• Dolar Alış 7.8438TL
  • Dolar Satış 7.8125TL
  • Euro Alış 9.2983TL
  • Euro Satış 9.2612TL
Reklam
Reklam

HİCRİ YILBAŞI

Reklam
, 0 Yorum

20 Ağustos Perşembe günü Arabi aylardan Muharrem ayının ilk günü. Yani, Hicri Yılbaşı. Hicri Takvim HZ. MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri Takvim; Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır.

Hz. Peygamber, Safer ayının 27. günü Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası’nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine’ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba köyüne gelmiş. Burada Kuba Mescidi’ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmişlerdir.

Hicrî Şemsi Takvime Türkiye‘de Rumî Takvim de denir. Hz. Peygamberin Kabe’ye geliş günü olan miladi 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden, Arapça’da güneş anlamına gelen Şems kelimesinden de anlaşılacağı üzere, dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan bir takvimdir.

Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvim için yılbaşı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Uygulamada Hicri Takvim olarak bu bilinmektedir.

Evet, 19 Ağustos itibarıyla bir Hicri takvimi daha gerilerde bırakırken, 20 Ağustos gününe denk gelen Muharrem ayının birinci gününü de Perşembe günü kutlayacağız. Yani Hicri (Rumi) takvimde bir yılı gerilerde bırakarak, yeni bir yılı idrak etmiş olacağız. Hicri takvime göre 15. asrın  (1400-1500) bir başka önemi vurgulanıyor. Hazreti Mehdi’nin bu asırda zuhur edeceği, Hazreti İsa aleyhisselamın da Dünyaya bu asırda teşrif edecekleri, hâdis-i şeriflere dayandırılarak iddia ediliyor. Tabii, konuyla ilgili hadis-i şeriflerin ne derece sahih oldukları konusunda, hâdis ilmiyle meşgul olanların karar vermeleri gerekmekte.

Gerçekten içinde bulunduğumuz asırda Hazret-i Mehdi zuhur edecekse ve Hazret-i İsa bir daha dünyaya teşrif edecekse, bu arada DECCAL’İN de gelmiş olması lâzım gelmez mi!

Evet, 19 Ağustos Çarşamba günü gecesi Muharrem ayının ilk gecesidir. Dolayısıyla Hicri yılın  da başlangıcıdır. Yani Hicri Yılbaşıdır. Dinimize göre Muharrem ayı, aylar içinde en kutsal olanıdır. Bütün İslam âlemi Muharrem ayına büyük hürmet gösterirler. Özellikle Alevi kardeşlerimizin bu konuda daha hassas oldukları gerçeğini kabul etmek zorundayız.

Müslümanlar tarafından kullanılan ve Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun) hicret tarihini esas alan takvim, Hazret-i Ömer zamanında  ihdas edilmiş olup devam ettirilmektedir.

Muharrem ayı içindeki en önemli zaman dilimi ise bu ayın onuncu gününe denk gelen AŞURE günüdür. Arapça bir kelime olan (Aşure) zaten (ONUNCU GÜN) anlamına gelir.

Muharrem ayı İslamiyet öncesinde ve sonrasında da insanlık için dönüm noktaları sayılabilecek önemli olayların yer aldığı bir aydır.

Tarihi perspektif içinde ele alırsak Aşure gününün önemi Hazret-i Adem’in tövbesinin kabul edildiği gün olmasına kadar uzar gider. Hazret-i İdris’in diri olarak göğe yükseltilmesi, Nuh’un gemisinin tufandan kurtulması, İbrahim’in ateşte yanmaması, Yakup’un oğlu Yusuf’a kavuşması, Eyyüb’ün hastalıklarının iyileşmesi, Musa’nın Kızıldeniz’den geçip İsrailoğulları’nı Firavun’dan kurtarması, Yunus’un balığın karnından çıkması, İsa’nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi hep aşure gününde meydana gelen ilahi mucizelerdir.

Ehli Şia inancında Aşure Günü’ne, diğer İslam mezheplerinin atfettiği önemin dışında bir önem verilir. Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi hicri 61’de Muharrem’in 10’uncu gününde (Aşure Günü) Kerbelâ’da Yezid’in ordusu tarafından şehit edilmişlerdir.

Bundan dolayıdır ki ehli Şia Muharrem ve onu takip eden Safer aylarını matem ayları olarak kabul ederler. İki ay boyunca düğün ve benzeri eğlenceler yapılmazlar,  taziye meclisleri düzenleyerek mersiyeler okur, ihsan yemekleri verirler. Bazıları için her ayın onuncu günü Aşuradır. Bu kelime Muharrem ayında işlenen Hüseyin cinayetinden sonra tutulan geleneksel yasın diğer adı olarak yerleşmiştir. Türkiye’deki en büyük anma merasimi İstanbul Halkalı’daki Aşura Matem Merasimi’nde yapılır.

Bu tören Aşure gününü en iyi şekilde anlatması açısından UNESCO tarafından en iyi Aşure Merasimi seçilmiştir; ayrıca törende yapılan Aşure tiyatrosunun ve izleyicinin sayısı bakımından da Guinness Rekorlar Kitabına girmeye aday olmuştu. Anadolu’da çeşitli hububatlardan pişirilen, Aşure Nuh tufanı ile ilgili bir rivayet dolayısıyla yapılır. Rivayete göre gemidekilerin yiyecekleri tufan boyunca bitmiş, erzak çuvallarının dibinde kalan az miktardaki yiyecekler tek bir kazan içerisinde birleştirilerek yemek yapılıp yenmiştir. Aşure yemeği de işte böyle çok çeşitli yiyeceklerin bir arada kaynatılmasından meydana gelmektedir.

Muharrem ayında oruç tutmak ehlisünnete göre sünnet olmakla birlikte Alevilere göre ilk 10 gününde farzdır. Alevi inancına göre, Muharrem’in ilk 10 günü bütün peygamberler oruç tutmuştur. Hz. Adem duası kabul edildiği için, Hz. Musa kurtarıldığı için ve Hz. Muhammed Hicret ettiği için Muharrem Orucunu tutmuştur. Kerbela Olayı’nın ardından Aleviler, Muharrem Orucu’nu matem orucu ile birleştirip tutmaya devam etmişlerdir. Muharrem Matemi’nin amacı: Bu türlü acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevî öğretisini özümsemektir. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez. Matem boyunca hiçbir canlıya eziyet edilmez. Kimsenin kalbini kırmamak, dili ile kimseyi incitmemek, kimse hakkında dedikodu yapmamak Matem Orucunun temel ilkesidir. Sağlığı yerinde olanlar oruç tutarlar. Matemden amaç, kendine eziyet yapmak değil, kötülük ve katliamların bir daha olmaması adına anmak ve unutmamaktır.

Alevilere göre Aşure günü Muharrem’in 10’uncu günü değil 13’üncü günüdür. Aleviler tarafından, Muharrem’in 10’un günü Hz. Hüseyin şehit edildiği için şükür çorbası olan Aşure yapılmaz.

Kerbelâ katliamında hasta olması nedeniyle İmam Zeynel Abidin’in kurtulması ve Ali’nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah’a şükredilir. Bu nedenledir ki Aşure Muharrem’in 13. günü yapılır. Muharrem matemi de, aşure geleneği ile biter. En az 12 değişik malzemeden oluşan aşure yapılır, yenilir ve dağıtılır.

Muharrem Ayının ilk gecesi ister Şii, ister Sünni olsun tüm Müslümanlar için TESPİH NAMAZI kılınması sünnettir.

Muharrem ayının girmesiyle birlikte Aşure Günü de heyecanla beklenmeye başlandı. Bilindiği gibi Aşure Günü, Muharrem ayının onuncu günü kutlanır. Dolayısıyla bu yılın aşure günü de 29 Ağustos Cumartesi gününe denk gelmektedir.

Muharrem ayının ilk günü olan bugün Hicri Yılbaşı olarak kutlandı. Muharrem ayının ilk günü oruç tutmanın, bütün bir yıl oruç tutmak kadar değerli olduğu vurgulanır.

Müslim’in aktardığı bir Hadis-i Şerif’e göre: Ramazandan sonra tutulan en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.

Muharrem ayı, dinimizde en önemli dört aydan biri olarak kabul edilmiştir. Bu ayın en önemli gecesiyse aşure gününün de icra edildiği onuncu gecedir. Tövbe günü olarak da bilinir. Allah, Hz. Adem’in tövbesini bugün kabul etmiştir. Hz. Nuh, tufandan kavuşmuştur bugün kurtulmuştur. Yunus, balığın karnından, İbrahim ateşe atılmaktan bugün kurtulmuştur. Hz. Yakup, oğlu Yusuf’a bugün. Hz. İsa, ölümden kurtulup bugün göğe yükselmiştir. Hz. Musa, asasıyla Kızıldeniz’i bugün yarmıştır. Hz. Eyyüp hastalığından bugün kurtulmuştur. Bunun gibi pek çok mucize Aşure Günü’nde gerçekleşmiştir.

Muharrem Ayının ilk on gününe biz Siirtliler (AŞTIYEMIL AŞOR) deriz.

Bu ayın ilk on günü oruç tutan kimsenin Cenabı Hak o sene ömrünü bereketlendirir, uzatır.

“Bu ay içerisinde; Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri peş-peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile sevabı verilir.”

Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10 gün oruç tutmak ve 10.gün aşure pişirmek faziletli ibadetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimizle cennete girecekleri ümit edilir.

Bu 10 günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10 günleri oruç tutmalıdır. Resulullah Efendimiz (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) 9.cu günü seferde bulunuyorlardı. O bakımdan yalnız 10. gün oruç tutmuşlar ve “sağ olursak seneye 9.günü de tutarız” buyurmuşlardır.

Muharremin 9. ve 10. günleri birer teşbih namazı kılınmalıdır. Yine 9. ve 10. geceleri teheccüt vaktinde rıza-i ilahi için 4 rekat namaz kılınır. Her rekatta 50 ihlası şerif okunur

Aşurenin tarifi:

Pirinçleri ve buğdayları yıkayın. Pirinçleri ve buğdayları tencereye koyun ve üzerine su ekleyin (üzerini 2-3 parmak aşacak şekilde). Bu şekilde 5 dakika karıştırarak pişirin. Üzerini sıkıca kapatıp sıcak ortamda, bir gece bekletin. Nohut ve fasulyeleri yumuşayıncaya kadar haşlayın. Pirinç ve buğdayları tencereye biraz sıcak su ekleyerek ateşe koyup kapaksız olarak kaynatın. Dibinin tutmamasına dikkat edin, devamlı karıştırın. Bir süre sonra altını kısarak, kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeleri katın. Pişerken karıştırarak bir kilogram şekeri de ilave edin. Ateşten almaya yakın limonları rendelenip aşureye katın ve bir iki taşım daha kaynatın. Ateşten almadan önce isteğinize göre gül suyu da ekleyebilirsiniz. Soğumadan kaselere koyun. Fındığı, cevizi ve pilav fıstığını kavurarak aşurelerin üzerine serpiştirebilirsiniz ya da aşurenin üzerine tarçın ya da nar taneleri ekleyebilirsiniz.

Bu gece idrak edeceğimiz Muharrem Ayı ile Hicri 1442 yılının tüm okurlarımıza, Müslüman Milletimize, İslam âlemine, tüm insanlığa dostluk, barış ve kardeşlik vesilesi olmasını diliyor, hicri yıllarını tebrik ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN