• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

BİZ BU BOKU NEDEN YEDİK!

Reklam
, 0 Yorum

(İnsanoğlu çiğ süt emmiştir) cümlesiyle dillendirilen bir deyimimiz vardır.  Deyimin vücut bulmasının sebebi, anı anına uymayan insanın değişken bir varlık olmasından kaynaklanır. Bu değişim bazen iyiliğe, bazen de kötülüğe meyletme şeklinde olur. İnsanı sürekli iyi kılan, kendi nefsi ile yaptığı kesintisiz mücadeledir. İnsan bazen bu mücadelede gevşek davranır, kendini kötü akıntıya kaptırıverir. Bundan dolayı insanoğlu her zaman iyi değildir. Kimi zaman çiğ süt emmiş olduğu damarı tutar, soysuzca davranışlarda bulunur; hatta, en çok iyiliğini gördüğü kimseye kötülük yapar. Aklı başına geldiğinde de (BEN BU BOKU NEDEN YEDİM!) diye dövünür.

Osmanlı döneminde paşaların (vezir) danışman görevi gören adlarına KETHÜDA denilen adamları vardı. Yapacakları işleri onlara danışır, kararlarını buna göre verirlerdi. Günün birinde ukala Paşa’nın biri, kethüdasına:

-Hayatında yediğin en büyük bok nedir? diye sormuş.

Paşanın yakışıksız davranışlarından zaten gına getirmiş olan Kethüda sözünü esirgemeden cevap vermiş:

-Hayatta yediğim en büyük bok, bunca zarif, nüktedan, hoşsohbet paşalar varken, onlardan birine değil de senin gibi birine kethüda olmamdır!

İnsan olarak bizler de geçmişe yönelik hatalarımızı, kusurlarımızı düşünerek üzülür, özellikle büyük hatalarımızı, kusurlarımızı anımsarken de kendi kendimize (BEN BU BOKU NEDEN YEDİM) dediğimiz olur!

 (BİZ BU BOKU NEDEN YEDİK) deyimiyle özdeşleşen bir de anekdot vardır. Bu anekdotu da naklederek, bazı kararlarda geri dönüşün olamayacağını anımsatarak, davranışlarımıza ne kadar dikkat etmemiz gerekeceğini vurgulamaya çalışacağız.

Öyle anlatılır ki Paşanın biri sabah kalktığında kahyasına canının gezmek istediğini, arabanın hazırlanmasını söyler. Kahya, hizmetlilerin de yardımıyla, en iyi koşumlarla, en iyi iki cins atı arabaya koşar. At araba, atların süsü, arabanın boyası ile göz kamaştırmaktadır.

Paşa ve kahya arabaya kurulurlar. Paşanın işareti ile araba hareket eder. Bu hareket sırasında Paşa kendi kendisine “şu atlara bak, şu arabaya bak, kimde var böylesi” diyerek kasılmaktadır. Aynı anda kahyanın da aklından; ömrüm el kapılarında geçecek, keşke şu at araba benim olsaydı diye geçirmektedir.

Paşa ve Kethüda bu düşüncelerdeyken, arabaya koşulu atlardan biri bokunu yapar. Paşanın aklına bir cinlik gelir. Kahyaya, arabayı durdurmasını söyler. Kethüda da verilen emri yerine getirir.  Paşa, Kethüdaya müstehzi bir tavırla sorar:

-Bu at arabasının senin olmasını ister misin?

Kahya şaşkınlıktan gözleri yerlerinden fırlayacak gibi:

-Şaka mı bu Paşam diye sorar.

Paşa:

-Ama bir şartım var. Eğer, atın yaptığı pisliği yersen, yeminle arabayı sana veririm der.

Kethüda bir arabaya, bir boka bakar. Ömrü boyunca böyle bir arabaya sahip olamayacağını düşünerek, fırsatı değerlendirmeye karar verir ve Paşa’nın teklifini kabul eder.

Kahya, arabadan inip atın b.kunu yedikten sonra yola devam ederlerken yaptığı pazarlıktan pişman olan Paşa, Kethüdasına:

-Araba senin olmasına senin oldu. Gel sen de arabayı bana sat! der.

Kethüda razı gibi olunca, Paşa:

-Arabaya karşılık ne istiyorsun? diye sorar.

Tesadüf bu yan, tam bu sırada arabaya koşulu diğer at da, bokunu yapmıştır. Kethüda sözünü esirgemeden cevap verir:

Aldığım fiyata! Sen de ikinci atın yaptığı boku ye! Araba yine senin olsun!

Paşa, bir arabaya, bir de iki cins atın çektiği arabaya bakar. Arabadan iner ve ikinci atın yaptığı boku yer…

Araba yoluna devam ederken, uzun süre bir sessizlik hâkim olur. Sonunda, Kethüda sessizliği bozarak söylenir:

-Peki Paşam, biz bu bokları neden yedik!!!

***

Bu anekdotu naklettikten sonra, şu öğüde kulak verelim. Aman ha aman, durduk yerde BOK YEMEYELİM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN