• Dolar Alış 7.5796TL
  • Dolar Satış 7.5493TL
  • Euro Alış 8.8341TL
  • Euro Satış 8.7989TL
Reklam
Reklam

HALKI OYALAMAK İÇİN İYİ BİR FIRSAT!

Reklam
, 0 Yorum

Kudüs sorunu, bugünün sorunu değil, yılların sorunudur. İsrail denilen terörist devlet 1949 yılından beri Kudüs’ü başkent ilan etmiştir. Erdoğan’ın 2005 yılında İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında, “İsrail’in, Yahudi milletinin başkenti Kudüs’e hoş geldiniz” sözleriyle karşılandığı belirtilmektedir.O zaman, bu her ne hikmetse bu sözlere sessiz kalınmıştır.  Şimdi, ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti diye bağırıp çağırıyor (Kudüs kırmızı çizgimizdir) diyoruz.

Elbette, Kudüs kırmızı çizgimizdir ve öyle olmağa devam edecektir. Şu işe bakınız ki, tam Rıza Sarraf’ın ABD mahkemelerinde itiraf ve iftiraları devam ederken, birdenbire Kudüs konusu ortaya çıktı. Böylece Türkiye’nin gündemi Kudüs’e endekslendi.

Bu arada enflasyonun yüzde 13 dolaylarında seyretmesi de unutuldu. Türkiye’nin bütün sorunları iç ve dış siyasetiyle ilgili konular ötelendi.

Hükümet açısından, gerçekten çok iyi bir fırsat ortaya çıktı. Türkiye’nin iç ve dış sorunları rafa kaldırıldı. Kudüs gibi hassas bir konuya yönelmekle mevcut iktidar mensuplarının ne kadar (dini bütün) olduklarını vurgulamak açısından protesto mitinkileri düzenlenmekte.

Evet, 80 yıllık Kudüs konusu ne iyi oldu da yeniden gündeme geldi. Türkiye’nin iç ve dış sorunlarını unutturmak açısından Trump, en büyük iyiliği aslında mevcut hükümete yaptı. Trump, kuyuya bir taş attı. Şimdi, o taşı çıkarmak uğraşı içine girildi!

“KÖY YERİNDEYKEN,  10 ÇOCUK YETMİYORDU”

Olağanüstü hâl yıllarında, Olağanüstü Hâl bölge Valileri sık-sık bölgeye bağlı illeri gezer, halkın sorunlarını bizzat halktan dinlemeye çalışırlardı. İlk Olağanüstü Hâl Bölge Valisi, aynı zamanda Diyarbakır Valisi olan Hayri Kozakçıoğlu’ydu. En uzun süreyle de bu görevi O yürüttü.

İşte, bu Olağanüstü Hâl Bölge Valilerinden biri, bir gün Siirt’e gelmiş. Vatandaşların yoğun olduğu Tillo Caddesi üzerinde, işhanının bulunduğu alanın karşısındaki çayhanelerden birine girmiş. Hemşerilerimizin hallerini, hatırlarını sormuş. Tabii, “fırsat bu fırsat” diyerek hemşerilerimiz de sıkıntılarını anlatmağa başlamışlar.

İçlerinden biri, terör olayları sebebiyle arazilerini, tarlalarını, bağlarını, bahçelerini  bırakarak, köyünü terk ettiğini ve Şehre yerleştiğini söylemiş. Çocuklarıyla birlikte, işsiz, güçsüz ve ekmeğe muhtaç duruma düştüğüne yana, yakıla anlatmış, kendisi ve çocukları için iş istemiş.

Olağanüstü Hâl Bölge Valisi:

-Kaç çocuğun var?  diye sormuş, köylü vatandaştan:

-On çocuğum var!

Cevabını alınca:

-E be kardeşim, hiç on çocuk yapılır mı? Yapanın hali işte böyle olur! Nüfus plânlaması denilen bir şey var! diyecek olmuş.

Köylü cevap vermiş:

-Vali Paşa Hazretleri, vallahi, köyde 10 çocuk yetmiyordu. Çocuklardan biri bağı  bellerdi, diğeri bahçeye ektiğimiz sebzeleri sulardı. Biri, tarlayı sürerdi. Bir diğeri hayvanların sütünü sağar, yoğurt yapardı, biri sağılan sütü, yapılan yoğurdu şehre getirir satardı. Biri dağa gider, odun getirirdi. Biri Botan çayına gider, balık tutardı. Biri hayvanları sıvamaya götürürdü. Emin ol Vali Paşa Hazretleri şimdi cebimde bir paket sigara alacak param yok. Ama, terör yokken, ben köyde 10 çocuğumla ve aileleriyle birlikte yaşarken, Köyümüze gelseydin, senin şerefine 2-3 koyun, kuzu keser beraberinde gelenlerle birlikte size ziyafet çekerdim. Zaten, köy yerindeyken, misafirimiz hiç eksik olmazdı. Yoldan gelen geçenleri bile durdurur, ağırlardık. Köy yerinde çocuk güçtür, kuvvettir. Ne kadar çocuğun varsa, o kadar güçlüsün demektir!

Köylü vatandaşın verdiği bu cevap karşısında, Olağanüstü Hâl Bölge Valisinin cevabı şu olmuş:

-Ne diyelim! Allah, bu terör afetini milletimizin başına salanların belâsını versin. Köylü yurttaşlarımızın, yeniden köylerinde yaşayabilecekleri huzurlu günler  bir an evvel geri gelsin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN