• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

LÜBNAN CUMHURBAŞKANI ÜLKESİ İÇİN LAİKLİK İSTEDİ

Reklam
, 0 Yorum

Lübnan Devlet Başkanı Mişeal Avn, ülkesindeki iç kargaşayı önlemenin tek yolunun rejim olarak LAİKLİĞİN  benimsenmesi olduğunu açıkladı. Lübnan, karışık dini yapıya sahip bir devlet. Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında süregelen çatışmalar adeta bir iç savaşa dönüşmüş bulunmakta. Lübnan’daki bu durumdan yararlanan İsrail oldu. Sonuç olarak; 1970 yılında başlayan Lübnan sorunu ve 1975 yılında başlayan Lübnan iç savaşı, çeşitli aşamalardan geçti. İç savaş Lübnan’da çok ağır maddi hasara ve can kaybına yol açtı. Savaş 1991 yılında resmen sona erdiğinde Lübnan ve Beyrut bir harabeye dönüşmüştü ve 150.000 Lübnanlı can vermişti. Lübnan pek çok farklı dinin bir arada yaşadığı bir ülkedir: Resmî dili Arapça olmakla birlikte Lübnanlıların ekseriyeti, ana dil Arapçanın yanı sıra Fransızca ve İngilizce konuşabilmektedir. Zira ülkede anaokulundan itibaren yabancı dil öğrenimi mecburdur. Anadili olarak Arapça, Lübnan’daki tüm etnik ve dini gruplar arasında kullanılmaktadır. Eskiden Fransız sömürgesi olan Lübnan’da çoğunlukla kullanılan yabancı dil İngilizce olmasına karşın üst ve orta sınıflarda Fransızca daha yaygın olarak bilinir ve konuşulur. Lübnan, Fransızca konuşan ülkeler topluluğu (Frankofon) içerisinde yer alır. Bugün nüfusun %20’si Fransızca bilmektedir. 1866’da Beyrut Amerikan Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilk defa konuşulmaya başlanan ve özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlık kazanan İngilizce ise günlük hayatta iletişim dili olarak kullanılmasa da, uzun seneler ülkedeki Fransız etkisinden rahatsızlık duyan Müslümanlar tarafından öğrenilmesi siyaseten tercih edilen bir yabancı dil olmuştur.

İç savaştan önce Lübnan’da Hristiyanların ve Müslümanların sayısı hemen hemen eşitti. Şimdi Müslümanlar çoğunlukta ve Müslüman nüfus içinde de artık Şiiler çoğunlukta. Halkın tahminen %54’si Müslüman, %40.4’u Hristiyan, %5.6’ü ise Dürzi. Fakat 1932 yılından beri nüfus sayımı yapılmadığından ve halkın dini kimliği sorulmadığından ve Lübnan iç savaşından dolayı oluşan göç ve demografik değişiklikten, dolayı Hristiyanların sayısı hızla azalmıştır ve Müslümanların (özellikle Şiilerin) sayısı hızla artmıştır. Hristiyanlar hem nüfus ve hem de oran olarak azalmaya devam etmektedir.

Muhtelif dinlerin ve mezheplerin yaşandığı Lübnan’da, birlik ve beraberliğin tesisi için tek yolun LAİKLİK sistemine geçilmesi, gerekirse bunun için yeni bir anayasanın hazırlanması ciddi bir şekilde, hem de Ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmiştir. Halkının çoğu Müslüman olan ülkelerde, LAİKLİK SİSTEMİNE geçiş taleplerinin kuvvet kazanması, 1926’lı yıllarda ATATÜRK’ÜN, Türkiye için laiklik ilkesini getirmiş olmasının ne kadar önemli bir ileri görüş olduğunun delilidir.

Unutulmasın ki, yeryüzünde sayısı bilinmeyecek kadar çok dinler, mezhepler vardır. İslam dininin bile kaç dal olduğunu tespitte zorlu çekilmektedir. Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi Müslümanlar 73 fırkaya bölünmüş durumda. Bütün fırkaların mensupları, kendi fırkalarını hak, diğer fırkaları bâtıl kabul etmektedirler. Bu işin içinden çıkmak için laiklikten daha güzel bir yol bulunabilir mi!

Temennimiz Lübnan’ın da, Türkiye gibi bir an önce ANAYASASINA REJİM OLARAK LAİKLİK İLKESİNİ KOYMASIDIR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN