• Dolar Alış 8.1479TL
  • Dolar Satış 8.1154TL
  • Euro Alış 9.6291TL
  • Euro Satış 9.5907TL
Reklam
Reklam

MÜTTEFİKLİK KAVRAMININ İÇİNİN BOŞALTILMASI…

Reklam
, 0 Yorum

Savaş dönemlerinde aynı tarafta yer alarak bir birini destekleyen ve ortak çıkarları olan ülkeler, birbirlerine güvenerek hareket eder ve bu kavrama müttefiklik adını verirlerdi.

Günümüze gelene kadar aynı tarafta olan ülkeler, siyasi anlamda uyuşmazlıklar yaşasalar bile, örneğin NATO üyeleri birbirlerinin yanında yer alır ve karşı blokta yer alan ülkelere karşı birlik içinde hareket ederlerdi. Bugün bu müttefiklik kavramının içinin ne kadar boşaltıldığı ve söylemlerle eylemlerin uyuşmadığını açıkça görebilmekteyiz.

Müttefiklerimizden olan ABD’nin Suriye politikasında bölücü örgütlere destekçi olması, Güney Kıbrıs Rum kesimine silah ambargosunu kaldırması, üretim ortağı olmamıza rağmen F-35 uçaklarının ve patriotların satışını engellemeleri, sıkıntılı bir dönemde olduğumuz Yunanistan’ı destekler nitelikte birlikte eğitimler yapmaları hem müttefiklik kavramının sorgulanır hale gelmesine hem de gerçekten müttefik miyiz sorularının gündeme gelmesine neden olmaktadır.

Türkiye ve Yunanistan NATO üyesi olmalarına rağmen bu üyelik içerisinde olan Fransa’nın kışkırtıcı ve tahrik edici tutumu bizlere bir kez daha bizim bizden başka dostumuz yoktur cümlelerini söyletmektedir. AB üyesi olabilmek için yıllarca çalışmalar yapmamıza rağmen, hiç bir zaman destek görmememiz ve haklı olmamıza rağmen, hiç bir konuda hakkımızın verilmiyor olması bizleri farklı müttefik anlaşmalarına yöneltmekte ve dolayısıyla denge politikası izlememize sebebiyet vermektedir.

Patriot satışlarının engellenmesine karşı hamle olarak Rusya’dan alınan S-400’ler bu denge politikasının belirgin adımlarından biridir. Rusya ile yakın ilişliler kurmamız başta ABD ve AB üyelerini tedirgin etse de Rusya’nın da kendi siyasetince Suriye’de bizim aleyhimize olan davranışları adeta bir satranç oyunu gibi düşünmesi, doğru hamleler yapmamızın öneminin açıkça görülmesi gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Rusların bu adımlarına Libya’da desteklediğimiz meşru hükümettin karşısında yer alan Hafter güçlerinin Wagner askerlerini kullanarak desteklemesi ve Rus yapımı silah ve uçakların da sahada karşımıza çıkıyor olması bu tezi güçlendirmektedir. Türkiye, hiç bir devlete bel bağlamadan dimdik ayakta durarak kendi siyasetini yapma gücüne muktedir bir devlettir. Rus hamlelerine karşılık Ukrayna ile olan ilişkilerimiz ve Suriye’de taviz vermememiz bu dengenin başka ayaklarıdır. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, 24-25 Eylül zirvesinde Türkiye’ye ‘havuç-sopa’ yöntemine başvuracaklarını söyleme hadsizliğinde bulunarak tarihten gelen ezik siyasetlerinin günümüze yansıdığını gözler önüne sürmektedir. Zamanında Kanuni Sultan Süleyman’a mektup gönderip sığınan Fransa Kralı Fransuva’ya destek olduğumuzu, bir mektupla 100 yıl bir dansı kendilerine yasakladığımızı, 1533 yılında imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla Avusturya Kralının Osmanlı Devletinin 2. adamının makamı olan sadrazamına denk tutulması gibi birçok tarihi unuttuklarını ya da bunların verdiği siyasi hezimetleri hatıralarından silme çabaları içerisinde oldukları şeklinde değerlendirebiliriz.

Şüphesiz ki, müttefikler olmalıdır fakat bu müttefiklik içerisinde karşılıklı güven barındırılmalıdır. Düşündüğümüzde bugün her koşulda yanımızda ABD, Rusya ve AB ülkelerini görememekteyiz. Türkiye güçlendikçe karşısına çıkacak devletlerin sayısının artması doğaldır. Azerbaycan, Katar belki bunlara eklenebilecek Pakistan’dan başka gönül bağıyla bizleri destekleyen bir başka ülkenin olmaması bizi müttefiklik kavramlarını sorgulamaya itmektedir. Biz bütün bunlara rağmen, müttefiklik kavramının güncel durumunu bilerek yeni müttefikler bulmalı, elimizi güçlendirmeli ve dengeyi iyi kurmaya devam ederek süreçten güçlenerek çıkmalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN