• Dolar Alış 7.5593TL
  • Dolar Satış 7.5292TL
  • Euro Alış 8.9590TL
  • Euro Satış 8.9232TL
Reklam
Reklam

DARBELERE, MUHTIRALARA, POST MODERN DARBELERE ZEMİN HAZIRLAYANLAR  SİVİL İKTİDARLARDIR!!!

Reklam
, 0 Yorum

12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbenin 39. Yılındayız. Türkiye 27 Mayıs  1960’ta tanıştığı darbelerden bugüne kadar rahat ve huzur görmedi. 27 Mayıs 1960 tarihi, Türkiye’de askeri darbelerin postmodern müdahalelerin başlangıcı bir başka deyimle miladı olmak açısından önemlidir. Ancak, darbeleri yapanlara muhtıra verenlere zemin hazırlayanlar hep sivil iktidarlar olmuştur. Türkiye’de yaşanan ihtilalleri, post modern darbeleri ve muhtıraları birebir yaşamış biri olarak zaman tünelinden geçirelim.  14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Partinin sonunu getiren bu ilk darbeyi birebir yaşayarak dün gibi anımsıyorum. 18 yaşlarındaydım ve o zaman da gazetecilik yapıyordum. O yıllarda televizyon yoktu. Olup bitenleri radyolardan öğreniyorduk. Radyolar da Devletin tekelindeydi. Sadece Ankara ve İstanbul’dan yayın yapılıyordu. 1960 yılının 27 Mayıs günü saat 04:36’da Ankara Radyosu’ndan yapılan bir anonsla ordunun yönetime el koyduğu bildirildi. Anonsu yapan darbeyi gerçekleştiren subaylardan Albay Alparslan Türkeş’ti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Başbakan Adnan Menderes gözaltına alınmışlardı. Darbeciler, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel’i İzmir’deki evinden pijamayla Ankara’ya getirterek, ihtilalin lideri  ilân etmişlerdi. Gürsel radyoda bir açıklama yaparak ihtilal süresince meclis yerine yasama organı şeklinde çalışması için kurulan Milli Birlik Komitesi’nin üyelerini açıkladı. Yeni bir anayasanın hazırlanması çalışmalarına başlanacağını söyledi. 28 Mayıs‘ta Milli Birlik Hükümeti kuruldu.

Demokrat Partinin tutuklanan üst düzey yöneticileri YASSIADA’DA kurulan göstermelik mahkemede yargılandılar. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildiler. İçişleri Bakanı Namık Gedik darbenin yapıldığı gün intihar etmişti.

Aradan yıllar geçti, demokrasi rayına girdi derken,  12 Mart 1971 Muhtırası yaşandı. Süleyman Demirel’in üçüncü Başbakanlığı dönemiydi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyicioğlu, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanına bir muhtıra vererek, hükümetin istifasını ve yeni bir hükümet kurulmasını istediler. Başbakan Süleyman Demirel de bu muhtıra sonrası istifa etti. Emir komuta zinciri içerisinde kansız bir şekilde gerçekleştirilen bu darbe bir ilk olma özelliği taşımaktaydı. Diğer ihtilallerin aksine partiler ve meclis kapatılmadı. Nihat Erim Hükümeti kurularak parlamenter sisteme devam edildi. Bu arada Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak için istifa eden dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler meclis tarafından ekarte edilerek, Cumhuriyet Senatosuna Cumhurbaşkanı kontenjanından atanmış olan Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi.

Emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşen bir diğer darbe de 12 Eylül 1980’de bundan 39 yıl önce gerçekleşmiştir. Yine bir Süleyman Demirel hükümetine karşı girişilen bu askeri darbe, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları tarafından gerçekleştirilmişti.

Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen darbelerden biri de  (POST-MODERN DARBE) olarak nitelendirilen ve 28 Şubat 1997 yılında yaşanan askeri müdahaledir. Bu darbe Necmettin Erbakan’ın Başkanlığındaki REFAHYOL hükümetine karşı yapılmıştır. Erbakan, Başbakanlıktan istifa ettirilirken, yerine geçmesi önerilen Tansu Çillerin Başbakanlığına geçit verilmemiş, Mesut Yılmaz hükümeti kurulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar yaşanan en kanlı darbe girişimi ise 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen FETÖ kalkışmasıdır. Bu darbe halkın ve özellikle Türk Silahlı kuvvetleri içindeki ATATÜRKÇÜ generallerin, subayların karşı koymaları karşısında muvaffak olunamamış, ancak, tarihimize kara bir leke olarak düşmüştür.

Peki, bütün bu darbelerden, post modern müdahalelerden, muhtıralardan iktidarlar ders çıkarmışlar mı! Hiç zannetmiyoruz. Adaletin göğe çekildiği gerçeğiyle karşı karşıya bulunan bir ülkede yaşadığımızın farkında değil miyiz!

Bir 12 Eylül arifesinde böyle bir yorum yaptık ki, milletimizin darbelerden neler çektiği daha iyi anlaşılsın, hiç kimseler, hiçbir dahili ve harici güç, cennet vatanımızda bir daha darbe girişiminde bulunmaya cesaret etmesin. İktidarlar da, darbelere zemin oluşturacak tutum ve davranışlardan kaçınsınlar. Unutmayalım, hatalar devam ederse, tarih tekerrür eder!

Yorumumuzu bir cümleyle noktalayalım. Cumhuriyet tarihimizde yaşanan darbelerden, muhtıralardan gerçekleştikleri dönemin siyasilerinin kusurları ve ihmalleri olduğunu da asla göz ardı etmeyelim. Darbesiz, muhtırasız, demokrasinin taçlandığı bir Türkiye’de yaşamak dileklerimizle…

ANEKDOT

27 Mayıs 1960 darbesi sırasında YASSIADA’DA kurulan göstermelik mahkeme kararlarına karşı itiraz edildiğinde Mahkeme Başkanı Salim Başol’un “Sizi buraya tıkayan kuvvet böyle istiyor” sözleri kayıtlara geçmişti. Polatkan’ın sözlü savunması ise Başol’un “Öyle şey olmaz, kısa kes, az konuş!, Sizi on beş dakikadan fazla dinleyemeyiz.” sözleri ile son bulmuştu.

O günden, bugüne demokrasimizde ne değişti dersiniz!

TAŞLAMALAR

İSRAF HARAMDIR ELBET

KUR’AN’DA VAR DELİLİ

HADİSLERLE DUYURMUŞ

İSLAMIN PEYGAMBERİ

MÜSRİFLER ŞEYTAN İLE

AYNI ZİKREDİLMİŞTİR

MÜSRİFLER ŞEYTAN İLE

KARDEŞTİR DENİLMİŞTİR

BU İSRAFTAN KURTULSAK

NİMETLERİ PAYLAŞSAK

HERKES MUTLU OLURDU

GERÇEK OLAN BUDUR BAK

MİLYARLARI İSRAFA

HARCIYORSA BU MİLLET

HALKIN BÜYÜK BİR KISMI

ÇEKER YOKLUK VE ZİLLET

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN