• Dolar Alış 7.9432TL
  • Dolar Satış 7.9115TL
  • Euro Alış 9.4266TL
  • Euro Satış 9.3890TL
Reklam
Reklam

SİİRT İLE İLGİLİ ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR VE BULGULAR

Reklam
, 0 Yorum

Dünyanın en eski insan Fosilinin Botan Vadisinde bulunduğu bilinmektedir. Yani, Siirtliler bir yerde insanlığın atası sayılırlar. İnsanlar, Botan vadisinden türemiş ve çoğalmıştır. Şehrimizin, şehir olarak yedi asırlık bir mazisi bulunmaktadır. 2002 yılında Botan Çayı kenarında Eğlence Köyünün az ilerisinde bulunan Çiçek Yurdu Mezrası yakınlarında başlatılan arkeolojik çalışmalar sonucu bir TÜRBE HÖYÜK ortaya çıkarılmıştır. Ege Üniversitesi Öğretim görevlilerinden Yardımcı Doç. Dr. Haluk Sağlamtemir ve ekibi tarafından yapılan çalışmalarda, Botan çayı vadisinin milattan 5 bin yıl öncesinden beri iskân edildiği, doğuyu, batıya bağlayan ipek yolunun Siirt’in yol güzergahında bulunduğu saptanmıştı. Diğer taraftan Osmanlı İmparatorluğu ile yaşıt olan Siirt’in, Yunanlı Yazar Ksenop’un “ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ” adlı kitabında anlattığı ve Yunanlı Komutanın konakladığı alanın Bağgöze (Lodi) ovası olduğu belirtilmektedir. Bu vadi, dünyanın en güzel vadilerinden biri olduğu halde, maalesef, terör olayları yüzünden adeta boşalmış bulunmaktadır.

Siirt Arapça’sının, İspanya’daki Endülüs Emevilerine ait Arapça ile örtüştüğü, bu durumda Tarık Bin Ziyad’ın torunları olduğumuz bile iddia edilmekte.

İ. Ö – 3000 ve 2000`lerde Güneydoğu Toroslar iki kültür alanını birbirinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya da gelişmiş bir tanım kültürü kuzeyde ise Doğu Anadolu’nun Yüksek Yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde bulunan Siirt’te yayla kültürü özellikleri görülmekteydi. İÖ 3000`lerde yörede Huriler yaşamaktaydı. Gök ve doğa tanrılarına bağlı dini Hurri (Sümer) Kültürü`nün etkisinde idi. Gılgalamış Destanı nın Hurri Dilinde bir nüshası Boğaz köy Arşivinde bulunmuştur. Hitit Kültürü, Hurri Kültüründen geniş ölçüde etkilenmiştir. İ.O. XIII. yy a ilişkin Asur kaynaklarından, Doğu Anadolu Bölgesinde yaşayan toplulukların bir konfederasyon biçiminde Örgütlendikleri anlaşılmaktadır. Asur Kaynaklarında birliğin Ülkesinden Nairi adıyla söz edilmektedir. Bu topluluk İ.Ö. IX. yy da Urartu Devletini oluşturmuştur. Urartuların çeşitli Hurri Boylarından oluştuğu kabul edilmektedir. Doğu Anadolu’da Van merkezli bir uygarlık kuran Urartular, özellikle mimarlık ve maden bilgilisi alanında orijinal eserler meydana getirmişlerdir. Batıda Siirt, Pervari, Güneyde Türk İslam Sınırı, kuzeyde Van’ın 64 km Güneyindeki Bacirge yerleşim merkezi, doğuda Büyük zap Suyu ile çevrelenen alan, Hubuşkia diye adlandırılmaktaydı. Hubuşkia da doğal yapının engebeli oluşu yüzünden, yerleşmeler dağınık ve azdır. Mimari kalıntılar dağ düzlüklerinde, su kaynaklarında, maden yataklarında, yol kavşaklarında ve vadilerde bulunmaktadır. Van Gölü,nün Güneyindeki dağlık bölgede oldukça zengin maden yatakları olması nedeniyle, Asur Krallığı bölgeye yağma seferleri düzenlemiştir.

İ.Ö. VI. yy. ortalarında Siirt, tüm Anadolu’yla birlikte Pers Egemenliğine girmiştir. Persler Döneminde buralardan geçen Ksenefon, Anabasis adlı yapıtında yöreye ilişkin bilgiler, vermektedir. Dicle’yi izleyerek kuzeye yürüyen Ksenefon ve Onbunlar, Cizre den Sonra Karduklar Ülkesinden geçmişlerdir. Karduklar Pers Kralının yetkisine boyun eğmeyen bir topluluktu.. Buraların yerli halkı, Khaldiler di. Ksenefon, Özgür ve cesur bir kavim olan Khaldiler in mızrakları ve söğüt ağacından kalkanları olduğunu yazmaktadır. Medya ile Kapadokya arasında yaşayan bölge halkı Pers Yönetimine bağlanmış, Pers Dili ve dini yörede etkili olmuştur. Makedonya kralı İskender’in Asya Seferlerini izleyen Helenistik Dönem Kültürü, yörede hemen hiç etkili olamamıştır.

Medya ile Kapadokya arasındaki bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir Urartular, İskitler, Medler ve Persler egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150’lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrılarının ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. Yöreyi etkileyen Roma – Part, Roma – Sasani Savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300’lerde Hıristiyanlık yayılmaya başladığında Zerdüşt Dini’ni benimseyen Sasaniler yörede Hıristiyan kıyımı yapmışlardır.

VII. yy ortalarında yeni bir güç olarak beliren Müslümanlığın ilk etkilediği yerlerden biri de Siirt’tir. Müslümanlığın ilk dönemlerinde Araplar, Güneydoğu Anadolu Bölgesini ele geçirmiş bunun sonucunda da Arap İslam Uygarlığı yayılmaya başlamıştır. Bir Arap kabilesinin adından dolayı Siirt’in de bulunduğu bu bölgeye Diyar-ı Bekir denilmekteydi. Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir Harici merkeziydi. lX. yy dan  sonra Hanbeli ve Maliki Mezhepleri aracılığıyla Sunnilik yayılmaya başlamış daha sonra Mervanoğulları döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmış, öbür mezhepler giderek ortadan kalkmıştır.

(Devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN