• Dolar Alış 7.8338TL
  • Dolar Satış 7.8025TL
  • Euro Alış 9.1583TL
  • Euro Satış 9.1217TL
Reklam
Reklam

İSTANBUL’A İHANET EDENLER!

Reklam
, 0 Yorum

24 Eylül 2019 Salı günü meydana gelen 4.6 şiddetindeki depremden sonra canım İstanbul dün de 5.8 şiddetinde bir depremle daha sarsıldı. İstanbul’da iki gün arayla meydana gelen bu depremler haklı olarak yürekleri ağza getirdi. Allah’a şükürler olsun ki, bu depremde de can kaybı yaşanmadı. Birkaç hafif yaralıyla atlatıldı. Onlar da, depremden değil, paniğe kapılarak kendilerini pencereden aşağıya atanlar olarak açıklandı.

İstanbul, hiç şüphe yok ki her yönüyle Türkiye’nin kalbi hükmündedir. İnsanın kalbi tekledi mi, mutlaka ama mutlaka baypas yapmak gerekir. Kapalı damarlarının açılması zorunludur. Maalesef, iki gün arayla meydana gelen depremler bir daha gösterdi ki, ŞEHR-İ İSTANBUL depremlere hazırlıklı değildir. Hatta depremlere hazırlıklı olacağına tam aksine büyük bir ihanete uğramış ve ALLAH KORUSUN şiddetli bir deprem yaşanması durumunda büyük felaketlerin yaşanması ihtimali oldukça yüksektir.

Evet, İstanbul’a gerçekten de İHANET EDİLMİŞTİR. Peki, İstanbul’a ihanet edenler kimlerdir. Elbette ki eski tabirle ŞEHR-ÜL EMİN olarak nitelendirilen Belediye Başkanları başta olmak üzere, İstanbul’u yönetenlerin bu ihanette payları vardır.

İstanbul’da, yıllarca önce depremler için TOPLANMA ALANLARI olarak tespit edilen birçok alanların yerlerine gökdelenler dikilmiştir. Başta kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalar olmak üzere, yapıların yüzde 90’ının depreme dayanıklılık oranları yüzde 20’ler düzeyindedir. 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden sonra, depreme karşı önlemler alınacağının açıklanmasına karşılık, hiçbir ciddi çalışmanın olmadığı anlaşılmaktadır. Bazı yetkililerin İstanbul’da onbinlerce TOPLANMA ALANI bulunmasını iddia etmelerine karşılık, toplanma alanı vasfını haiz 3-5 alan dahi bulunmamaktadır. Riskli binalarda tadilata gidilmemiştir. Hem, (onbinlerce toplanma yeri vardır) demek işi sulandırmaktır. Onbinlerce toplanma yeri olacağına, her mahallede, her semtte sadece bir-iki toplanma yeri olması, hizmetlerin sunumu açısından da önemlidir.

Toplanma yerleri olarak okul bahçeleri, parklar, camiler gösteriliyor ki, bu da işin ne kadar ciddiye(!) alındığının delili olmaktadır. İstanbul’a ihanet edenlerin, meydana gelecek bir depremde maddi cezalar almasalar dahi, manevi sorumlulukları büyüktür. Depremde meydana gelen mal ve can kaybından manen sorumludurlar. Şehr-ül emin demek, şehrin kaderi eline teslim edilmiş kişi demektir. Şimdi, bazı akl-ı evveler, diyebilirler ki, şehr-ül eminler, kaderin önüne nasıl geçebilirler. Dini bir emir olan (Deveni sağlam kazığa bağla, sonra tevekkül et) kuralını unutmasınlar. Yıllarca İstanbul’u yönettikleri halde, depreme karşı gerekli tedbirleri almamış olanlar, (deveyi sağlam kazığa bağlamak) kuralını ihmal ettikleri için sorumludurlar.

Elbette, bütün ülke genelindeki yerleşim alanlarında depreme karşı tedbirler alınmalıdır. Çünkü Türkiye’nin geneli deprem kuşağındadır ve fay hatları üzerindedir. Ama yine de İstanbul’a ayrı bir önem ve ihtimam göstermek gerekeceğini anımsatalım. Tekrar ediyoruz, İstanbul, Türkiye’nin kalbi hükmündedir. Kalbimiz tekledi mi, vay vücudumuzun diğer azalarının haline…

Sadece İstanbul’da yaşayanlara ve İstanbullulara değil, 24 ve 26 Eylül 2019 günlerinde can ve mal kaybı yaşanmadan atlatılan İstanbul depremleri için BÜTÜN MİLLETİMİZE GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ SUNUYOR, YÜCE ALLAH İSTANBULUMUZU VE TÜRKİYEMİZİ HER TÜRLÜ AFETTEN KORUSUN, DİYORUZ. ÂMİN…

ANEKDOT

Babasının ŞEYH olması sebebiyle, kendisine de (ŞEYH EFENDİ) diye hitap edilen biri, bir gün müritleriyle birlikte oturmuş sohbet ederken, İstanbul’a gittiği plajlarda, barlarda geçirdiği kendisine göre harika günleri anımsayarak yüksek sesle:

-Ah Canım İstanbul, ah!!! diye hasret çeker. Birkaç saat sonra, İstanbul’da deprem meydana geldiği, çok sayıda ölenler ve yaralananlar olduğu, televizyonlardan duyurulunca, ŞEYHZADE’NİN (AH CANIMİSTANBUL AH!) dediği zaman yanında olanlar:

-Şeyh Efendi, İstanbul’da deprem olacağını saatler öncesinden bildi ve (AH CANIM İSTANBUL, AH!) diye içini çekti! diyerek, bunu kerametine bağladılar ve her tarafa yaydılar.

Depremin ne zaman olacağı belli değil ama bu gibi şeyhzadeleri bulup, ne zaman, nerede deprem olacağını tespit etmek mümkün olduğuna göre, Deprem İstişare Kurulu (DİK) adı altında bir kurul oluşturarak, can kaybını sıfırlayabiliriz. (Böylesine keramet ehli kişileri nasıl tespit edeceğiz) diye sormaya gerek yok. Müritlere sorun, mutlaka kendi şeyhlerini önereceklerdir!!!

TAŞLAMALAR

KORKUTMAKTA DEPREMLER

VATANDAŞI ELBETTE

BUNCA YIKIM VE ÖLÜM

SÖYLEYİNİZ SUÇ KİMDE

YAP-SATÇI MÜTEAHHİT

GERÇEKTE BİR HIRSIZSA

YIKILACAK DEPREMDE

YAPTIĞI BİNALAR DA

KAMU BİNALARININ

ÇOĞU ÇÜRÜKTÜR NEDEN

MÜTEAHHİT ÇALMIŞTIR

ÇİMENTODAN, DEMİRDEN

DEPREM DEĞİL ÖLDÜREN

ÇÜRÜK YAPILAŞMADIR

ELBETTE Kİ VEBALİ

KONTROL YAPANDADIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN