• Dolar Alış 7.5796TL
  • Dolar Satış 7.5493TL
  • Euro Alış 8.8341TL
  • Euro Satış 8.7989TL
Reklam
Reklam

Eruh’un Milan Mezrası Katliamının Mağdurları Devletin Sıcak Şefkatini Bekliyor

Reklam
, 0 Yorum

18 Ağustos 1987 günü Eruh ilçemizin Milan Mezrasında sözün tam anlamıyla bir  katliam yaşanmıştı. O zaman “Apocular” olarak bilinen gözü dönmüş teröristler (PKK), 18 Ağustos 1987 günü gecesi saat 21:30 sıralarında Eruh ilçemize bağlı Kılıçkaya Köyü Milan Mezrası’na girmek için saldırıya başlamış, Geçici köy korucuları Şakir Sever, Şükrü Narin ve Ömer Baykara ile bir süre çatışmaya girmiş, karşı koyan korucuların mermilerinin bitmesini bekledikten sonra, mermileri tükenen korucuların evlerine çekilmelerinden sonra  mezraya üç koldan girerek öncelikle Beştaş, Narin ve Baykara ailelerinin oturduğu evlerde kanlı katliamlarını gerçekleştirmişlerdi.

Köy meydanına  topladıkları çocukları, kadınları, erkekleri de kurşuna dizen teröristler daha sonra Kürtçe marş söyleyerek Milan’ı terk etmişlerdi. Milan Mezrası Katliamı, Terör örgütü PKK’nın yaptığı en büyük ve en vahşi katliamlardan biri olarak zihinlere kazınmış bulunmakta. 3 günlük, 6 günlük bebeklerin bile katledildiği bu vahşi olayda:

Bahar Narin (3 günlük bebek), Zeynep Beştaş (6 günlük bebek), Naciye Beştaş ( 3 yaşında), Halise Narin (4 yaşında), Kemal Demir (4 yaşında), Halit Demir (5 yaşında), Hediye Narin (5 yaşında), Fuat Beştaş (7 yaşında), Hazine Beştaş (7 yaşında), Sabriye Beştaş (10 yaşında), Nurcan Baykara (10 yaşında), Süleyman Dündar (10 yaşında), Hacı Beştaş (12 yaşında), Hamide Beştaş (14 yaşında), Sabiye Narin (20 yaşında), Şükrü Narin (27 yaşında), Hayrettin Seyin (30 yaşında), Şakir Sever (33 yaşında), Şehriban Beştaş (35 yaşında), Ömer Baykara (45 yaşında), Muhabbet Demir (50 yaşında), Behiye Sever (55 yaşında), Halil Baykara (60 yaşında) ve Ali Sever (65 yaşında) hunharca katledilmişlerdi.

Bu kanlı katliamı, önceleri Devletin üzerine yıkmak isteyen PKK, bilahare Serxwebun adlı gazetelerinin 13 Ağustos 1988 tarihli özel sayısında yaptığı bu katliamı hem de gururlanarak itiraf etmişti. Aradan 31 yıl geçti. Öyle anlaşılıyor ki, bu katliamın mağdurları hala devletin sıcak şefkatine muhtaç. Bu katliamda eşini, kızını, kardeşini kaybetmiş mağdurlardan Yunus Narin, Gazetemize gelerek sorunlarını anlattı. Psikolojik rahatsızlıkları olduğu anlaşılan Yunus Narin, köydeki şehitliğin perişan bir durumda olduğunu, şehitler için doğru dürüst bir mezarlığın dahi yapılmadığını, kendisinin de şeker hastası olduğunu, bol oksijenli bir arsa üzerinde kuracağı çadırda yaşamak istediğini belirterek, içinde yaşayacağı bir çadır kurmak için kendisine hazine arazisinden 100 metrekarelik bir arsa tahsisini isteyerek, şehitlerin bulunduğu mezarlığın da düzenlenmesini ve ihata duvarıyla çevrilmesini istemekte.

Yetkililerin ve etkililerin dikkatlerine sunulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN