• Dolar Alış TL
  • Dolar Satış TL
  • Euro Alış TL
  • Euro Satış TL
Reklam
Reklam

SEÇMEN OLMAK, SINAVLA OLSA!

Reklam
, 0 Yorum

Türkiye’de, 56 milyonun üzerinde seçmen var. Muhtardan tutunuz da, Belediye Meclisi, İl Genel Meclisi üyelerini ve Milletvekillerini bu seçmenlerin oyları tespit ve tayin eder.

Peki, seçmen olmanın bir kriteri var mı! elbette ki yok! Tek kriter kişilerin yaşları ve mahkeme kararına istinaden verilmiş kısıtlılık halleriyle sınırlandırılmıştır.

Seçmenler bir sınava tabi tutsa ve örnek olarak:

-Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının adı nedir?diye basit bir soru sorulsa, inanın ki, 56 milyon seçmenin yüzde 50’si bile Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının adını bilemeyeceklerdir!

Bu ülkede kimin başbakan, kimin bakan, kimin hangi partinin lideri olduğunu bilmeyen seçmenler çoğunluktadır. Ülkenin ekonomik gidişini, eğitim politikasını, sağlık politikasını bilen seçmenlerin sayıları ise yüzde 10 bile değildir. Peki, bu seçmenler kime oy verdiklerini, oy verdikleri siyasi partilerin iç ve dış politikalarını biliyorlar mı! İnanın ki, büyük çoğunluğu bilmiyorlardır!

Keşke, seçmen olabilmenin bir kriteri olsaydı. Seçmen olacaklar da sınava tabi tutulsalardı. Onlara öyle zor sorular değil, çok basit sorular sorularak, bilgi dereceleri ölçülseydi.

Mesela:

-Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tarihi nedir?

-Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu kimdir?

-Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın adı nedir?

-Türkiye Büyük Meclisinde kaç milletvekili vardır?

-TBMM’nde grubu bulunan siyasi partilerin adları nelerdir?

-Parlamenter sistem nedir, başkanlık sistemi nedir?

-Türkiye’nin başkenti neresidir?

-Yaşadığın ilin Valisinin, Belediye Başkanının adı nedir?

Ve benzeri sorular sorulsaydı, inanınız ki, seçmenlerin en az yüzde 50’si bu sorulardan bile sınıfta kalacaklardır.

Bir ara, kalburüstü bir vatandaş:

-Benim oyumla, bir çobanın oyu aynı değerde mi?

Anlamında bir söz kullanmıştı da, kıyametler kopmuştu. Bu söylem kısmen yanlış ama gerçeğin ifadesi açısından çok yerinde bir deyimdir.

Öncelikle, sınıf olarak çobanı örneklendirmek büyük bir hatadır. Çünkü çobanlar içinde öyle ileri görüşle kimseler var ki, değme profesörlere bile taş çaktırırlar. Hem, çobanlığın, Peygamberlerin mesleği olduğunu unutmamakta yarar vardır.

(Çoban) deyimini dillendirmek yerine (bir cahil ile bir bilenin oylarının kıymeti aynı olur mu) denilseydi, söylemindeki amaç (CUK) diye yerine oturacaktı. Unutmayalım, (Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu) dini bir kuraldır. Elbette, bilinçli bir şekilde oy kullananların durumuyla kuru kalabalıkların kullandıkları oyların değeri aynı değildir.

Keşke, insanlar nasıl bir işe girince genelde sınava tabi tutuluyorlarsa, (SEÇMEN) olabilmek kriterine haiz olup olmadıklarını belirleyen bir sınav olsaydı!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN