• Dolar Alış 7.7778TL
  • Dolar Satış 7.7468TL
  • Euro Alış 9.1135TL
  • Euro Satış 9.0771TL
Reklam
Reklam

BU BÖLGEDE YAŞAMAK İÇİN MODERN VE MEHMETÇİK RUHUNA SAHİP BİR ORDUYA İHTİYAÇ VAR!

Reklam
, 0 Yorum

Son günlerde en çok tartışılan konulardan biri de getirilmek istenen yeni askerlik sistemidir. Şunun altını çizerek belirtelim ki, Ortadoğu bataklığında Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet yaşaması ancak çok güçlü, modern teçhizatlı ve MEHMETÇİK RUHUNA SAHİP BİR ORDUSUNUN BULUNMASINA BAĞLIDIR. Kısacası, böyle bir ordunun bireylerinin de her şeyden önce ASKERLİK RUHUNU içtenlikle benimsemiş olmaları gerektiğinin altını çizmek lâzım.

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra 1927’li yıllara dayanan bir askerlik sistemimiz bulunmaktadır. Bu sistem uzun süre varlığını korudu. Sistemin özüne dokunulmadan, askerlik süresinde zaman-zaman yapılan sınırlı değişiklikler sistemi pek etkilemedi.

Ancak, yeni getirilmek istenen sistemin Türk Ordusunun genleriyle oynamak anlamına gelebileceğini söyleyenler var. Askerlik süresini 6 aya indirmek, bu kutsal mesleği hiç etmek gibi olacaktır. 6 ayın tümünü en ağır koşullarda sürdürülecek bir eğitimle geçirseler dahi, silahaltına alınacakların askerlik sanatını öğrenmeleri mümkün değildir. Allah korusun, bir savaş durumunda, 3-4 aylık askerleri nasıl ve hangi mantıkla cepheye sürebilirsiniz. Asıl olan askerlik süresini 6 aya indirmek değil, uzun süreli askerliği cazip hale getirmenin şartlarını oluşturmaktır. Bir askerin, gerçek anlamda yetişmesi için 12 aylık süre bile, gerçekte yeterli değilken, bu süreyi yarı yarıya indirmenin mantığı nedir!

785 bin kilometre kara, 460 bin kilometre deniz sahanlığı olan geniş alanı ve nüfusu düşünüldüğünde bu ülkede asker sayısının 1 milyonun altına bile düşmemesi gerekeceği ortadadır. Her yıl 700 bin gencin askerlik çağına girdiği düşünülünce, mevcut durumda asker ihtiyacıyla, askere alınacak genç sayısı fifti-fifti sayılabilir. Askerlik süresini 12 aydan, 6 aya düşürürseniz, askerlik çağına girenlerin sayıları da 350 bine düşecektir. Artık kalıcı hale getirileceği belirtilen bedelli sayesinde bu rakamın nerelere kadar düşebileceğini tahmin etmek zor.

Türkiye’nin dış ve iç tehditlerle kuşatılmış olduğu, FETÖ, PKK, YPG, DEAŞ ve benzeri örgütlerle amansız bir mücadele içinde olduğu, Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Gürcistan ve Ermenistan’la olan sınırlarımızın her zaman için güvence altına alınması gerektiği düşünülürse, asker sayısının ne kadar olması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Yeni askerlik yasasıyla ilgili Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:

“TSK’nın temel görevi ülkemizin, milletimizin birliğini bütünlüğünü sağlamak. Bununla ilgili yaptığımız mücadelede öne çıkan hususlar birincisi FETÖ, PKK, YPG, DEAŞ ve terör örgütleriyle mücadelemiz büyük bir başarıyla, azimle, kararlılıkla devam etmektedir. 462 bin kilometrekarelik alanda deniz kuvvetlerimiz kendilerine verilen görevi başarıyla yerine getiriyor. Bu etkinliklerimizi yürütebilmemiz için elimizde iki husus var. Birincisi personelimiz, diğeri silah araç ve gereçleri, lojistik. 1927’den beri devam eden Askerlik Kanunu’muz var. Yeni bir askerlik sistemi olduğu ihtiyacı çıktı. Bütün modelleri gözden geçirdik. Milli ve tarihi değerlerimiz üzerinden hareket ettik. Olabildiğince yeni sistem. Reform diyebiliriz ama temelleri tarihimizde var.”

“Sistemi kurgularken kişisel, mesleki ve teknik özelliklerini göz önünde bulundurduk. Askerlik gençlerinin eğitim ve işini olumsuz etkilememeli. Bizim asıl meselemiz öngörülebilir ve sürdürülebilir olması. Gençlerin geleceğinin kendi ihtiyaçlarının planlamalarını sağlamak aynı zamanda. Sistemde yükümlülük olarak 2 milyon 200 bin şu veya şu şekilde askerliğini ertelemiş gencimiz var. Her yıl takriben 700 bin gencimiz askerlik çağına gelmiş durumda. Bunların uygun bir sıra ve usulle askerlik hizmetlerini yaptırmaya çalışıyoruz. Rakamlarda, sayılarda, istekte, tercihlerde birtakım farklılıklar çıkarsa bu konuda deneyimli olan Bakanlıklarımız var. Bir şekilde kura ile halledeceğiz.”

“Profesyonelliği iyi anlamamız ve iyi anlatmamız lazım. Türk Ordusu’nun peygamber ocağı olarak aldığımız ordu-millet geleneği olan bir ülkeyiz. Adı ne olursa olsun tamamen para karşılığı hizmet edenlerden müteşekkil bir ordu istemiyoruz. Mutlaka Mehmetçiğimiz olacak bizim. Tüm askerlerin paralı hizmet eden olmasını istemiyoruz. Daima bir tarafta bedelli, bir tarafta yükümlü olarak Mehmetçiğimizi silahlı kuvvetlerdi görmek istiyoruz. Burada muharip birliklerle alakalı çalışmalarımız. Erbaş ve erler de kullanılabilir. Örneğin komanda tugaylarımızı uzman personelimizden teşkil ediyoruz. Silahlı kuvvetlerimizi karma sistem olarak tarihi geleneklerimizi, göreneklerimizi yaşatacak bir şekilde devam ediyor.”

“Subay olacak kişilerin yine lisans diploması olacak. Gençlere biz seçim hakkı sunuyoruz, şu şekilde bedelli, şu şekilde dövizli, şu şekilde yükümlü olabilir diye. Gençlerimiz bunu kendi belirleyecek. 30 bin liraya gelince. Arkadaşlarımız ve üniversite hocalarıyla yaptığımız projeksiyonlarda burada hem bizim ihtiyaçlarımızın karşılanması hem de savunma ve güvenliğin tehlikeye girmemesi şeklinde. En optimal olarak arkadaşlarımız 30 bin lirayı buldular. Bir asteğmenimizin aldığı takriben 5 bin lira maaşın 6 katı. Askerlerin maaşı arttıkça bunlar artacak.”

“Bu konu kesinlikle çok ayrıntılı bir şekilde komutan arkadaşlarımız, subay, astsubaylarla, kıtadaki arkadaşlarımızla konuşulup, görüşülüp yapıldı. 15 binden 50 bin TL’ye projeksiyon yaptık, en uygun 30 bin TL. Kendi içinde yeterli sistem. Hem komisyonda hem Meclis’te bu sistemi koruyacak şekilde yapılması lazım. Şu an Meclis’te. Arkadaşlarımız ilgili arkadaşlarla temaslarını sürdürüyor. En kısa zamanda çıkacak. Yoğun bir çalışma içerisindeyiz. En kısa zamanda yasallaşacak, bayram öncesi olabilir.”

Doğrusunu isterseniz, Sayın Bakan’ın bazı tespitleri yerinde olmakla birlikte, askerlik süresinin 6 aya indirilecek olması, ASKERLERİN (MEHMETÇİK) VASFINA AĞIR BİR DARBE OLACAKTIR. Bütün bunların yerine, askerliği cazip hale getirmenin yolları aransa Türk Askerinin MEHMETÇİK VASFINI yitirmesine asla meydan verilmese çok daha yerinde olmaz mı!.

TAŞLAMALAR

İŞSİZLERİN İÇİNDE

YÜZDE OTUZLUK BÖLÜM

FAKÜLTE MEZUNLARI

BU GERÇEĞİ BİLELİM

İŞSİZ YÜKSEK TAHSİLLİ

SAKAT BİREY GİBİDİR

HER BİR İŞE KOŞAMAZ

DİPLOMA ENGELİDİR

ÜNİVERSİTE AÇMAK

HÜNER BU DEĞİL İNAN

OKUTMUŞSUN NE MÂNA

İŞ İMKÂNI SUNMAZSAN

DİPLOMALI İŞSİZLER

BENCE EN BÜYÜK İSRAF

BEŞ-ON YIL İGŞ BULMAYAN

FAKÜLTELİ VAR İNSAF

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN