek olmuş.

Hacı Haydar taşı gediğine koymuş:

-Konuşur, hem lisan-ı hâl ile öyle bir konuşur ki, bir çok iki ayaklı eşeklerden derdini daha iyi anlatır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN