• Dolar Alış 7.9039TL
  • Dolar Satış 7.8723TL
  • Euro Alış 9.2835TL
  • Euro Satış 9.2465TL
Reklam
Reklam

TİMSAH GÖZYAŞLARI DÖKMEYİ İYİ BİLİYORUZ (3)

Reklam
, 0 Yorum

Son iki yazımızda değerlerimize ve kendimize sahip çıkmadığımızı belirterek bunu timsahın avladığı avın ardından gözyaşı dökmesine benzetmiştik. Bugünkü yazımızla bu konuyu ele almaya ve sonlandırmaya çalışacağız.

Hatta otel binası bir yana, genel olarak hepimiz cas evleri özlemiyor muyuz? Sohbetlerimizde eski yıllardaki yaşantımız söz konusu olduğunda “Ah nerede, o eski cas evlerimiz. Sağlıklıydılar, oksijen geçirgenlikleri vardı. Yazın serin, kışın ılıktı. İnsana sevimli geliyorlardı ve rahattı. O evlerde geçirdiğimiz günleri hiçbir zaman unutamıyoruz” diye hayıflanmıyor muyuz? Peki hangimiz, o cas evlerden vazgeçmemek için bir çaba içerisine girdi? Hepimiz gönüllü olarak o cas evleri terk edip, gökyüzünü delercesine yükselen ve adeta insanları boğan o beton yığını evlere güle oynaya geçmedik mi? Yoksul ve orta halli insanımıza diyeceğimiz bir şey yok. Ama varlıklı çok sayıda insanımız var. Onlardan kaçı kendisine cas bir ev yapma yolunu seçti?

Mutfağımızdan da iki örnek vereyim. Belli bir yaşın üstünde olanlar her fırsatta başta cevizli helva ve “ığbeysıl hımmos” yani nohutlu ekmekten bahsederler. O tatları aradıklarını belirtirler. Peki bunlar bir bir ortadan kaybolurken kaçımız üretimi yapan insanlar üzerinde psikolojik bir baskı yaptı? Hatta gerekirse maddi destek verdi?

Bir örnek daha. Güres Caddesinin araç trafiğine kapatılacağı Mervan Gül beyin seçim beyannamesinde yer alıyordu. Hepimiz o beyannameyi okuduk. Kimse kılını kıpırdatmadı. Projeyi gerçekleştirecek olan Ankara Büyükşehir Belediyesinden teknik heyetler geldi yine kimse oralı olmadı. Ne zaman ki cadde de çalışmalar başladı. Yerler kazıldı, sızlanmalar başladı. Cadde tamamlandı ve açılışı yapılacak feryad arttı.

Bir de timsah gözyaşı dökmenin yanı sıra, çok ilginç bir özelliğimiz daha var. Biz kılımızı kıpırdatmadığımız halde hep hatayı veya suçu başkalarında ararız. Hem de o olayın sanki bir numaralı uzmanıymışız gibi, çeşitli yöntemleri de ileri sürerek. Konunun teknik veya sosyal bir konu olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Şu kurum şunu yapsaydı veya bu desteği verseydi böyle olmazdı. Ya da şu kişi böyle davranmasaydı bu sonuç ortaya çıkmazdı gibi. İnanın çoğu zaman kendimizde öne sürdüğümüz şeylerin gerçekliğine inanmıyoruz. Yani önerimizin doğru olmadığını veya doğru olsa bile çeşitli nedenlerden dolayı uygulanamayacağını, gerçekçi olmadığını bildiğimiz halde konuşuyoruz. Her zaman da başkalarını suçlarız. Üzerimize toz kondurtmayız. Biz sütten çıkmış ak kaşıklarız.

Bizim bir an önce bu alışkanlığımızdan vazgeçmemiz gerekiyor. Nasrettin Hoca misali daha testi kırılmadan önce kırılmaması için gerekli önlemleri alma yolunu seçmeliyiz. İğneyi önce kendimize batıralım, ardından çuvaldızı batıracak kimseler buluruz.

Aksi takdirde yine bol bol timsah göz yaşı dökmeye devam ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN