• Dolar Alış 7.5796TL
  • Dolar Satış 7.5493TL
  • Euro Alış 8.8341TL
  • Euro Satış 8.7989TL
Reklam
Reklam

VE ASKERİMİZ İDLİB’DE!

Reklam
, 0 Yorum

Askerlerimizin İdlib’e girdikleri açıklandı. Elbette, böyle bir durumun gerçekleşmesi İran, Irak ve Rusya ile sağlanan anlaşmalar çerçevesinde olmuştur.

Şimdi, (askerlerimizin İdlib’de ne işi var) diyecek aklı evveller çıkabilir. Askerlerimiz Irak ve Suriye’ye girmezse, PKK’nın uzantısı konumundaki YPG’nin ve PYD’nin sınırlarımıza girmelerini bekler  duruma düşecektik.

Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek isteyen emperyalist güçler var. ABD’nin önderliğinde gerçekleştirilmek istenen plân, Türkiye Cumhuriyeti Devletini de çok yakından ilgilendiren bir durumdur. Çünkü Ortadoğu’da bölünmek ve sınırları değiştirilmek istenen ülkeler arasında Türkiye de bulunmaktadır. Bu bakımdan (Askerimiz neden İdlib’e girdi) demek yerine (neden bu kadar geciktik) diye düşünürsek, çok daha gerçekçi oluruz.

Bu gerçeği ifade etmeliyiz ki, başlangıçta dış politikada çok vahim hatalar yaptık. Önceleri kendimizi Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanları arasında ilân ederken, sonra yaptığımızın baltayı kendi ayağımıza vurmak olduğunu fark ettik. Bize pahalıya mal olsa da, yanlış dış politikadan kurtarmak basiretini gösterdik. Tam içine düşecekken, tuzağı fark ettik. Bu tuzağa düşürülmek istenen asıl aslanın Türkiye olduğunu anladık.

Hatada ısrar etmek ahmaklık, hatadan vazgeçmek fazilettir. (İnsan beşer, bazen şaşar) denilmiştir. Netice itibarıyla bizleri yönetenler de beşerdirler ve dış politikadaki hatalarını geç de olsa fark etmişlerdir. Bu bakımdan, devletimizin yeni dış politikasına köstek değil, destek olmak her vatanseverin görevidir.

Sulh-u selamet için bazen savaşmanın da gerekli olduğunu anımsatarak, İdlib’e giren Kahraman Mehmetçiklerimizi yürekten selâmlıyor, zaferler diliyoruz…

“HACI, SEN BURADA KAL!”

Gençliğinde güçlü, kuvvetli, kabadayı bir serseri iken tövbe edip, Hacca gitmiş, bütün kötü işlerden elini eteğini çekmiş bir hemşerimiz varmış. Hac görevini ifâ ettikten sonra, mümkün mertebe karıncayı bile incitmekten kaçınan bu hemşerimiz, bir gün çarşıda dolaşırken, birkaç serserinin, bir zavallının çevresini sardıklarını ve onu tartaklamakta olduklarını görmüş. Nasihat yollu:

-Bırakın garibanı, ne istiyorsunuz zavallıdan! Demişse de, berikiler tınmamışlar. Aralarına aldıkları zavallıyı tekme, tokat dövmeye devam etmişler. Gördüğü manzaraya daha fazla dayanamayan eski kabadayı hemşerimiz:

-Bu zulme seyirci kalmama ALLAH da razı olmaz PEYGAMBER de! Dedikten sonra, o zamanlar, Haccı olanların, hac alâmeti olarak başlara taktıkları sarığını çıkarmış, bir kenara koymuş:

-Hacı! Sen burada kal!… Ben de gideyim, bu it oğlu itlerin hadlerini bildireyim! Demiş.

Gayet, güçlü kuvvetli olduğu için de, vurduğu her yumrukta birini devirmiş. Bunun üzerine, zavallı garibanı döverlerken, dayak yemek durumuna düşen kabadayı müsveddeleri, ortalıktan toz olup kaçmışlar.

Demek oluyor ki, gerektiği yerde ve zamanda hacılığı, hocalığı bir yana bırakmak lâzım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN