• Dolar Alış 7.9432TL
  • Dolar Satış 7.9115TL
  • Euro Alış 9.4266TL
  • Euro Satış 9.3890TL
Reklam
Reklam

SİİRT’İN GELİŞİMİ İLE İLGİLİ TARİHİ SÜREÇ SEYAHATNAMELERDE SİİRT (KÂTİP ÇELEBİ)

Reklam
, 0 Yorum

Siirt kenti, Diyar-ı Rabıa bölgesindeki bir dağın üzerinde kurulmuştur. Diclenin kuzey doğusuna düşen kent, Silvana bir buçuk, Diyarbakıra dört günlük uzaklıktadır. Bitlis suyu ve kolları, Siirt’in Güneyindeki düzlükten geçer. Kentin Musul’a uzaklığı 5 günlük yoldur.

Yörenin Şafi Üzümü adıyla tanılan çok ünlü bir üzümü vardır. Bağları bahçeleri ve ekinleri genellikle yağmurla sulanır. Başka bir deyişle, arazisi çoğu kez susuzdur. Halkı, kaynak suyundan yararlanır.

VON MOLTKE (XIX YY)

Siirt’e bir gezi yaptım. Güzel bir dağ şehri. Fakat son harpten sonra bir kısmı harabe haline düşmüş. Bir konak yerinin ötesinde, 300-400 adım genişliğinde fakat sığ olan Yezithane suyuna vardık. Burda durup kalmamak, ne pahasına olursa olsun ilerlemek istiyorduk. Birinci deneyişimde az kalsın atımla birlikte sürüklenecektim. Hayvanın ayağı ancak yere değebiliyordu. Bir saat ötede daha uygun bir yer bulduk. Bütün piyadeler göğüslerinin üstüne kadar suya batarak hemen karşıya geçtiler. Toplar tamamıyla gözden kayboluyordu. Deniz yüzünden 8000 ayak yukardaydılar ama, ırmağın yüzünün altındaydılar.

Burada bize düşman olan Hazo kasabasına kadar kısa bir yürüyüş gerekiyordu. Ertesi sabah iki kol halinde, ihtiyatla ilerledik. Topçu bize hemen giriş yolunu açacaktı. Fakat orada müdaafasız tebaadan başka kimsenin kalmadığını, bütün Müslümanların dağa kaçmış olduklarını öğrendik. Kasabanın önünde ordugah kurduk. Ertesi sabah erkenden yeni ordugaha gittik. Herkes gümüş gibi dubduru bir havuz meydana getiren muazzam pınara, büyük ceviz ağaçlarına, geniş buğday tarlalarına ve üzerinde araba işleyebilen yola hayran kaldı. Köy hemen tutuşturuldu. Ben bunu boş yere önlemeye çalıştım. Kaçanlara karşı sert davranmalı, fakat kalanlara aman vermelidir. Yoksa bu işin hiçbir zaman sonu getirilemez. Biz buraya varır varmaz kumandanın, kendisine katılmamız hakkındaki emri de geldi. Piyade hemen topları bırakarak emredilen yönde yola çıktı. Yolda bir düzine kadar köy tutuşturuldu. Nihayet derin bir dağ geçitinde bulunan büyük bir köye, Papura vardık.

SİİRT’İN İLK ADININ KAYNAĞI

Siirt adının Sami dilinden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın Keldani dilinden kent anlamına gelen Keert (Kaa’rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Bu ad isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler  kente Se’erd (yöresel söyleyiş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy da Sert, Seerd, Sört, sairt, olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

Şimdiki Siirt, Eski Siirt’in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğu için yukarıda sözü edilen “Sırt” kelimesi mevki ve kelime ilgisi bakımından daha uygun görülmektedir.

MİLLİ MÜCADELEDE SİİRT

Siirt Milli Mücadele döneminde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret ilişkilerini egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt, Rus askerleri tarafından işgâl edilme tehlikesini atlatmıştı. Bolşevik ihtilâliyle Rus askerleri geri çekilmişti.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Siirt’e gelen işgalci devletlerden bir diğeri de İngiltere idi. İngilizlere ait bir birlik, Siirt halkına gözdağı vermek amacıyla gelerek birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmişlerdir. Siirt bunun dışında yabancı güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i hukuk derneğini teşkil eden Siirt’in münevver zümresinin Milli Mücadelenin gerçekleşmesinde gösterdiği medeni cesaret takdire değer bir Vatanseverliktir.

1.Meşrutiyet döneminden itibaren Siirt’ten de Milletvekili seçilmeye başlanmış, ilk olarak Abdürrezzak Efendi 1908-1912 tarihleri arasında bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. İkinci olarak Şeyh Nasreddin Efendi 1914-1918 tarihleri arasında yine bağımsız olarak görev yapmış, üçüncü olarak da Nazım Bey; Nisan 1912 Ağustos 1912 tarihleri arasında görev meşrutiyet meclisinde Siirt’i temsil etmiştir.

GÜNÜMÜZDE SİİRT

1894 Yılında Bitlis’e bağlanan Siirt, 26 Eylül 1919 yılında 48 sayılı Heyet-i Umumiye Kararı ile bağımsız sancak haline getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Siirt, 16 Mayıs 1991 tarihinde 3698 sayılı kanunla 3`e bölünmüş Batman ve Şırnak ilçeleri de il olmuştur.

Beşiri, Kozluk ve Sason ilçelerini de kaybeden Siirt, gerek yüzölçümü, gerek nüfusu, gerekse ilçe ve köy sayısı itibariyle yaklaşık olarak yarı yarıya küçülmüştür. Ahmet Arıtürk’ün Siirt’in üçe bölünmesine tepki olarak o zamanlar yazdığı ve gazetelerde yer alan şiirini bu vesile ile bir kere daha sunuyoruz:

SİİRT’İM

KANADINI KOLUNU

KIRDILAR MI SİİRT’İM

ALLI TURNALAR GİBİ

VURDULAR MI SİİRT’İM

ŞIRNAK’I, ŞEHR-İ NUH’U,

BATMAN OLAN İLUH’U

SASON İLE KOZLUK’U

ALDILAR MI SİİRT’İM

BEŞİRİ, GÜÇLÜKONAK,

ARTIK SENİN DEĞİL BAK

NİCE KÖYÜNÜ NAHAK

ÇALDILAR MI SİİRT’İM

SENİ BULUP SAHİPSİZ,

HEP KODULAR NASİPSİZ

GİDENE KARŞI BİR GİZ

VERDİLER Mİ SİİRT’İM

ÂBİD SAYDILAR HİÇE,

HALİMİZ OLA NİCE

İKİYE DEĞİL ÜÇE,

BÖLDÜLER Mİ SİİRT’İM

YABANCI GÖZÜYLE AZİZLER DİYARI SİİRT

Siirt’i Unutamayan Biri: Kemal Ulusoy

Kemal Ulusoy tarafından yazılan, gelirinin tamamı TÖÇEV – okuma istekli çocuklar vakfına bağışlanan Azizler diyarı, Tillo, Pervari Baykan ve diğer tarihi zengin beldeleri ile Araplığın – Türk İslam kültürünün Anadolu’da en derin izlerine sahip, eşsiz Siirt hakkında yazılı ilk ve tek – İngilizce / Türkçe ücretsiz down load yapabileceğiniz kitap.. 2003

TARİH

Siirt ve çevresi yazılı tarih öncesine dayanan çok eski bir yerleşme yeri olarak bilinmektedir. Özellikle 1960’tan sonra kazılarla birlikte sürdürülen çalışmalar sonunda, bölgenin tarih öncesinde, besin maddeleri üreten ve tarımla uğraşan köy topluluklarının yaşama alanı olduğu saptanmıştır.

Profesör Halet Çambel ile R.J. Braidwood’un yürüttüğü, Diyarbakır, Siirt ve Urfa illerini içine alan projenin Siirt ve çevresini merkez alan yüzey araştırmalarında 46 buluntu yeri ortaya çıkarılmıştır. Pervari’den Şırnak’a kadar uzanan çalışmalarda Kepo, Tilmin, Girnator, Ayngerm, Rıdvan, Ber Ava Şikefte vb. mağara, höyük ve kayalara oyulmuş olan sığınaklarda, o dönemleri simgeleyen taş araç ve gereçlerle Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarından Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine kadar kullanılan çanak, çömlek ve benzeri materyal bulunmuştur.

İLK YERLEŞİMLER

Siirt’in en eski halkı olarak Hurriler bilinmektedir. İ.Ö.3 bin yılının sonlarında Dicle’nin doğusuyla Zagros dağları arasındaki bölgede yaşayan Hurriler daha sonra batıya göç etmişlerdir. Daha çok ilkel tarımcılık ve hayvan yetiştiren Hurriler’in bu göçüne dağlık arazinin yaşamalarına elverişli olmaması neden olmuş, ancak yeni geldikleri yörelerde de Hititler ve daha güneyde Asurlular’la çatışmalara girmişlerdir.

Bunun ardından yaklaşık olarak İ.Ö. 1240’lı yıllarda Asur kralı I.Tukultininurta, bölgedeki tüm boyları Nairi adlı bir konfederasyonda birleştirdi. İ.Ö. binli yıllarda ise bu konfederasyona bağlı krallıklar Urartu Devleti’nin temellerini atarken aynı dönemlerde bölgede Hubuşkia adında bir başka krallık kuruldu. Hubuşkia Krallığı batıda Siirt ve Pervari’yi içine alırken, doğuda Büyük Zap ve çevresine, güneyde bugünkü Irak sınırında bir yere, kuzeyde de Van’ın güneyini içine alan geniş toprakları kapsıyordu.

İSKİTLER’DEN BÜYÜK İSKENDER’E

Siirt’in de içinde bulunduğu bölge İ.Ö. 7.yüzyıldan sonra sürekli olarak Kimmer ve İskitler’in akınlarına maruz kaldı. Bölgeyi bir süre ele geçiren İskitler’den sonra yöreye Asurlular ve onlardan sonra da Medler hakim oldu. Ne var ki, Medler İ.Ö. 550’de Persler’e yenilince bu kez de bölgenin egemenliği Persler’e geçti.

Persler kendi yönetim anlayışlarına uygun olarak bütün bölgeyi satraplıklara böldü. Siirt de bölgedeki 23 satraplıktan biri olduğu için bazı yükümlülükleri yerine getirmek, vergi ödemek ve Pers kralına 20 bin at göndermek zorundaydı.

Büyük İskender’in Anadolu topraklarına girmesinden iki yıl sonra(İ.Ö.332) Erbil’de Pers ordularını bozguna uğratması, bölgenin ünlü Makedon kralının eline geçmesini sağladı.

Ancak İskender’in ölümüyle başlayan iktidar çatışmaları sonunda Siirt ve yöresi, Büyük İskender’in en güvendiği komutanı Selevkos’un yönetimine girdi. Selevkos’un krallığı döneminde ekonomik yaşam tamamen batıya kaydı ve Siirt yöresinde her yönden gerilemeler yaşandı.

Bundan sonra yörede Orta Asya’dan gelip Hazar Denizi’nden güneye inen Partlar’ın egemenliği başladı. İ.Ö. 150’li yıllarda Güneydoğu Anadolu’da Romalılar ile çatışan Partlar İ.Ö.37’ye kadar Siirt ve çevresinin bulunduğu geniş bir yörede egemenlik kurdu.

ROMALILAR’A VE SASANİLERE

Bununla birlikte Romalılarla sürekli çatışma halinde oldukları için Siirt, zaman zaman kah Partlar kah Romalılar tarafından işgal ediliyordu. Sonunda bölgenin Roma egemenliğinde olması ama Partlar’a bağlı Arsaklı hanedanı tarafından yönetilmesi sonucuna varıldı. Ancak 224 yılında İran’da yönetim değişikliği sonunda Sasanilerin iktidarı ele geçirmesi Siirt’in de Sasani egemenliğine geçmesi sonucunu doğurdu. Fakat Siirt, kimi zaman Romalılar tarafından işgal ediliyor ve bölgede sürekli bir iktidar karmaşası yaşanıyordu.

Bu dönemde Siirt ve çevresinin Romalılar’ın etkisiyle Hıristiyanlaştığını ve bu durumun Zerdüşt dinine bağlı olan Sasaniler tarafından çatışma nedeni olduğunu, sonunda da Doğu Anadolu topraklarının ikiye bölündüğünü görüyoruz.

Sasanilerin hakim olduğu bölgelerde kalan Siirt’te, Sasani hükümdarı Yezdigirt II’nin Hıristiyanlara’a karşı giriştiği kıyımlar yaşanırken, bölge bu kez de Bizans Kilisesi ile Ermeni Gregoryen Kilisesi’nin çatışmasına sahne oldu.

Sonunda Arap ordularının 637’de Sasanileri Kuzey Mezopotamya’da bozguna uğratması bölgedeki Sasani hakimiyetine son verdi.

(DEVAM EDECEK)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN