REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

SULTAN MUHAMMED HAN İSTANBUL’U FETHETTİ, ATATÜRK, İŞGÂLDEN KURTARDI!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
SULTAN MUHAMMED HAN İSTANBUL’U FETHETTİ, ATATÜRK, İŞGÂLDEN KURTARDI!
5-Cüneyt ARITÜRK
5-Cüneyt ARITÜRK( kanal56@hotmail.com )
1 views
27 Mayıs 2019 - 13:49
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

İstanbul’un Fethinin 566. yıldönümü etkinliklerle kutlanacak. İşin gerçeği, 23 Haziran seçimlerinin arifesinde İstanbul’un fethinin kutlanılması biraz da politik ağırlıklı mesajlara yönelik olacaktır.

İstanbul’un fethinin yıl dönümü kutlanırken bir gerçeği görmezden gelmemek gerekir. 566 yıl önce İstanbul’u Muhammed Han Hazretleri fethettiyse, 1923 yılında İngilizlerin işgalinden kurtaran, yani bu anlamda ikinci defa fetheden Mustafa Kemal ATATÜRK’TÜR.

İstanbul’un ilk fetih tarihi 29 Mayıs 1453 ise işgalden kurtuluşu ve dolayısıyla 2. defa fethedilişinin tarihi de 6 Ekim 1923’tür. O gün, 5 yıl süren düşman işgalinden kurtarılan İstanbul’a, Türk Ordusu sevinç çığlıkları, mutluluk gözyaşları ve çiçek yağmuru altında girmişti.

İstanbul, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra, itilaf devletleri yani Britanya, Fransa, İtalya ve aralarına aldıkları Yunanistan tarafından 13 Kasım 1918’de fiilen işgal edilmiş, bu durum 16 Mart 1920’de resmi işgale dönüşmüştü. Sur içindeki eski İstanbul’u Fransızlar işgal ederken, Beyoğlu ve Boğazlar mıntıkasının denetimini Britanya (İngiltere) almıştı. Kadıköy ve Üsküdar bölgesinin kontrolünü İtalya ele geçirmişti. Şehrin yüksek komutası ve denetim Britanya yüksek komiserindeydi.

Günümüzde kimi sapıklar İstanbul ve Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak için yapılan mücadeleyi küçültme gayreti içindedirler. İstanbul’un işgalden kurtarılması için gösterilen kahramanlıkların anlatılmasından hazzetmezler.

İngilizler İstanbul’u işgal ettikten sonra, direnişi kırmak için Türklere çok sert davranmış, uykudaki askerlerimizi bile şehit etmişlerdi. Osmanlı Meclisi’ni basıp milletvekillerini yerlerde sürükleyerek götürmüşler, asker ve sivil 145 Türk aydınını tutuklayıp Akdeniz’in ortasındaki Malta adasına sürgün etmişlerdi. Ziya Gökalp, Hüseyin Cahit, gibi yazar ve fikir adamları, Fahrettin Paşa, Ali Sabis Paşa gibi önemli asker ve devlet adamları sürgün edilenler arasındaydı. İngilizlerin Malta’da 3 yıla yakın tuttuğu 145 sürgünden 15′i orada öldü. 20 Malta sürgünü tek veya topluca kaçmayı başardı. Malta sürgünleri Atatürk’ün gayretleri ile esir İngilizlere karşılık takas edilerek kurtarıldı.

Kendilerini Afrika’nın bir sömürge ülkesinde zanneden şımarık İngilizlere karşı, binlerce yıldır devletler kurmuş, efendi bir millet olarak bağımsız yaşamaya alışmış Türkler, İstanbul’da yüzlerce direniş örgütü kurarak İngilizlerle mücadele etti.  Yüzbaşı Bennet gibi Türklere kötü muamele eden küstahlara ceza verildi. Türkler ayrıca bütün baskılara rağmen yüzbinlerin katıldığı mitinglerle işgali protesto ederken, İstanbul’un ve Anadolu’nun Türklere ait olduğunu bütün dünyaya haykırdı. Bununla da kalmayarak,  Milli Mücadele’yi malıyla, canıyla destekledi. İstanbul’un silâh depolarını boşaltarak Anadolu’ya kaçırdı.

6 Ekim 1923 günü Türk ordusunu bağrına basan İstanbul Türkleri, bin bir çileyle, hak edilerek kazanılmış zaferi bayram coşkusuyla kutladı.

İstanbul’un Sultan Muhammed Han tarafından fethinin 566. yılı kutlanırken, bugün İstanbul’a sahipsek, bunu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının mücadelelerine borçlu olduğumuzu unutmayalım. Fatih Sultan Muhammed Han ve askerleri gibi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve askerlerini rahmet ve minnetle anmayı ihmal etmeyelim…

EBA EYYÜBİ EL ENSARİ HAZRETLERİNİN KABR-İ ŞERİFİNİN BULUNMASI

Söz İstanbul’dan açılmışken, Ebu Eyyüp El Ensari Hazretlerinden bahsetmemek olmaz. Sahabe-i Kiramdan olan Eba Eyyüb El-Ensari, hicret olayı gerçekleştiğinde, Hazreti Peygamber’i Medine’deki evinde ağırlayan ve misafir eden zattır. Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)  (Kostantiniye mutlaka fetholunacaktır, Onu Fetheden Kumandan ne güzel bir kumandandır ve O’nun askerleri ne güzel askerlerdir) mealindeki hâdis-i şeriflerinden etkilenerek Hicretin 52’nci yılında, yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen İslam Ordusunun Konstantiniye’nin fethi için çıktığı sefere katılmış ve kuşatma sırasında şehit olmuştur.

Katıldığı kuşatma sırasında şehit olan Eba Eyyüb El-Ensari’nin mezarının surların dışında bir yerlerde olduğu öteden beri söylenmekte, fakat nerede olduğu bilinmemekteydi.

Eba Eyyüp El Ensari Hazretlerinin sefer sırasında İstanbul’un surları önünde şehit düştüğü, o zamanın Müslüman tarihçileri tarafından tarihe not düşülmüştü. Bu durum, elbette İstanbul’u fetheden Sultan Muhammed Han’ın da malumuydu. Fetihten sonra Padişah Eba Eyyüb El-Ensari Hazretlerinin mezarının bulunması için hocası mana sultanı Akşemseddin’den yardım ister.

Padişahın yardım isteği üzerine tefekküre dalan Akşemseddin, haliç yakınlarındaki bir yerde bir nurun varlığını gönül gözle görür, Muhammed Han’ı ve beraberindeki zevatı  mezarın bulunduğu alana götürür. Kısa bir araştırmadan sonra yer tespit edilir. Hatta bu sırada orada bulunan bir çobanın:

-Ben yıllardır bu alanlarda çobanlık yaparım. Otlattığım koyun sürüsü, bu mezar yerinin olduğu yere geldiğinde üzerinden geçmez. Sürü, mezarın iki yanından geçip gider. Hiçbir zaman üzerinde bir hayvanın otladığını da görmedim diyerek, o zamana kadar şahit olduklarını anlatır.

Tespit edilen yere, işaret olarak bir ağaç dalı dikilir. Vakit epeyce ilerlediği için topluluk, mezarın bulunduğu yerden ayrılır.

Fatih, Akşemsiddin’in gösterdiği mezar yerinin gerçek olup olmadığını doğrulamak için gece vakti, dikilen ağaç dalının yerini değiştirir. Ertesi sabah Fatih yanına Akşemseddin’i ve birkaç yakın adamını alarak tekrar mezarın bulunduğu yere götürür. Akşemseddin mezarın üzerine dikilen ağaç dalının yerinin değiştirilmiş olduğunu manevi bir hisle anlar. Ağacın dalını yeni konulduğu yerden alır, daha önce tespit ettiği yere götürür. Fatih Sultan Muhammed Han, Hocasını denemek için ağaç dalının yerini değiştirmiş ise de, Akşemseddin mânevi olarak duruma vakıf olmuştur.

Akşemseddin’in manevi işaretiyle tespit edilen mezar yeri, Fatih Sultan Muhammed’in ve Akşemseddin’in gözetiminde kazılmaya başlanır. Birkaç metre sonra bir mezar taşı çıkar. Taşın üzerinde Arapça olarak “Bu Eba  Eyyüb’ün kabridir.” anlamındaki yazı vardır. Aynı mezardaki bir başka taşta ise Latince “Burası Halid Bin Zeyd’in mezarıdır” anlamında yazı bulunmaktadır.

Bunun sebebi Akşemseddin’e sorulduğunda, o :

-Eba Eyyüb El-Ensari Hazretleri şehit olduğu zaman bir rahip peygamberimizi rüyasında görür. Peygamberimiz, rahipten Müslüman olmasını ister ve ona; “Ashabımdan Halid Bin Zeyd, şehit oldu ve filan yere gömüldü. Onun mezarını gurbet ellerde işaretsiz bırakma.” diye buyurur.

Gördüğü rüyanın etkisiyle uyanan rahip, gece vakti surların üzerine çıkar. Rüyasında belirtilen yere doğru bakar. Ebu Eyyüb El-Ensari Hazretlerinin kabrinin bulunduğu yerdeki ışığı görür. Sabahleyin oraya giderek, onun mezarının üzerine bu taşı işaret olarak yazar, diye Fatih Sultan Muhammed Han’a bilgi verir.

Daha sonra Ebu Eyyüb Hazretlerinin mezarı tamamen gün yüzüne çıkartılarak, düzenlenir. Üzerine bir türbe, yanına da bir mescit ve medrese yapılır. İşte, bugün İstanbul’daki Eba Eyyüb El Ensari Camiinin ve türbesinin serüveni budur.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.