• Dolar Alış TL
  • Dolar Satış TL
  • Euro Alış TL
  • Euro Satış TL
Reklam
Reklam

ÖĞRETMENLER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE

Reklam
, 0 Yorum

24 Kasım günleri 1981 yılından bu yana Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Öğretmenler Gününün 24 Kasım Günlerinde kutlanmasının esprisi ise 1928 yılının 24 Kasım Gününde Mustafa Kemal’e (ATATÜRK) Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği uhdensin tevdi edilmesidir.

24 Kasım Öğretmenler Gününde öne çıkan konulardan biri de elleri öpülesi öğretmenlerimizin ekonomik durumlarıdır. Eğri oturup, doğru konuşmak lâzım. Öğretmenler Günü dolayısıyla demeçler verecek siyaset erbabı, bu mesleğin kutsallığını dile getirmek açısından yine öyle demeçler verecekler ki, (bu ne büyük sevgi, bu ne büyük saygı) demekten kendimizi alamayacağız. Ama inanın ki, bu sözlerin hepsi de boş havanda su dövmek işine benzemektedir. Öğretmenlere verilen önemin asıl göstergesi aldıkları maaşlarıdır. 2019 yılında öğretmenlerin ellerine geçen net maaş 3500 TL ile 4500 TL arasındadır. İşte, öğretmenin kıymeti bu kadardır!

2018/2019 ders yılında 100 bin öğretmen açığı olduğu beyan edilirken ve atama bekleyen 400 bin öğretmen adayı varken, öğretmen atamaları neden yapılmıyor. Öğretmen adayları limon satarak, garsonluk yaparak geçimlerini sağlamak uğraşı içindedirler. Atanmadıkları için intihar edenler bile var. Bu mudur yeni nesli inşa etmekle görevli öğretmenlere verilen değer!

Türk Milletinin Başöğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN de, öğretmenlerle ilgili birçok özdeyişleri vardır. Atatürk, bir yerde cumhuriyeti ve cumhuriyeti korumakla görevlendirdiği gençleri Öğretmenlere emanet etmiştir. (Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır) söylemi bunun kanıtıdır. Peki Mustafa Kemal’in (ATATÜRK) öğretmenlerle ilgili maaş kıstasını biliyor musunuz. Örnek olması açısından yaşanmış bir anekdotu gündeme getirmekte yarar var.

Meclis-i Mebusan kurulmuş, dört bir yandan milletin temsilcileri Ankara’ya gelmişlerdir. Mustafa Kemal’e söylerler:

Paşam, Ankara’ya gelen mebusların bazılarının ekonomik imkânları çok kısıtlı. Bu bakımdan ne yapmamızı tensip buyurursunuz.

Mustafa Kemal şu cevabı verir:

-Elbette onlara geçinebilecekleri bir maaş bağlamak lazım. İyi bir meblağ tespit edin. Ancak, mebuslara verilecek maaş, öğretmenlerin maaşlarından yüksek olmasın!

Şimdi, düşünün ve bir mukayese yapın bakalım. Mustafa Kemal diyor ki (Mebuslara verilecek maaş, öğretmen maaşlarından yüksek olmasın.) Yani, bugüne uygularsak ya milletvekili maaşlarını, öğretmen maaşlarının seviyesine çekeceğiz, ya da, öğretmen maaşlarını, milletvekili maaşlarının seviyesine çıkaracağız!

İşte, Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, ÖĞRETMENLERE VERDİĞİ DEĞERİN İSPATI! Lafla, peynir gemisi yürümez! Öğretmenlerin elleri öpülerek sorunlarına  çözüm üretilmez!

Günümüzde öğretmenlerin karşı karşıya bulundukları birçok sorunlar vardır. Bunların başında ekonomik durumları gelir. Yıllardan beri mezun oldukları ve pedagoji eğitimi aldıkları halde atanamayan öğretmenler vardır. Bu arada, ücretli olarak istihdam ettirilen ve almaları gereken ücretin yarısına ANGARYA zihniyetiyle çalıştırılan öğretmenler bulunmaktadır. Türkiye’de, yüksek sayıda öğretmene ihtiyaç varken, (vekil öğretmenlik) adı altında görevlendirilen öğretmenlerin sayıları giderek azalacağına, maalesef artmaktadır.

Şunu kabul etmek gerekir ki, hangi görevde ve hangi makamda olursa olsun, bu ülkede yönetici pozisyonunda olan herkes, öğretmenin eseridir. Özellikle ilkokul öğretmenlerinin çok özel olmaları gerekeceğine vurgu yapalım. Çünkü tahsil hayatının temeli ilkokullardır. Bunun için temelin çok sağlam olmasına dikkat edilmelidir.

24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlarken, gerçekten de bütün içtenliğimle (ÖĞRETMENİM, ELLERİNDEN ÖPERİM) diye haykırmak istiyorum. Elbette bu haykırışı sadece kendi öğretmenlerime değil, mesleği öğretmenlik olan ve bu kutsal mesleği hakkını vererek icra eden bütün öğretmenleredir, bu seslenişim.

Hazret-i Ali’nin (Allah Ondan razı olsun) bir özdeyişleri vardır. Bu özdeyişlerinde (Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum) buyururlar. Bu ne büyük bir anlayış, bu ne büyük bir teşviktir. Hazret-i Ali’nin ortaya koyduğu, gerçekte ilme ve âlime verilmesi gereken değerdir. O Hazret-i Ali ki, Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED MUSTAFA (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) tarafından (İLMİN KAPISI) olarak tavsif edilmiştir. Bir hâdis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır. (Ben ilmin Şehriyim, Ali ise o Şehrin kapısıdır.)

Bir de Türkiye Cumhuriyetinin ebedi Başöğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öğretmenlerle ilgili özdeyişlerine bakalım:

*Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.

*Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

*Öğretmenler!… Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

*Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…

*Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.

*Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.

*Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.

*Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

*Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.

*En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.

*Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır.

*En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.

*Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

*Öğrenci ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın.

*Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

*Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.

*Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

*Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.

*Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla başta muallim mekteplerinin Başöğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü ve onun şahsında, bütün öğretmenleri tebrik ediyor, fiilen görevde olanlarına, emeklilerine saygılar sunuyor, fani dünyadan göç etmiş olanlarına da YÜCE ALLAH’TAN RAHMETLER DİLİYOR ve yazımızı çok bilinen ve çok sevilen CEYHUN ATIF KANSU’YA AİT bir öğretmen şiiriyle noktalıyoruz:

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
“BANA ÇİÇEK GETİRİN,

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ

BURAYA GETİRİN!”

( KÖY ÖĞRETMENİ ŞEFİK SINIĞ’IN SON SÖZLERİ )

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM
BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ GETİRİN BURAYA,
ÖĞRENCİLERİMİ GETİRİN, GETİRİN BURAYA,
KAYA DİPLERİNDE AÇMIŞ ÇİĞDEMLERE BENZER
BÜTÜN KÖY ÇOCUKLARINI GETİRİN BURAYA,
SON BİR DERS VERECEĞİM ONLARA,
SON ŞARKIMI SÖYLEYECEĞİM,
GETİRİN, GETİRİN.. VE SONRA ÖLECEĞİM.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
KIR VE DAĞ ÇİÇEKLERİNİ İSTİYORUM,
KADERLERİ BANA BENZEYEN,
YALNIZLIKTA AÇARLAR, KİMSE BİLMEZ ONLARI
GENİŞ OVALARDA KAYBOLUR KOKULARI..
YURDUMUN SEVGİLİ VE ADSIZ ÇİÇEKLERİ
HEPİNİZİ, HEPİNİZİ İSTİYORUM, GELİN GÖRÜN BENİ,
TOPRAĞI NASIL ÖRTERSENİZ ÖYLECE ÖRTÜN BENİ.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
AFYON OVASINDA AÇAN HAŞHAŞ ÇİÇEKLERİNİ
BACIMIN SULADIĞI FESLEĞENLERİ,
KÖY ÇİÇEKLERİNİN HEPSİNİ, HEPSİNİ,
AVLULARIN PEMBE ENTARİLİ HATMİSİNİ,
ÇOBAN YASTIĞINI, PEYGAMBER ÇİÇEĞİNİ DE UNUTMAYIN,
AMAN ISPARTA GÜLLERİNİ DE UNUTMAYIN
HEPSİNİ, HEPSİNİ BİR ANDA KOKLAMAK İSTİYORUM.
GETİRİN, DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ İSTİYORUM.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
BEN KÖY ÖĞRETMENİYİM, BİR BAHÇIVANIM,
BEN BİR BAHÇE SULUYORDUM, GÖNLÜMDEN,
KİMSE BİLMEZ, KİMSE ANLAMAZ DİLİMDEN,
NE GÜLLER FIŞKIRIR ÇİLELERİMDEN,
KANDIR, HAYATTIR, EMEKTİR BENİM GÜLLERİM,
KORKMADIM, KORKMUYORUM ÖLÜMDEN,
SİZ ÇİÇEK GETİRİN YALNIZ, ÇİÇEK GETİRİN.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
BAHARDA POLATLI KIRLARINDA AÇAN,
GÜZ GELDİ Mİ KOPDAĞI’NA GÖÇEN,
YÖRÜKLER YAYLASINDA TOROSLAR’DA EĞLEŞEN,
MUŞ OVASINDAN, AĞRI ETEĞİNDEN,
GÜCENMESİN BÜTÜN YURT BAHÇELERİNDEN
ÇİÇEK GETİRİN, ÇİÇEK GETİRİN, ÖRTÜN BENİ,
EĞİN TÜRKÜLERİNİN İÇİNE GÖMÜN BENİ.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
EN GÜZELLERİNİ SAYMADIM ÇİÇEKLERİN,
ÇOCUKLARI, ÖĞRENCİLERİ İSTİYORUM.
YALNIZ VE ÇİLELİ HAYATIMIN ÇİÇEKLERİNİ,
KÖY OKULLARINDA AÇAN, GİZLİ VE SESSİZ,
O BAKIMSIZ, AMA KOKUSU EŞSİZ ÇİÇEK.
KİMSE BİLMEYECEK, SENİ BENİ KİMSE BİLMEYECEK,
SENİ BENİ YALNIZLIK ÖRTECEK, YALNIZLIK ÖRTECEK.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM, 
BEN MEZARSIZ YAŞAMAYI DİLİYORUM,
ÖLMEMEK İSTİYORUM, YAŞAMAK İSTİYORUM,
YETİŞTİRDİĞİM BAHÇE YARIDA KALMASIN,
TARUMAR OLMASIN İSTİYORUM, PERİŞAN OLMASIN,
BENİ BİLSE BİLSE ÇİÇEKLER BİLİR, DOSTLARIM,
NİÇİN YAŞADIĞIMI BEN ONLARA SÖYLEDİM,
ÇİÇEKLERDE AÇAR BENİM GİZLİ ARZULARIM.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİNİ DİYORUM,
OKULUN DUVARI ÇÖKTÜ ALTINDA KALDIM,
AMA BEN DÜNYA ÜSTÜNDEYİM, TOPRAKTA,
YAZ KIŞ BİR ŞEY SÖYLEYEN TOPRAKTA,
ÇİLE ÇEKTİM, YALNIZ KALDIM, AMA YAŞADIM,
YURDUMUN ÇİÇEKLENMESİ İÇİN DAİMA YAŞADIM,
BİLİR BUNU BAHÇELER, KAYALAR, KÖYLER BİLİR.
ŞİMDİ SUSTUM, ÖRTÜN BENİ, YATIRIN BURAYA

ANEKDOT

Küçük şehzade, padişah babasına öğretmenini şikâyet etmiş.

-Beni azarlıyor, sınıftaki öğrencilerin yanında küçük düşürüyor. Gel de, ona haddini bildir demiş.

Padişah, ders vermek açısından teklifini kabul etmiş görünerek Şehzadenin öğretmenine gizli haber göndermiş:

-Yarın mektebe geleceğim. Sözde Şehzadeyi korumak için kendisine çatacağım. Hiç çekinmeden, üzerime yürüsün ve beni dövecek gibi yapsın.

Talimatını vermiş. Ertesi gün de mektebe giderek, muallime:

-Sen benim oğlumu nasıl döversin! diye çıkışmış.

Muallim, daha önce aldığı talimat üzerine Padişahın üzerine yürüyerek:

-Ben şehzade falan dinlemem. Benim rahleme gelen her kişi talebedir. Dersini yapmadığı, bilmediği zaman azarlarım, gerekirse döverim! diye bağırmış.

Padişah, kaçar gibi yaparak dönmüş. Mektepten geldiğinde de şehzadeye söylenmiş:

-Bu senin öğretmenin ne kadar yaman kişi. Az kalsın, senin yüzünden beni de dövecekti. Sen iyisi mi, verdiği dersleri can kulağıyla dinle ödevlerini yap. (Padişah oğluyum) diyerek bana güvenme…

NOT: Öğretmenlerin, öğrencilerini dövmeyi alışkanlık haline getirmelerine karşı olmakla birlikte, (nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir) diyerek, haylaz öğrencilerin tedip edilmeleri açısından azarlanmalarına ve gerekirse de hafif yollu dayak yemelerine karşı olmamak gerekir, kanaatindeyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN