• Dolar Alış 8.0550TL
  • Dolar Satış 8.0228TL
  • Euro Alış 9.5238TL
  • Euro Satış 9.4857TL
Reklam
Reklam

NİÇİN ZAMANINDA TEPKİ GÖSTERİLMEDİ?

Reklam
, 0 Yorum

Sayısız sorun ve beklentilere çözüm üretilmesi beklenirken başka gündemlerle karşı karşıya kalıyoruz ve bu  gündemlerden biri; kadınları her türlü şiddete karşı korumayı hedefleyen “Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olup ülkemizde 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için; “İstanbul Sözleşmesi” diye ifade edilmektedir toplumumuzda…

Son zamanlarda ülkemizde kadına şiddet olaylarında yaşanan artış, söz konusu sözleşmenin gündeme gelmesine vesile oldu ve kimileri “Sözleşmenin gereği yerine getirilmediği için şiddet olayları artıyor…” derken, kimileri de sözleşmenin iptal edilmesi gerektiğini savunmakta… TBMM çatısı altındaki oylamada herkesin kabul oyuna mazhar olduktan sonra 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren sözleşmenin amacı kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek olduğuna göre; benimsememek mümkün değil kanımca… Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi üzerinde durularak halkın bu konudaki düşüncesinin dikkate alınıp bir karara varılması talimatını verdiği medya haberlerinde yer aldığına göre; sözleşmeden tek taraflı olarak mı vazgeçilecek, yoksa bazı maddelerinde değişiklik mi yapılacak, mutlaka aydınlığa kavuşacaktır yakın bir gelecekte…

Yine medyada yer alan haberlere göre İstanbul Sözleşmesi’nin aile yapısına zarar verdiğini söyleyenler; “Avrupa’nın kültürel boyunduruğu altına girme”yi içerdiğini de vurguluyorlar aynı zamanda… Türkiye dahil 20 Avrupa Konseyi ülkesince kabul edilen sözleşmede yer alan  devlet düzeyindeki talepler, TBMM’deki görüşmeler esnasında göz önünde bulundurulmuştur mutlaka… Yani, sözleşmenin kabulünü oylayanlar; “Aile yapısına zarar vereceğini düşünemedik…” diye bir gerekçenin arkasına sığınamazlar başka bir ifade ile… Sözleşme kapsamındaki suçlara gelince; Tecavüz dahil cinsel şiddet, cinsel taciz, ev içi şiddet, taciz amaçlı takip, kürtaja ve kısırlaştırmaya zorlama, kadınların sünnet ettirilmesi ve zorla evlendirme olarak belirlenmiş, bu suçlara maruz kalanların nasıl korunmaları gerektiği de belirtilmiş ayrıca…

Kadına şiddet olaylarının tırmandığı gerçeği nedeniyle, şiddete maruz kalanları en iyi şekilde korumayı hedeflemek, kaçınılmazlık arz eden bir görevdir elbet… Şiddetin hangi nedenlerden kaynaklandığını sağlıklı şekilde saptayarak o nedenleri ortadan kaldırmaya gayret etmek de bir görev telakki edilmeli ki, asgari düzeyde kalsın kadınlara yönelik şiddet olayları…

Cahiliye dönemindeki Araplardan bazılarının kız çocuklarını diri diri gömdükleri söylemlerini anımsadım yazımı karalarken ve diken diken oldu tüylerim… Bu nedenle kadınlara yönelik her türlü şiddeti önlemeyi hedefleyenlerin inancı önemli değil!.. Bu arada İstanbul Sözleşmesine tepki gösterenlerin niçin zamanında görüşlerini dile getirmediklerine de şaşıyorum doğrusu… Öyle  ya; neden zamanında karşı çıkılmadı ve engellemeye gayret edilmedi imzaya açılırken?..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN