• Dolar Alış 7.5593TL
  • Dolar Satış 7.5292TL
  • Euro Alış 8.9590TL
  • Euro Satış 8.9232TL
Reklam
Reklam

KEKLİKLER

Reklam
, 0 Yorum

Kış bastırdı ve havalar soğudu. Her kış mevsiminde eski yıllarda avlanan keklikler gelir aklıma. Sokul Meşayih ile Rasıl Fokani’de yani tarif etmek gerekirse Çarşı Camiinin hemen üst tarafında bulunan Çarşı ile Kuyumcular Çarşısının üst tarafında yer alan çarşıda hemen her bakkal dükkanının önünde avlanmış, boyunları kesilmiş onlarca keklik ayaklarından bağlı bir şekilde ipe dizili halde teşhir edilerek satışa çıkarılırdı. Öğlen saatlerine kadar bu iki çarşıda bazen 100 civarında keklik satıldığı olurdu ve özellikle perde pilavların olmazsa olmazı keklik etiydi.

Bunların dışında özellikle kış aylarında kurulan tuzaklar sayesinde yakalanmış  kekliklerde canlı olarak pazara getirilerek satılıyordu. Birçok kişi de  keklikleri  canlı olarak  satın alıp kendisi kesiyordu.

Yine  o yıllarda soğuk ve kar yağışlı geçen kış mevsimlerinde  başta Siirt Lisesi bahçesi olmak üzere kentin birçok yerine keklikler gelirdi. Hem de,  birer ikişer tane değil.  Yüzlerce keklikten oluşan sürüler halinde. Keklikler evlerin artıklarından, çöplerinden beslenmeye çalışıyorlardı.

1976 yılında Eruh ile Şırnak arasında telefon hattı çeken PTT ekibinde geçici işçi olarak çalıştım. Hiç unutmam günde 50 TL. yevmiye alıyorduk. Bir kekliği  o zamanlar 5 yada 6 TL’den satıyorlardı. Yani bir işçinin bir günlük ücretiyle  yaklaşık on keklik alınabiliyordu.

Yine Eruh ilçemize bağlı meşhur Paris  yeni adıyla Üzümlük Köyünde bir vatandaşımız kır lokantası açmıştı. Kır lokantasının menüsü tek yemekten oluşuyordu. Keklik haşlama  ve tandır ekmeği. Yanına birde organik sebze ve meyveler; domates biber salatalık üzüm ve incir gibi. Menü tek olduğu gibi ücret tarifesi de tekti; 5TL.

Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda bu konuda da içler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Hovarda mirasyediler gibi hiç düşünmeden keklikleri avladık, yuvalarını, yemlenebilecekleri alanları bir-bir yok ettik ve bilinçsizce zirai ilaçlamalarla onları zehirledik.

Artık dağlarımızı keklikler süslemiyor ve dağlarımızın boynu bükük. Başka yerlerden getirttiğimiz keklikleri doğaya salarak  dağlarımızı ve gökyüzümüzü eski zenginliğine kavuşturmak istiyoruz . Bakalım bunda ne kadar başarılı olabileceğiz? İşin doğrusu çok umutlu olmak isterdim ama, o kadar umutlu olamıyorum. Çünkü her şeyden önce doğaya saldığımız kekliklerin yasak olmasına rağmen  zalim avcılar tarafından avlanıp avlanmadıklarından emin değilim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN