• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

MEVLANA HAFTASI KUTLANIRKEN!

Reklam
, 0 Yorum

Bu yılki MEVLANA HAFTASI etkinlikleri 11-17 Aralık günleri anasında icra edilecek. Mevlâna Celaleddin-i Rumi Hazretleri 30 Eylül 1207’de Türk boylarının yaşadığı Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Bu şehir bugün Afganistan sınırları içindedir. Annesi, Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun, babası Sultanu’l-ulema (bilginlerin sultanı)olarak anılan Bahâeddin Veled’dir. Devrin filozoflarından Fahreddin-i Râzi ilefikir ayrılıkları ve Moğol istilasının yaklaşıyor olması, Bahâeddin Veled ailesinin yakınları ile birlikte Belh’ten göç etmelerine neden olmuştur. Bu göç Bağdat, Mekke, Medine, Şam, Malatya, Erzincan ve Karaman’da bir müddet kaldıktan sonra, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın daveti üzerine, 3 Mayıs 1228 tarihinde Konya’da sona ermiştir.

“Ömrümün özetişu üç sözdür:Hamdım, piştim, yandım” diyerek yaşamını bu üç kelimeyle özetleyen Hz. Mevlâna, bir müddet hasta yattıktan sonra 17 Aralık 1273 günü, Allah’a ve sevgili Peygamberine kavuşur. Ayrılığın sona erdiği bu geceye Mevlevîler “ŞEB-İ ARÛS”(Düğün Gecesi) derler.

Hz. Mevlâna’nın eserleri arasında en meşhuru Mesnevî’dir.  Dîvân-ı Kebîr, Fîh-i Mâ-Fîh, Mecâlis-i Seb’a ve Mektûbât adlı eserleri de bulunmaktadır.

Yaklaşık 26 bin beyit içeren ve altı ciltlik bir eser olan MESNEVİ’DE ayetler ve hadisler ışığında anlatılan hikâyeler, fıkralar, atasözleri vardır.

Mesnevî’den daha önce yazılmaya başlanan Dîvân-ıKebîr adlı eseri ise Hz. Mevlâna’nın çeşitli zamanlarda söylediği gazel,terkib-i bent ve rubailerini ihtiva etmektedir. Yaklaşık 40 bin beyitten oluşmaktadır. Fih-i Mafih ve Mecâlis-iSeb’a adlı eserleri Hz. Mevlâna’nın sohbetlerini içerir. Mektûbât, Hz.Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled dâhil akraba, dost, emir ve vezirlere yazdığı 147 adet mektubu içerir.

Hazret-i Mevlâna  eserlerini büyük bir çoğunlukla Farsça yazmıştır. Toplamda yüz bine yakın beyitten oluşan eserleri içinde Türkçe yazılmış beyit sayısı on beş bin kadardır.

Eserlerini Farsça yazmış olması sebebiyle İranlılar Hazret-i Mevlana’nın Türk değil,Farisi olduğunu iddia ederler. Celaleddin Rumi’nin eserlerini farsça yazmasının iki önemli nedeni vardır: Birincisi, o bölge şehirlerindeki şairler, düz yazı yazan edebiyatçılar, felsefeciler ve mutasavvıflar gibi bilim adamları arasında, medreselerde farsça yaygındı. Oralardaki dersler genellikle farsça yapılıyor, eserler farsça yazılıyor hatta devletlerin resmi yazışmalarında farsça kullanılıyordu. Bilindiği gibi bu gelenek, Anadolu Selçukluları veziri Karamanoğlu Mehmet Bey’in 1277 yılında Türkçeyi resmi dil ilan eden “Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda, mecliste, meydanda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye” emrini içeren talimatnamesine kadar Anadolu Selçukluları’nda da devam etmiştir.

Hazret-i Mevlâna’dan bahsedilince akla gelen hususlardan biri de SEMA’DIR. Bunun için,öncelikle “SEMA”nın ne olduğunu bilmekte yarar var. MEVLEVİLERE AİT BİR ÂYİN ŞEKLİ OLAN SEMA, KÂİNATTA MEVCUT TÜM VARLIKLARIN DÖNMEKTE OLUŞLARINI ESAS ALIR.Bütün varlıkların aşk ve şevkle  “HER ŞEY ASLINA DÖNER” esprisi içinde YÜCE ALLAH’A yönelerek döndükleri tasavvur edilir.SEMA DA, BU ESPRİ VE ANLAYIŞ İÇİNDE HAKKA YAPILAN MANEVİ BİR YOLCULUK OLARAK YORUMLANIR.

“Sema âyinleri ‘Naat-ı Şerif’in okunmasıyla başlar. ‘Ol’ emrini temsil eden kudümsesinden sonra, ney taksimi başlar. Ney, kâinata ruh verilmesinin temsil edilmesidir. Sonra ‘Devr-i Veled’ başlar. Birinci devir Allah’ın; bütün cansız varlıkları, ikinci devir bitkinin, üçüncü devir ise hayvanların yaratışını anlatır. Şeyh, birinci selamın başlamasıyla hırkalarını çıkaran semazenlerle görüşür ve semazenler sıraya girer. Bu insaniyete doğuşu temsil eder.Semazenlerin giydiği kıyafetler, nefislerinin ölümünü temsil eder. Semaya başladıktan sonra sağ elin yukarıya, sol elin aşağı dönük olacak şekilde kolların iki yana açık olması, ‘Hak’tan alır halka dağıtırız, kendimize bir şey mal etmeyiz’ anlamına gelir. Semazenler, gezegenlerin hem kendi çevrelerinde,hem de güneşin etrafında döndükleri gibi dönerler. Semâzenlerin başlarındaki külâh, mezar taşına, sırtlarındaki hırkalar mezara, tennûre ise kefenine işarettir. Onlar dünyadan soyunmuş, gayb âleminin aşk pervaneleridir. Semahânenin sağ tarafı görünen, bilinen âlemdir, solu da görünmeyen bilinmeyen mana âlemi olarak yorumlanır.”

“SEMA’NIN NE ANLAMA GELDİĞİ” hakkında sunduğumuz bu kısa bilgiden sonra, günümüzde yapılan SEMA GÖSTERİLERİNE GELELİM. Bu işi, tiyatro gösterisine çeviren ekipler darılmasınlar amma, SEMA’DA ASIL OLAN RUH’TUR. Gösteriş için yapılan işlerde RUH OLMAZ!

Sema hali, aslında bir cezbe halidir. Cezbenin ne zaman geleceği belli değildir.Gelebilir de, gelmeye bilir de! Günümüzde oluşturulan ekipler tarafından düzenlenen SEMA GÖSTERİLERİ, İŞİN RUH YANINI DEĞİL, RUHSUZ YANININ TEZAHÜRÜDÜR.Hazret-i Mevlâna zamanında, özel olarak SEMA AYİNLERİ düzenlenmemiştir. Meclislerin, ruhani atmosferi içinde cezbeye kapılarak sema kendiliğinden başlatılmıştır. Mevlâna’nın dervişleri,  SEMA YAPMAK İÇİN DEĞİL, aşka geldikleri için kalkıp dönmeye başlamışlardır. AŞK HALİ, ISMARLAMA GELMEZ. YAŞANAN BİR HÂLDİR. AŞKSIZ SEMA ÂLEMLERİ İSE, RUHSUZDUR.Bu gerçekleri bilmekte de yarar vardır.

İçinde bulunduğumuz MEVLANA HAFTASI yine de kutlu olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN