• Dolar Alış 7.6503TL
  • Dolar Satış 7.6198TL
  • Euro Alış 8.9849TL
  • Euro Satış 8.9490TL
Reklam
Reklam

DEPREM AFETLERİNİ, EN AZ CAN KAYBIYLA ATLATMAK..

Reklam
, 0 Yorum

İstanbul’un Silivri ilçesinde meydana gelen 4.6 büyüklüğündeki deprem, korkuttu Marmara Bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızı… Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat’ın bu deprem nedeniyle yaptığı açıklamada vurguladığı önemli hususlar; “Deprem bilinci yüksek bir toplum haline gelmeliyiz. Hasarlı binaların mutlaka rehabilite edilmeleri gerekir… Marmara’da büyük deprem beklentimiz var…” sözleriyle dile getirdikleriydi kanımca…

Ülkemiz her noktasında deprem kuşağındadır ve geçmiş yıllarda yaşanan deprem afetinde çok sayıda can kaybı yitirilirken, büyük zararlar yaşandı ekonomik alanda da… Ne var ki bu acı gerçeğe rağmen, toplumda deprem bilincinin gelişmesine yönelik ciddi bir gayret gösterilmediği gibi, can ve mal kaybının büyük boyutta gerçekleşmesine sebebiyet veren hasarlı binaların depreme dayanıklı konuma getirilmeleri için gerekli olan önlemlere de yeterince sahip çıkılmamıştır maalesef…

Depremlerde can ve kal kaybının yüksek oranda gerçekleşmesinin en önemli nedeni, milyonlarla ifade edilen binaların depreme dayanıklı olmayışlarıdır ve bu bağlamda ele alınan çalışmalar çok ağır seyretmekte… Başta İstanbul olmak üzere yurdumuzun her yerindeki hasarlı binaları bir an önce depreme dayanıklı konuma taşıyabilme hususuna öncelik tanınması kaçınılmazlık araz ederken, bu beklenti için 20-25 yıllık bir zaman dilimi gerektiğinin zaman zaman ilgililerce dile getirilmesi; “Hiçbir hizmet canımız kadar önemli değil…” tepkisine yol açmaktadır haklı olarak… Gerçekten, madem ülkemizin her noktasında deprem kuşağında yer aldığı bilindiğine göre, meydana gelen afette daha çok can ve mal kaybına neden olan hasarlı binaları rehabilite etmek, yani depreme dayanıklı olacak konuma taşımak, çok daha önemli değil mi diğer hizmetlerden?..

Depremin sık sık yaşandığı ülkelerden biri olan Japonya’da 9 büyüklüğündeki deprem bile can kaybına yol açmamakta ve bu nedenle bu ülkenin inşaat yapı teknolojisini ithal etmekte yarar var ama, birçok ihtiyaç kalemini başka ülkelerden ithal eden ülkemiz söz konusu teknolojiyi önemsememekte… Kalafat’ın; “Deprem bilinci yüksek bir toplum haline gelmeliyiz…” sözleri yabana atılacak sözler değil elbet… Halkımıza deprem bilincini aşılamaya yönelik gayretler oldukça yetersizdir ve böyle bir bilinci oluşturmak hiç de zor değil…

16 milyon nüfuslu İstanbul’umuzda hasarlı binaların çok olması, Allah korusun olası şiddetli bir deprem, korkunç oranda can ve mal kaybının yaşattıracaktır yurttaşlarımıza… İlimiz Siirt’in de birinci derecede deprem kuşağında yer aldığı gerçeğini; İstanbul’da korkutan deprem vesilesiyle hatırlatarak, özellikle “Yukarı Siirt” diye ifade edilen yerleşim alanında kentsel dönüşümün çabuklaştırılması gerektiğine dikkat çekiyorum tekrardan!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN