• Dolar Alış 7.6883TL
  • Dolar Satış 7.6576TL
  • Euro Alış 8.9572TL
  • Euro Satış 8.9215TL
Reklam
Reklam

HEP FAKİR AİLE ÇOCUKLARI ŞEHİT OLUYORLAR, DERKEN!

Reklam
, 0 Yorum

İşin doğrusu bu. Şehit olanlar, genelde hep fakir ailelerin çocukları. Zaman-zaman medyaya akseden haberlerden bunun böyle olduğunu anlıyoruz. Yıkık dökük evlerde, gecekondularda yaşayanların çocukları bunlar.

Medyaya düşen yeni bir haber, konuyla ilgili düşüncemizi pekiştirdi. Haberdeki bilgilere göre Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk şehidi Musa Özalkan, 2009’da karıştığı trafik kazasından dolayı 109 bin lira tazminat ödemeye mahkum olmuştu. Özalkan 22 Ocak günü şehit olunca, alacaklısı tahsilat için harekete geçmiş ve Devlet tarafından ödenecek ikramiyeye el konulması için icraya başvurmuştu. (Bu kadar da olmaz) dedirten olay gerçekten yürekler dağlayıcıdır.

Musa Özalkan, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk kahraman şehidi. 22 Ocak’ta ulaşan kara haber tüm Türkiye’yi yasa boğduktan 1 gün sonra vicdanları yaralayan bir olay yaşanmış, Şehidimizin daha önce yaptığı kazadan dolayı tazminat borcunun tahsili için karşı tarafın avukatı, Musa Özalkan’ın arabasına ve emekli ikramiyesine 23 Ocak’ta haciz kararı aldırmış. 5 aylık kız babası, şehit Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın cenaze törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli de katılmıştı.

Şahadet haberini fırsat bilen karşı tarafın avukatı Emine Gün, 22 Ocak’ta Musa’nın şehit olduğunu öğrendikten bir gün sonra harekete geçmiş, 23 Ocak saat 14.51’de Yozgat Yerköy İcra Dairesi’ne müracaat ederek, Şehidin hem emekli ikramiyesine hem de aracına haciz konulmasını şöyle talep etmiş. Gerçekten utanılacak ve ibret verici bir durum. Bir şehidin ardından gelen ilk işlemin HACİZ DAVASI olması ne kadar ibret verici bir durumdur, değil mi…

Hani şehitler ölmezdi. Meğer, arkalarından icra işlemleri bile gelebiliyormuş. Yazıklar olsun…

EŞEĞE TERS BİNDİRİLEREK ŞEHİRDE DOLAŞTIRILAN AĞA!

Beyliğin, ağalığın hükümferma olduğu dönemlerde, Şehrimizde zulmüyle ün salan bir ağa peyda olmuş. Herkes, bu ağadan nefret ediyor amma, kimselerin de ona karşı koyacak güçleri yokmuş. Ağanın zulümlerine karşı nihayet cesur birkaç kişi bir araya gelmişler. Siirtli Ağanın bağlı olduğu beylerbeyine gitmişler ve şikâyette bulunmuşlar.

Beylerbeyi, önce birkaç adamını tebdil-i kıyafetle Siirt’e göndermiş ki, gerçeği öğrensin. Beylerbeyinin, tüccar kıyafetinde Siirt’e gelen adamları da, kaldıkları handa ağanın adamlarının tasallutuna uğramışlar. Ağanın adamları, onlardan da haraç almışlar. Tabii, onlar kendilerini tanıtmamışlar.

Dönüşlerinde, durumu olduğu gibi beylerbeyine aktarmışlar. Bunun üzerine adının İZDİN ŞER olduğu söylenen beylerbeyi, bir süvari müfrezesiyle birlikte Siirt’e gelmiş ve ağanın konağını sarmış. Ağayı yakalatıp İBRET-İ ÂLEM İÇİN yüzünü karartarak semersiz, uyuz bir eşeğe ters bindirmiş, eşeğin kuyruğunu da eline tutuşturmuş. Bu halde, Siirt’in bütün çarşılarını, sokaklarını gezdirmiş. Zaten, o zamanki Siirt de bir avuçluk yerden ibaretmiş!

Boşuna mı demişler: “El elden üstündür, arş-ı âlâya kadar” veya “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste, aheste!” diye…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN