• Dolar Alış 8.0550TL
  • Dolar Satış 8.0228TL
  • Euro Alış 9.5238TL
  • Euro Satış 9.4857TL
Reklam
Reklam

AYASOFYA YENİDEN İBADETE AÇILIRKEN!!!

Reklam
, 0 Yorum

Danıştay 10. Dairesi karar vermiş. Ayasofya cami olarak yeniden ibadete açılacak. İstanbul’da, Müftülük envanterine kayıtlı 3269 cami bulunmaktadır. Ayasofya ibadete açılınca sayı 3270 olacak. AKP, 18 yıldan beri iktidarda. Aradan bunca yıl geçtiği halde neden bugüne kadar açmadı da, birdenbire Ayasofya’yı tekrar ibadete açma kararı aldırmak gereğini hissetti. Çünkü her başı sıkıştığında dini hassasiyetleri kaşıyarak oy devşirmek peşinde!

Ayasofya, bir Hıristiyan mabediyken Sultan Muhammed Han’ın İstanbul’u fethetmesinden sonra camiye çevrilmiştir.

Ayasofya’nın tam adı: (Yunanca: Aγία Σοφία, tam adı: Ναός τῆς Ἁγίας τοῦ Θεοῦ Σοφίας, Latince: Sancta Sophia ya da Sancta Sapientia). Aysofya Bizans İmparatoru I. Jüstinyen’in zamanında yapılan gözalıcı mimarisiyle herkesi kendine hayran bırakan tarihi bir yapıttır. İnşa edilme tarihi; 532-537 yılları arasındadır ve patrik katedrali olarak inşa edilmiştir. 1453 yılında Bizans ve Osmanlı arasında gerçekleşen savaşta Sultan II Mehmet tarafından Bizans FETHEDİLMİŞ, akabinde Ayasofya  camiye dönüştürülmüştür. Ayasofya, 1935 yılından bugüne kadar müze olarak hizmet vermektedir.

Doğu Roma veya diğer adıyla Bizans İmparatorluğu 1453 yılına kadar dünyada söz söyleyebilen güçlü bir devlet olarak yaşamını sürdürürken Osmanlı Padişahı II Mehmet 1453 yılında Bizans İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kazanarak  Kostantinopolis’i (İSTANBUL) fethetti.

İşte Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin serencamı da İstanbul’un fethiyle gerçekleşmiş bir durumdur. Ayasofya kelimesinin anlamı “aya” sözcüğü “kutsal, aziz”, “sofya” sözcüğü ise Eski Yunancada “bilgelik” anlamını taşıyan sophos anlamındadır. Yani “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da “ilahî bilgelik” anlamındadır. Bizans İmparatorluğu döneminde Ayasofya, kıymetli emanetlerin saklandığı bir yer olarak kullanılırdı.

1453 yılında Fatih Sultan II Mehmet tarafından camiye dönüştürüldükten sonra Ayasofya’nın iç tasarım mimarisinde de tahribe yol verilmeden bazı değişiklikler yapılmıştır. Bizans döneminde Ayasofya’nın içerisinde mozaikten insan figürleri vardı. Ancak, Osmanlı döneminde insan figürleri içermeyen mozaikler olduğu gibi bırakıldığı halde insan figürü olan mozaikler ise tahrip edilmeden ince ve dikkatli bir işçilikle üzeri sıvıyla kapatılmıştır. 1935 yılında cami müzeye dönüştürüldüğünde, bu mozaiklerin bazılarının üzerinden Osmanlı döneminde yapılan ince sıvı katmanı kaldırılmış ve figürler yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır. Günümüzde ki, Ayasofya tarihi açıdan 3. Ayasofya olarak bilinmektedir.

Ayasofya’nın Bizans döneminde birkaç sefer en geniş ve merkezi kubbesi çökmüş,  daha sonra Mimar Sinan’ın Ayasofya’ya ek duvarlar eklemesiyle, bu devasa ve büyüleyici yapıtın bir daha çökmemesine ve günümüze kadar ulaşmasına yardımcı olmuştur. Ayasofya sanat tarihi ve mimari açıdan Bizans döneminde en büyük katedral olarak diğer katedrallerden farklı bir yere sahip olmuştur. Dünyanın gelmiş geçmiş en eski katedralidir.

Yapıldığı zamandan 1520 yılına kadar dünyanın en büyük katedrali unvanına sahip olmuştur. (1520 yılında İspanya’da yapılan Sevilla katedrali Ayasofya’dan daha büyüktür.) Bugün de yüz ölçümü bakımından dünyada dördüncü sırada yer almaktadır. Dünyanın en kısa sürede, yani beş yılda yapılan ilk katedralidir. Dünyada en uzun süre (yaklaşık 15 yüzyıl) insanların ibadet ettiği kutsal mekân olarak tarihe geçmiştir.

Diğer eski katedrallere nazaran daha büyük kubbeye sahip olması, dünyanın en büyük kubbeleri içinde Ayasofya’nın kubbesini dördüncü sıraya taşımaktadır.

Ayasofya 3 defa inşa edilmiştir. Üçüncü defa inşası 23 Aralık 532 yılında başlamış ve 27 Aralık 537 yılında tamamlanmıştır. Ayasofya dönemin en büyük yapıtı olan Süleyman Tapınağı’ndan daha büyük olduğu için, inşaat tamamlandığı zaman İmparator Jüstinyen halkın karşısında yaptığı konuşmada “Ey Süleyman! Seni yendim” demiştir. Ayasofya’nın ilk mozaikleri İmparator II. Justin döneminde 565-578 yılları arasında yapılmıştır. Ayasofya ister yapıldığı dönemde olsun, isterse de günümüzde ziyaretçilerini öyle etkilemiştir ki, görenler bu yapıtın dünyada ilk ve tek olduğunu dile getirmiştir.

Sultan II Mehmet 1453’te Bizans İmparatorluğu’nu yenip, Konstantinopolis’i fethettikten sonra Konstantinopolis’in adını  İslambola (İSTANBUL) olarak değiştirdi. Fatih Sultan II Mehmet, İstanbul’a ve bilhassa Ayasofya’ya çok önem veriyordu.  Fatih’in, fethi gerçekleştirdiği zaman Ayasofya çok kötü durumdaydı. Fatih Sultan II Mehmet hemen Ayasofya’nın tamir edilmesini ve camiye dönüştürülmesini emretti ve tarihi Ayasofya camiye dönüştürülerek daha güzel ve daha titizlikle tamir edildi. Ayasofya’nın ilk minaresi o zaman inşa edildi. Osmanlı Sultanı II. Bayezid döneminde diğer bir minare Ayasofya’ya eklenmiştir. Yükseliş devrinin son Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’da Ayasofya’ya çok önem vermiştir. O dönem Sultan Süleyman fethettiği Macaristan’daki bir kiliseden Ayasofya’ya iki dev kandil getirtmiştir. Macaristan’dan getirilen bu kandiller halen mihrabın iki yanında yer alır. Sultan II Selim döneminde bina olası bir depremde hasar görmesin ve tahrip olmasın diye, o dönemin en iyi ve dünyanın ilk deprem mühendislerinden biri sayılan Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan tarafından eklentiler yapılarak olağanüstü bir şekilde sağlamlaştırılmıştır. Bugün binanın dört tarafında olan 24 payandanın bir kısmı Osmanlı dönemine, bir kısmı Bizans dönemine aittir. Mimar Sinan kubbeyi taşıyan payeler ile yan duvarlar arasındaki boşlukları doldurarak bu devasa yapıtı iyice sağlamlaştırmıştır. Mimar Sinan binanın batı kısmına iki geniş minare ve güneydoğu kısmına ise hünkar mahfili ve II. Selim’in türbesini 1577 yılında eklemiştir. Şuanda gördüğümüz III. Murat’ın ve III. Mehmed’in türbeleri ise 1600’lü yıllarda eklenmiştir. Osmanlı döneminde Ayasofya’ya birçok eklenti yapılmıştır.

1930-1935 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle Ayasofya’da bir sıra restore çalışmaları yapıldı. Bu dönemde kubbenin demir kuşak ile çevrilmesi, mozaiklerin ortaya çıkarılıp temizlenmesi en başlıca restore çalışmalarındandır. Cumhuriyet döneminde, Türkiye’nin laik bir devlet olması göz önünde bulundurularak Ayasofya’nın yeniden kiliseye dönüştürülmesi konusu gündemi saran en başlıca konulardan biri olsa da, bölgede yaşayan Hristiyan toplumun çok az olması sebebiyle oluşan talebin yetersizliği ve bölgede böyle devasa bir kilisenin olması sonucunda yapılabilecek muhtemel provokasyonları ve mimarinin tarihi önemi göz önünde bulundurularak Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmişti. 1 Şubat 1935 yılında halka açılan müzeyi, Mustafa Kemal Atatürk Şubat 1935 tarihinde ziyaret etmiştir. Yüzyıllarca halıyla kaplı olan Ayasofya’nın zeminindeki halıların kaldırılmasıyla göz alıcı mozaikler yeniden gün ışığına çıkmıştır.

Temmuz 2016 yılında Ayasofya Müzesi’nde Kadir Gecesi programı düzenlendi. 85 yıl aradan sonra ilk kez Ayasofya’da sabah ezanı okundu. TRT Diyanet TV Ramazan ayı süresince “Bereket Vakti Ayasofya” programını düzenledi. Bu programa Yunanistan’dan sert tepki geldi. Ekim 2016 yılında Müze’nin ibadete açık olan bölümü Hünkar Kasrı’na, ilk kez Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından asaleten imam atandı.

Son olarak Danıştay’a yapılan başvuru sonucu Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması kararı verildi. 10 Temmuz 2020 Cuma günü Ayasofya’da Cuma namazı kılınacak.

Peki, Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılması Müslümanlara, ya da Türkiye Cumhuriyeti Devletine ne gibi bir  kazanım sağlayacak! Müslümanların sayılarının artmasına veya takvalarının güçlenmesine mi vesile olacak, ya da içine düştüğümüz bu ekonomik buhrandan kurtulmamıza bir katkı mı sunacak! Yaşanan rüşvetleri, talanları mı önleyecek. Yoksa, güveninin yüzde 20 düzeylerine düştüğü ADALETİN GÜÇLENMESİNE Mİ KATKI SAĞLAYACAK!

Avrupalılar ve Hıristiyan devletler, misilleme olarak, ülkelerindeki bazı camileri ibadete kapatmak yoluna giderler mi, gitmezler mi, bunu zaman içinde göreceğiz. Keşke yaptıklarımız ALLAH RIZASI İÇİN OLSA!!!

TAŞLAMALAR

AYASOFYA YENİDEN

İBADETE AÇILSIN

DİYENLERE MÜJDELER

AKP AÇTI BAKIN

ONSEKİZ YILDIR NEDEN

AÇMAYI BEKLETTİNİZ

BAŞINIZ SIKIŞINCA

GÜNDEME GETİRDİNİZ

İSTANBUL’DA ÜÇBİNİN

ÜZERİNDE CAMİ VAR

CAMİSİZ Mİ KALMIŞTI

SENCE NAMAZ KILANLAR

YERYÜZÜNÜN TÜMÜNDE

NAMAZ KILMAK MÜMKÜNDÜR

CAMİ, MESCİT DEDİĞİN

BELKİ DAHA UYGUNDUR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN