• Dolar Alış TL
  • Dolar Satış TL
  • Euro Alış TL
  • Euro Satış TL
Reklam
Reklam

İDARECİ DEDİĞİN (4)

Reklam
, 0 Yorum

Son üç yazımızda gözlemlerime dayanarak özellikle küçük yerleşim birimlerinde idarecilerde olması gereken özellikleri ele almaya çalıştım. İlk yazının ardından sizlerden çok sayıda yorum aldım. Sağ olun bu görüşlere katıldığınızı bertiyorsunuz. Hatta bir kurum müdürü arkadaşımız, bu tespitlerimin benim hem bir bürokrat ve hem de bir gazeteci olmanın verdiği deneyimle yazılmış olmalarına vurgu yapmıştı.

Bugünkü yazımızda önereceğim özellikler daha çok sizlerden gelen önerilerden oluşuyor. Bir öneri de siz değerli okurlarım idarecinin cüzdanı ile vicdanı arasında sıkışmaması gerektiği yolunda. Doğru bir öneri.. Allah hiçbir kimseyi vicdanı ile cüzdanı arasında bir ikilemde bırakmasın. Daha doğrusu böyle bir durumda şüphesiz ibrenin en ufak bir tereddüt geçirmeden tam hızla vicdan yana doğru yol alması gerekiyor.

İdarecide olması gereken bir başka özellikle mevzuatta görev alanları ile ilgili bölümü dar bir bakış açısıyla değil de geniş bir perspektiften değerlendirmesidir. Mevzuat her zaman açık ve net ifadeler içermeyebilir. Bunun yanında zamanla şartlar değişebilir. Yeni durumlar ortaya çıkabilir ve bu yeni durumlara ilişkin olarak mevzuatta yeteri kadar bir açıklık olmayabilir. Görev alanı geniş olan üst düzey yöneticilerin sık-sık karşılaşabildikleri bu durumda yönetici, mevzuatta kısıtlayıcı bir durum yoksa ortaya çıkan yeni durumun getirdiği toplum yararına hizmetleri üstlenebilmeli. Bunlarla ilgili olarak mevzuatta açık bir hüküm yoktur gibi bir kolaycılığa kaçmamalıdır. Buna en güzel örneği halen bütün dünyayı etkisi altına alan coronavirüs salgını oluşturuyor.

İdareci işini sevmeli, işine dört elle sarılmalı. Görev süremi kazasız belasız nasıl atlatırım düşüncesinde olmamalı. Çok çalışmalı çalışırken de iyi niyetli bazı hatalara düşebileceğini bilmeli. Ancak buna rağmen ben görev süremi tamamladıktan sonra arkamdan nasıl güzel bir eser bırakalım diye bir çaba içerisinde olmalıdır.

Bir idareci her zaman devleti temsil ettiğini ve Siirt gibi küçük yerleşim birimlerinde vatandaşların en alt düzeydeki kamu görevlisinden en üsttekine kadar bütün kamu görevlilerini devletin birer temsilcisi olarak gördüklerini, onların kişiliklerinde devleti gördüğünü unutmamaları lazım.

Bir sözümde il dışından gelen idarecilere, bu idarecilerimizin ailelerini yanlarına getirmeleri gerekir. Çünkü ailesi ayrı yerde olan bir idarecinin beyninin yarısı ailesinin yanında olur ve kendini işine yeteri kadar veremediği gibi en küçük bir fırsatta da  soluğu ailesinin yanına alır. Elbette istisnaları vardır ve bunlar işlerini aksatmazlar. Ama ailesini getirmeden burada görev yaptığı 3 yıllık sürenin 2.5 yılını, izin, seminer toplantı, rapor ve benzeri bahanelerle il dışında geçiren idarecilerimiz var. Hepimizin hafızalarında bu türden onlarca kişi var.

Özetlemek gerekirse bir idareci de olması gereken daha birçok özellik sıralanabilir. Ancak en önemli özelliği vicdanlı olmasıdır. Vicdanlı olan bir insan hiçbir zaman bilerek bir hataya düşmez, görevini ihmal etmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN