• Dolar Alış 7.8438TL
  • Dolar Satış 7.8125TL
  • Euro Alış 9.2983TL
  • Euro Satış 9.2612TL
Reklam
Reklam

GÜVEN YİTİREN İNŞAAT SEKTÖRÜ

Reklam
, 0 Yorum

TÜİK tarafından açıklanan Ağustos ayı “Sektörel  Güven Endeksleri” raporuna göre, inşaat sektöründe geçen Temmuz ayına kıyasla %11’lik bir azalma meydana gelmiş bulunuyor. “Ekonominin lokomotifi” olarak ifade edilen inşaat sektörüne yapılan bu yakıştırmanın nedeni; 20 ekonomik sektör içinde en güçlü 4 sektörden biri olmasıdır ve son yıllarda inşaat sektöründe yaygınlaşma olmasaydı, işsizlik oranı çok daha yüksek olacaktı. Tabii ki bu durum madalyonun sadece bir yüzüdür. Madalyonun ikinci yüzüne bakıldığında, dışarıdan gelen sıcak paranın betona yatırılmış olmasının ülkenin büyüme oranını yükselttiği ve üretimin dikkate alınmamasının ise bugün yaşanan ekonomik sıkıntının en önemli nedenini teşkil ettiğine hükmetmemek mümkün değildir.

İnşaat sektörü güven endeksindeki gerileme, siyasi aktörler tarafından “Ekonominin lokomotifi” olarak ifade edilen sektörün bundan sonraki akıbeti noktasında düşündürücülük arz ediyor. İnşa edilen konutlardan “Kira öder gibi” edinen vatandaşlarımızın sayısı çok azdır, yani; konut edinenlerin çoğu, yatırım yapmak için konut satın alıyorlardı ve banka faizlerindeki yüksek  artış nedeniyle parası olanların konut satın almak yerine, parayı banka faizine yatırmayı tercih edeceğini, başkaları gibi yaygın söylentilerden anlamaktayım.

“Banka faiz oranı, kiraya verilecek mülkten daha iyi gelir sağlamış olacak. O halde neden kiracılarla uğraşayım..” diyenlerin, sanırım sayıları artacaktır. Yani, “Ekonominin lokomotifi” olarak ifade edilen inşaat sektörü de, bir zamanlar tarım sektörü sayesinde “Dünyanın kendi kendine yeterli 7 ülkesinden biri” olan sıfatını nasıl yitirdiyse, aynı şekilde sıfatını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilecektir.

Ekonominin düze çıkması için ilgililerin zaman-zaman belirttikleri gibi  daha çok üretmek gerekir ama, sözü edilen üretimin; konut üretmek olmadığı da muhakkaktır. Öyle ya; dikilen konutların başka ülkelere ihraç edilmesi imkansız olduğuna göre başka türlü bir değerlendirme yapılamaz ve ilgililer de bu gerçeği herkesten çok daha iyi biliyorlar. Ülkemiz, özellikle sahip olduğu potansiyeller alanında daha çok üreten, ithal ettiğinden daha çok ihraç eden bir ülke konumunda olsaydı, inşaat sektörünü canlı tutmak için seferber edilen gayretleri alkışlayacaktık. Ne var ki, birçok ihtiyaç maddesini başka ülkelerden ithal etmek zorunda kalmış bulunuyoruz ve bu ciddi olumsuzluğu yeni konutlar dikmekle gidermenin  asla mümkün olmayacağı da bilinmektedir.

Karşı karşıya kalınan olumsuzlukların nedenleri sağlıklı şekilde saptanarak gerçekçi önlemler alınmadıkça, inşaat sektörünün yanı sıra başka sektörlerimizde de gerileme yaşanacak ve ekonomik alandaki toparlanma beklentisinde hedefe ulaşmak zorlaşacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN