• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

HALA UMUT VAR

Reklam
, 0 Yorum

Bazı şeyler vardır değiştirilebilir, hayatın akışı gibi.. Çok da zor değil aslında, sevmek lazım hayatı, yaşamı, insanları, doğayı ve içinde olan tüm canlı varlıkları.. Peki yapıyor muyuz? Sanırım  hayır.. Önce biz eleştiri yapalım, paylaşımcı mıyız? Eskiler bilir ve söylerler, komşusu açken tok yatan bizden değildir.. Oysa şimdi öyle mi? Herşey maddiyat, paran varsa çok dostun, mevkin vardır.. Bu her alanda böyle.. Zenginin cenazesine bir bakın, kerli ferli adamlar ne kadar iyi bir insandı diye yalandan ağlamalar, yok şöyle insandı, yok böyle hayırseverdi gibi beylik cümleler.. Fakirin cenazesi ise çok yakın değilse nerede ise cenazeye gitmek bile zul gelir insanlara, olur da bir şey lazım olursa ihale üstüne kalmasın diye..

Bir de yaşarken çok büyük çevre lazım, şöyle hamili kart yakınımdır diyebileceğim türden gibi, her kapının açılıp her sofrada yeri olup, oturup insanların dedikodusunu yapabileceği bir ortamı olan ve her türlü alışverişin hasıl olduğu.. Para kazanda menşei ne olursa olsun denilen şekilde.

Böyle bir yaşam olabilir mi? Varmış maalesef.. Bende yeni öğrendim ve bir arkadaşım anlattı, bende yazayım dedim.. Devam etti arkadaşım anlatmaya, bu ülkenin insanları çok değişik yerlerde inanılmaz şekilde evler yaparlarmış, dere kenarına, deniz kenarına suyu çok sevdikleri için çok yağmur yağar dereler taşar çokça ölümler olurmuş ama nafile.. Hiç bir yetkiliyi dinlemezler yine bildiklerini okurlarmış.. Hoş yetkili gelse cezada yazamaz, çünkü bunların bölgesinde yabancı bir insan başkan yahut başka bir yetkili olamazmış!. Çünkü hepsi akraba, ya anne tarafından ya da baba tarafından üstelikte sert ve hırçın insanlarımız.. Öyle laftan anlayan cinsten değil, zaten normal ölümde azmış, normal bir ölüm olayında bile çok umursamazlarmış ama birisi silahla öldürülürse çok ehemmiyet gösterirlermiş.. Garip değil mi? Ama böyleymiş, oralarda bir de çocuk yaşta kızları evlendirmeye çok gayret ederlermiş.. Hatta bu çocuk gelinlerle evlenmek isteyen babaları, dedeleri yaşında utanmaz adamlar varmış ama maalesef bir geçim kaynağı olmuş.. Haa bir de bunu meşru hale getirmek için bu işler için akıl verebilen din adamları yetiştirmişler ve bu din adamları, hiç bir iş yapmaz ama insanları cennetten tapu vaadi ile kandırır ve oradaki saf ve iyi niyetli halkı kandırarak mis gibi bir hayat sürerek elini soğuk sudan sıcak suya koymazmış.. Altlarında son model arabalar, 2 ya da 3 evlilik, bir harem hayatı ve gelsin saltanat.. Bazıları işi resmen ticarete dökmüş, din adına kendi inandıkları peygamberlerinin hırkasını, terliğini, gömleğini pazarlar insanları kandırarak yazlık yerlerde, denizlerde sörf yapar, jet ski ile poz verirmiş.. Sorduğun zaman dünya nimetlerinden faydalanmak lazım dermiş.. Haklı bence de.. Doğrusunu yapıyor tabi.. İçlerinde bu eğitimi gerçekten okulunda almış ve bu uğurda çok çalışıp akademisyen olup, öğrenci yetiştirip insanların ve yaradanın da rızasını kazanan insanlar varmış ama sayıları azmış.. Olsun bu da hiç yoktan iyidir diyor arkadaşım.

Bir de bu ülkede yaşayan insanlar çok okuma meraklısı değilmiş, erkekleri spora, kadınları da evde televizyona ve internette sosyal medyaya çok meraklıymış.. Bunu fırsat bilen medya kuruluşları, kadınlar için sabah kuşağında gelinimi oğlumdan nasıl boşatırım yahut kaynanamı nasıl boğarım gibi çok eğitici olmayan ama o programları takip eden kadınların ilgisini çekebilecek programlar hazırlarlarmış.. Okumuyorlar dedim ya bazı özel yazarlar ve haberciler varmış elbette.. Mesela bir yazar 350 dolar gibi dünyada eşi benzeri çok az olan rakamlara kitaplar çıkarmış.. Düşünsenize bizim parayla 2500 lira bir kitap.. Üstelik eğer imzalı istersen 1000 dolar özel kapaklı ve beraber çekilmiş bir resmin varsa 2000 dolar.. Duy bunları Yusuf Salih Arıtürk.. 3 kuruş alıyoruz diye canımız çıkıyor.. Ne yazarlar var her neyse, bu yazarın bir de 2 kankası varmış birisi haberci.. Gerçi çok önceden kumarhanesi varmış ama olsun herkes bilmezmiş ve üstelik baskınlara gider bulduğu uygunsuz haberlerle şantaj yaparak bu kadar vermezsen deyip istediğini alır, sonra da halka ayıp olmasın diye bir kaç küçük şey yayınlarmış.. Bir de bunların diğer kankası varmış, hayvan terbiyecisi.. Hayvanları eğitir, oynatır para kazanırmış.. Bunların ortak özellikleri de hükümete muhalif olmakmış ve bir çok da takipçileri varmış.. Zaman-zaman bir araya gelerek halk adına açıklamalar yapıyorlar, bazen de örgütledikleri insanları öne sürüp ortalığı karıştırmak için zemin hazırlıyorlar, zaman zaman da başarıyorlarmış.. Aslında yok bunlar ağaç kesiyor, yok bunlar termik santral yapacağım diyen hükümetin aleyhinde insanları ve dışarıdaki dostlarıyla birlikte hareket ederek ayaklanma bile çıkarmak istiyorlarmış.. Arkadaşım anlattıkça ben  hayretler içerisinde kalıyor, yahu dost bu senin anlattığım ülkede hiç mi okumuş insan, eğitimli insan yok dedim.. Olmaz mı dedi, bir sürü var ama onlar da yaşamın kendilerine kurmuş olduğu tüketici tuzağında debelenip duruyorlar, artık o kadar yorulmuşlar ki annelerine ve babalarına bile bakamıyor, huzurevlerine yerleştiriyorlarmış deyince ben de yok artık insan ana babasını diri-diri mezara sokar mı dediğimde, mecburlar şimdi ki zaman gelinleri kayınvalide ve kayınpeder istemiyorlarmış deyince ben inanamasam da arkadaşım maalesef ama gerçek bu dedi.. Üstelik bu ailelerin çocuklarında çok sorunlu, çünkü anne-baba elinde büyümüyorlar, ya kreşte yahut bakıcı kadınlar oluyormuş.. Ne yapsın zavallı anne-baba çalışmak zorunda olduğu için çocuğu bırakacak yer kalmamış, dede ve büyükannelerde huzurevinde olunca maalesef böyle bir tablo ortaya çıkmış…

Tabi böyle sevgisiz büyüyen çocuklarında ruhsal bunalımlarının olması gayet doğalmış, çok olay oluyormuş orada kedi kesen satanistler mi, değişik şekilde din inanışları mı, veyahut ateizm ve deizm olan merak ve tabii ki yalnızlıktan arkadaş baskısıyla çocuk her ne kadar kendini korusa da düşürülen uyuşturucu tuzağı ve küçük yaştan itibaren seks tuzakları, cinsellik yaşı on beş yaşlarına kadar düşmüş deyince benim içim şişti ve yeter Allah aşkına neresi burası dedim.. Söylemem, sen gazete yazarısın okurlarına sor onlar bilirler mutlaka deyince ben de sizlere sormak istedim.. Bu arkadaşımın anlattığı ülke sizce hangisi? Ben ne kadar düşündüysem bir türlü anlayamadım ve bir de Allah’ıma şükrettim iyi ki böyle bir memlekette yaşamıyoruz diye..

Allah, ağzımızın tadını, birlik ve beraberliğimizi bozmasın, kendinize iyi bakın ve sizde çok şükredin, bakın ne ülkeler var.. Arkadaşım bunun devamı da var dedi, siz dinle ve yaz derseniz ben tabii ki yazarım.. Hoşçakalın..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN