• Dolar Alış 7.5593TL
  • Dolar Satış 7.5292TL
  • Euro Alış 8.9590TL
  • Euro Satış 8.9232TL
Reklam
Reklam

YAYIN HAYATINDA 82. YILINI DOLDURAN GAZETENİZ SİİRT 83. YILINI İDRAK EDİYOR

Reklam
, 1 Yorum

Türkiye’nin yayınını sürdüren en eski 10 gazetesi arasında 7. Sırada yer alan GAZETENİZ (SİİRT) 07 Ağustos 2020 tarihi (YARIN) itibarıyla 82. yılını doldurarak, 83. yılını idrak edecek.

Yayınlandığı ilk sayısından itibaren ATATÜRKÇÜ ÇİZGİDE yayın yapan ve logosunda yer aldığı gibi  (CUMHURCU SİYASİ GAZETE) kimliğini koruyan GAZETENİZ (SİİRT) ile ilgili nostaljik mahiyette Ahmet ARITÜRK tarafından hazırlanan geniş bilgilendirmeleri aşağıda bulacaksınız.

Bizleri bugünlere ulaştıran aziz okuyucularımıza minnet ve şükranlarımızı sunarken, Gazete olarak İlimizin, Bölgemizin, ve gücümüzün yettiği ölçüde ülkemizin sorunlarını gereken hassasiyetle dile getirmek görevini sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.

KURULUŞUNUN 83. YILDÖNÜMÜ DOLAYISIYLA SİİRT GAZETESİ 

Hazırlayan: Ahmet ARITÜRK

Gazeteniz “SİİRT” yarın  itibarıyla yayın hayatında 82. yılını doldurarak, 83. kuruluş yılını idrak etmiş olacak. 60 yıldan beri Gazetenin hemen her biriminde çalışmış biri olarak, SİİRT GAZETESİYLE İLGİLİ BİR NOSTALJİ YAPMAK VE GAZETENİN GEÇTİĞİ AŞAMALARI ANLATMAK İSTEDİM.

Merhum Mehmet Emin KILIÇÇIOĞLU ve Merhum Zeki ŞALIŞ’IN sahipliğinde ilk sayısı 7 Ağustos 1937 günü yayınlanan Gazetenin yine birinci sayısında yer alan ifade şekliyle: “Başmuharriri ve Umum Neşriyatı İdare eden Yazı İşleri Direktörü Abdullatif ATILĞAN”dı. Gazetenin ilk sayısında yer aldığı ifade şekliyle yazarsak ilk basıldığı adres: (Siirt Hükümet Konağında Hususi Daire) olarak belirtilmiştir. O yıllarda, Hükümet Konağının Ulus Mahallesinde bugünkü Merkez Polis Karakolu’nun yanında olduğunu da anımsatalım. Gazete idarehanesi bilahare yine aynı mevkide Merhum Hacı Hasan Arpacı’ya ait evin altındaki iş yerine nakledilmiş, bir süre sonra da, Gazete Sahibi Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun aynı mevkide satın aldığı evin altındaki iş yerine taşınmıştır. Matbaanın bulunduğu iş yerinin bitişiğinde yine Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun evi altında “DOĞU KİTABEVİ” adıyla hizmet veren gazete, mecmua, dergi satışlarının yapıldığı ve bu arada kırtasiye malzemelerinin satıldığı ikinci bir iş yeri vardır.

Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu:

*Siirt’te ilk kütüphaneyi kuran kişidir.

*Siirt’e ilk matbaayı getirendir.

Osmanlı tarihinde bir İBRAHİM METEFERRİKA neyse, Siirt için Mehmet Emin Kılıççıoğlu’da odur.

*Siirt’te ilk Gazete yayınlayandır. Türkiye’de yayınını sürdüren en eski on gazetesinden biri de Mehmet Emin Kılıççıoğlu tarafından kurulan ve bugün 83. yayın yılını sürdüren SİİRT GAZETESİDİR. Siirt Basınının müessisidir.

*Siirt’te Kızılay ve Türk Hava Yolları gibi derneklerinin ilk kurucusudur ve yıllarca bu derneklerin başkanlıklarını yapmıştır.

*Siirt Belediyesinde uzun yıllar encümen üyeliği yapmıştır.

*Milletvekili olarak TBMM’nde Siirt’i temsil etmiştir.

*Basın Şeref Kartı almış tek Siirtlidir.

Gazeteniz SİİRT, tam 83 yıldır yayın hayatını büyük bir kararlılıkla sürdürmektedir. Türkiye’de halen yayınını sürdüren en eski 10 Gazete arasında 7. sırada yer almaktadır. Yine Türkiye’de Başbakanlık tarafından CUMHURİYET ÖDÜLÜYLE ÖDÜLLENDİRİLMİŞ, ON GAZETEDEN BİRİ DE SİİRT GAZETESİ’DİR. Başlangıçta haftalık olarak yayınlanan Gazete, bilahare “PAZAR GÜNLERİ HARİÇ HERGÜN ÇIKAR” hale getirilmiştir. Gazetenin kurucusu elbette ki Mehmet Emin KILIÇÇIOĞLU’dur. Bu açıdan Merhum Mehmet Emin KILIÇÇIOĞLU SİİRT’İN İBRAHİM MÜTEFERRİKA’SIDIR. Gazetenin yayın hayatına girdiği 1937 yılında Siirt’te ne matbaacılıktan, ne de gazetecilikten anlayan vardı. Bu açıdan ilimizde Gazeteciliğin ve matbaacılığın tesisi için, bir yabancının yardımına ihtiyaç duyulmuş, hem iyi bir matbaa ustası, hem iyi bir yazar olan Merhum Zeki ŞALIŞ ile anlaşma yapılarak Siirt’e gelmesi sağlanmış ve matbaacılık konusunda elemanlar yetiştirilinceye kadar bu merhum zatın deneyimlerinden yararlanılmıştır.

Ancak, işleri rayına koyduktan ve gazeteyi basıp, çıkarabilecek düzeyde elemanlar yetiştirdikten sonra merhum Zeki Şalış da görevini tamamlayarak Siirt’ten ayrılmıştır. Gururla ifade edebiliriz ki, şehrimizde yayınlanan gazetelerin tümüne yakını ve bu gazeteleri yayın hayatına sokanların büyük çoğunluğu SİİRT GAZETESİNİN RAHLE-İ TEDRİSATINDAN GEÇMİŞLERDİR. ÇÜNKÜ SİİRT GAZETESİ, SİİRT İÇİN ADETA BİR GAZETECİLİK OKULU OLMUŞTUR.

SİİRT Gazetesinin bugünkü sahipleri olan Ben Ahmet ARITÜRK ve ikizim M. Metin ARITÜRK, Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun yeğenleri olmamız sebebiyle, 5-6 yaşlarından itibaren matbaacılıkla ve Gazetecilikle tanıştık. Dayımın evine misafirliğe giderken sürekli olarak matbaaya uğrar, çalışanları tecessüsle izlerdik. Matbaada çalışanlar genelde dayılarımız, dayı çocuklarımızdı. Merhum Mehmet Salih KILIÇÇIOĞLU, Hüseyin KILIÇÇIOĞLU, Cumhur KILIÇÇIOĞLU, Gazetenin yayınlanmasında uzun yıllar emekleri geçenler arasında sayılır. İkizim M. Metin ARITÜRK, benden yıllar öncesinden mürettipliğe başlamıştı. Ben o yıllarda ağabeyim Sabri ARITÜRK’ÜN Helvacılar Çarşısındaki işyerinde kendisine yardımcı olarak kaldığımdan, ancak, ağabeyimin vatani görevi için işyerini kapatmasından sonra önce matbaacılığa, sonra gazeteciliğe başladım.

Benim matbaacılığa ve dolayısıyla gazeteciliğe başlama yılım 1960’tan öncedir. Ancak, gazeteye makale, haber, taşlama, şiir ve benzeri yazılar yazmağa başlama tarihim 1960’lı yıllardır. 27 Mayıs 1960 darbesi sırasında yazılar yazmakta olduğum kesin. Çünkü hiçbir zaman yazdıklarımıza karışmayan ve sorgulamayan rahmetli dayım Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun “Oğlum, bundan sonra yazılarına dikkat et artık idareyi örfiye var” diye haklı bir şekilde ikazda bulunduğunu anımsıyorum.

SİİRT GAZETESİ, NASIL HAZIRLANIR, NASIL BASILIRDI!

Teknolojinin gelişmediği, gazete basım işinin, tamamıyla insan gücüne dayanılarak gerçekleştiği dönemlerde SİİRT’TE kurulan ilk matbaada basılan SİİRT GAZETESİNİN, nasıl hazırlandığı ve basıldığı ile ilgili anılarımızı anlatmak, nostalji yapmak istedik. Çünkü eski basım şekli tarih oldu. Bilgisayarlı ve ofsetli baskılarla, gazete basımında büyük ilerlemeler kaydedildi.

SİİRT Gazetesinin yayınlanmağa başladığı 7 Ağustos 1937 tarihinde Siirt’te elektrik dahi yoktu. Bunun için, bütün işler kol gücüye yapılırdı. Siirt’te yine merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu tarafından kurulan ilk matbaada basılan SİİRT GAZETESİNİN, o zamana göre modern sayılacak bir baskı makinesi vardı. İkinci el olmasına karşılık, İstanbul’da basılan bir Gazetenin (SON POSTA) sahibinden satın alınmıştı. Elektrik olmadığı için dinamo üzerine büyük bir kasnak konulmuştu. 1825 yılında Almanya’da imal edilmiş Brüksel Marka baskı makinesi antika değerindeydi.

Şehrimize elektrik geldikten sonra da, baskı makinesini değiştirmek veya mevcut baskı makinesini elektrikle çalıştırmaya gerek görülmedi. Baskı sayısı mahdut olunca, elle çevirmek daha avantajlıydı. Hem, elektrik sistemine bağlansa üzerindeki armada 1825 yılında imal edildiği yazılı baskı makinesi, elektriğin gücüne dayanamayarak büyük zarar görür, hatta dağılabilirdi. Makine İstanbul’dan ikinci el olarak getirilmişti. Siirt’e getirilmeden önce İstanbul’da yayınlanan (SON POSTA) adlı gazete bu makinede basılıyordu. Makinenin en müzmin hastalığı ise diş atlama olarak tabir ettiğimiz arıza şekliydi.

Rahmetli dayım hayatta olduğu sürece, baskı makinesini değiştirmek nasip olmadı. Ta ki, iş bana ve ikizim Metin’e gelene kadar. Aynsalip Çeşmesi yanındaki matbaa idarehanesinden bugün Batı Mahallesi 913 nolu sokakta bulunan işyerine taşındığımız 1990’lı yıllardan sonra, elektrikle çalışan 3 baskı makinesi değiştirdik. Ancak, çalıştırdığım zaman hiç birinden, Alman malı ilk matbaa makinesi kadar keyif almadığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

GAZETENİN HAZIRLANMASI VE BASILMASI

Matbaada, hurufat kasaları vardı. Antimuan ve kurşun karışımından dökülen ve Anadolu’daki matbaalara servis edilen hurufatlar, hurufat kasalarındaki yuvalarına doldurulurdu. Her harf, her rakam, her şekil için ayrı bir yuva vardı. Büyük harfler, küçük harfler ayrı-ayrı yuvalardaydı. Noktalama işaretleri, yabancı harfler, şapkalı harfler derken, bir kasada 100’ün üzerinde yuva vardı. Kelimelerin arasına konulan boşluklarla, satır başlarında veya paragraflarda yarım kalan satırların tamamlanması için espas ve katretler kullanırdı. 2 kelimenin arasındaki boşluğa genelde 6 punto espas konulurdu. 2, 3, 4 ve 6 punto espaslar, satırların durumuna göre kullanılırdı. Satırların, gevşek olmaması gerekirdi.

Harflerin dizgi işini mürettipler yaparlardı. Yazarların, daktiloyla veya el yazısıyla kaleme aldıkları haberler, makaleler, yazılar, harf bi harf kumpaslara dizilirdi. En iyi mürettip, hurufat kasada ayrı-ayrı tam 118 yuvada bulunan harflerin yerlerini ezbere bilen ve önüne konulan metni okuyarak, en seri şekilde, yanlışsız dizendi. Harflerin karakterleri ve puntoları da farklıydı. Siirt Gazetesinde 6 puntodan başlayan ve 72 puntoya kadar değişen harf kasaları vardı. Her harf çeşidinin karakterine göre isimleri vardı. Mesela, el yazısına benzeyen eğri harflere italik denilirdi. Siyah, mazişkül, genişlikleri eşit olduğu için (DAKTİLO) olarak isimlendirilen harfler vardı. Mürettipler, verilen yazıları kumpaslarda dizer, adına kürek denilen teknelere boşaltırlardı. Metinler, genelde 12 punto harflerden yazılırdı. Her kumpasa 6 satır sığardı. Kullanılan harflerin puntosu düştükçe, kumpasa sığan satırların sayısı artar, yükseldikçe azalırdı. Satırların arasına anterlin denilen ince bir saç yerleştirilirdi. Yazı metinleri genelde tek veya çift sütun üzerinden dizilirdi. Ancak, başlıklarda kullanılmak için 8 sütuna kadar ayarlanabilen kumpaslar vardı.

Kumpaslarda dizilerek tekneye boşaltılan yazılar, Başmürettip tarafından ĞELA adı verilen geniş bir teknede şekillendirilir, buna mizanpaj denilirdi. ĞELALARIN genişliği genelde gazetelerin 1 sayfasını rahatlıkla içine alacak boyutlardaydı. Tabii, değişik baskı işlerinde kullanılmak için daha küçük ve daha büyük olanları da vardı. Başmürettip, kendisine verilmiş bir talimat yoksa haberleri kendisi değerlendirir, manşete taşınacak haberlerin başlıklarını genelde 72 punto harflerle verirdi. Her makalenin yeri belliydi. Bazı köşelerin yerleri genelde hiç değiştirilmezdi.

Başmürettip, gazeteyi ğelada şekillendirdikten sonra, yazıların tashihine geçilirdi. Genelde başmürettip, aynı zamanda musahhihlik görevini de yapardı. Elindeki çiftle yanlış harfleri değiştirirdi. Bazen yapılan büyük hatalar, tashih yapan başmürettibi çıldırtacak düzeyde olurdu. Harf yanlışları yanında, kelime, satır, hatta paragraf atlamaları olduğu bile vaki idi. Sayfa tashih edildikten sonra, yazılar dağılmasın diye kopmaması için mumlanmış sicimle çevresi bağlanarak makineye atılırdı. O zamanlar gazetemiz 2 sayfadan oluştuğu ve makinenin ebadı uygun olduğundan, iki sayfa yan yana konulur, araları ve yanları adına kalemtur denilen malzemelerle doldurulur, vizoyla önce hafif bağlanır, takatuka ve çekiç kullanılarak harflerin aynı seviyeye getirilmesine dikkat edildikten sonra, vizolar bu defa iyice sıkıştırılırdı. Vizolarla sıkıştırılan gazete sayfası böylece baskıya hazır hale getirilmiş olurdu.

Baskı makinesinin mürekkep haznesi bozuk olduğundan, halen boyacılar tarafından da kullanılan MALAYLA tablaya mürekkep sürülürdü. Mürekkebin iyice ezilmesi için kauçuktan dökülmüş merdaneleri kullanırdık. Merdaneler büyük olduğundan karşılıklı olarak iki kişi tarafından birlikte kullanılır ve mürekkebin iyice ezilmiş olmasını sağlardık. Mürekkebi elle verdiğimizden, genelde ilk basılan gazeteler koyu, sonrakiler açık çıkardı. İhtiyaç duyulduğunda yeniden mürekkep verilirdi.

Kâğıt, makineye elle sallanırdı. Genelde, makineye kâğıdı süren yine başmürettip olurdu. Bu arada, gazetenin çapı belki 1,5 metre olan kasnağını bir çeviren vardı. Makinenin üzerinde sayaç olmadığı için, basılacak gazete miktarına göre kâğıdı keser, hazır ederdik. Gazete baskısı bittiği zaman, makineye kâğıdı süren kişi tahtaya tıkırdatır, baskının bittiğini işaret ederdi. Bunun üzerine kolu çeviren kişi de makineyi stop ettirirdi.

Gazetenin basımı tamamlandıktan sonra, bu defa üzerine benzin dökülen fırçayla harflerin üzerindeki mürekkepler temizlenir, pırıl-pırıl hale getirilir, vizoları çözülerek, kasaların önlerine boşaltılır, yazıların dağıtmasına başlanırdı. Dağıtma işi,  yazmaya göre, daha rahattı. Mesela, bir kumpas yazı dizilinceye kadar normalde 3 kumpas dağıtma yapmak şeklinde mukayese edilebilir. Dağıtma sırasında, tabii yanlış yerlere giden harfler olurdu. Yanlışlıklar, özellikle yan yana olan yuvalarda meydana gelirdi. Kendi aramızda yanlış giden harfler için espri olarak (komşu ziyaretine gitmiş!) derdik. Tabii, dağıtmadaki yanlışlıklar, yazı dizerken de önümüze çıkardı. Mürettip fark etse, değiştirir, fark etmezse, iş musahhihe kalırdı. Netice itibarıyla musahhih de insan. O da fark etmeyince gazetede yanlış olarak çıkardı.

Zaman içinde, ezilen harfler yenilenir, yeni harfler sipariş edilirdi. O yıllarda Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, İzmir’de hurufat işi üzerinde çalışan çok sayıda dökümhaneler vardı. Fotoğraflar, karikatürler ve benzeri işler ise, ancak bu iş üzerinde çalışan klişehanelere gönderilerek yaptırılırdı. Düz saç üzerinde işlenen klişeleri, harflerin seviyelerine getirmek için altlarına tahta veya kalemtur denilen parçalar konulurdu. Yani, bir fotoğrafı, bir karikatürü veya benzeri bir çalışmayı aynı gün yayınlamanın imkânı yoktu. Aynı gün şöyle dursun, mesela İstanbul’daki bir klişehaneye gönderdiğinizi düşünürseniz, sadece geliş ve gidişi, o günün şartlarında en az 15 gün sürerdi.

Görüleceği gibi, geçmiş yılların şartlarında Siirt gibi bir yerde gazete basmak hayli yorucu ve meşakatli bir işti. SİİRT GAZETESİ, yıllarca işte bu şartlar altında yayınlandı ve 83. yayın yılına ulaştı. Bunu başarabilmek için her şeyden önce çok idealist çalışanlara ihtiyaç olduğu ve SİİRT GAZETESİNİ YAŞATANLARIN DA BU İDEALİSTELER OLDUKLARI MUHAKKAKTIR.

KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE SİİRT GAZETESİNE SAHİPLİK YAPANLAR

83 yıl uzun bir süre, Bu süre içinde SİİRT GAZATESİNE sahiplik yapan isimler de haliyle değişti. SİİRT GAZETESİNE kuruluşundan, vefat edinceye kadar kurucu sahiplik yapan Merhum dayım Mehmet Emin Kılıççıoğlu ve ortağı Merhum Zeki Şalış’tan sonra sırasıyla oğlu Merhum Ömer Faruk Kılıççıoğlu ve ağabeyim merhum Memet Sabri Arıtürk gazeteye sahiplik yaptılar. GAZETENİZ SİİRT şimdi benim ve ikizim M. Metin Arıtürk’ün ortaklığında yayınını sürdürmektedir. Yani kuruluşundan günümüze 6 sahibi olmuştur. Hani derler ya:

MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ

HANİ BUNUN İLK SAHİBİ

MAL DA YALAN, MÜLK DE YALAN

VAR BİRAZ DA SEN OYALAN

Kuruluşunun 83. yılını kutlarken Sahiplik görevini üstlenenler yanında GAZETENİN yayınlanmasında bugüne kadar emekleri geçen sorumlu yazı işleri müdürlerine (özellikle en uzun süre mesul müdür olarak görev yapan merhum dedem HAYDAR KILIÇÇIOĞLU’NA, yazarlarına, muhabirlerine, matbaa ustalarına, başmürettiplerine, mürettiplerine ve gazeteyi tevzi işinde görev almış tüm elemanlarına katkılarından dolayı teşekkür ediyor, vefat etmiş olanlara rahmetler dilerken, bizi hayırlı bir şekilde 100’üncü kuruluş yıldönümüne ulaştırmasını CENAB-I ALLAH’TAN NİYAZ ERDİYORUM.

SİİRT TARİHİNDE SİİRT GAZETESİNİN YERİ

Siirt tarihinde SİİRT GAZETESİ’NİN elbette ki çok önemli bir yeri vardır. Gazetenin 83. kuruluş yılı kutlanırken Siirt Eski İl Müftülerimizden Bilim adamı merhum ve mağfur hemşerimiz HACI ÖMER ATALAY’IN 1945 yılında basılan (SİİRT TARİHİ) kitabının (2. BÖLÜM-CUMHURİYET İDARESİNİN SİİRT’E KAZANDIRDIĞI ESERLER) kısmında SİİRT GAZETESİ ile ilgili olarak yer alan bilgiyi gazetenin kuruluş yıldönümü dolayısıyla aynen aktarıyoruz:

“BASIMEVİ”

Yıllardan beri komşu illerde basımevleri tesis edilerek kültürün yayılması hususunda büyük faydalar temin edilmiş olduğu halde Siirt, bu önemli şereften mahrum bırakılmıştı.

Siirt’in maruz kaldığı bunca mahrumiyete rağmen yegane memleket hesabına, irfan alemine ve kültürün burada da yayılmasına hizmet olmak üzere vatani bir vazife telakki ederek büyük fedakarlıkta bulunmuş olan Siirt Milletvekili M. Emin Kılıççıoğlu; 1937’de kendi parasıyla bir matbaa satın alarak bir basım evini tesis eylemiş ve (SİİRT) adlı bir gazetenin çıkmasına önem vermiştir.

Din genel kültür durumu üzerinde meydana getirdiği inkişaf memnuniyetle kaydedilmeye şayandır. Dairelere lazım gelen defter, cetvel, makbuzlar, resmi ilanlar gibi… Evrak basım evinde bastırılmakta ve bu ihtiyaç temin edilmektedir.

Bu değerli gazetenin matlup inkişafı gösterebilmesi için ilgililerin maddi yardımlarına mazhar olursa Siirt’in biricik ve fakat çok kıymetli bir matbaası muhite daha büyük faydası olacağı şüphesizdir.”

İYİ Kİ VARSIN SİİRT GAZETESİ!

Türkiye’de yayınının sürdüren en eski on Gazeteden biri SİİRT GAZETESİDİR ve bu on gazete arasındaki yeri de 7. sıradadır.

7 Ağustos 1937 tarihinde yayın hayatına giren Gazeteniz “SİİRT” 7 Ağustos 2020 tarihi itibarıyla yayın hayatında 82. yılını doldurmuş ve 83. yılını idrak etmiştir. 82 yıl süreyle bir yerel gazetenin ayakta durması elbette ki bir mucizedir. İlk kurulduğunda, bir süre haftalık olarak yayınlanan gazeteniz “SİİRT” Türkiye’de yayınını sürdüren en eski ilk on gazete arasında ise GÜNLÜK PERYOTLA YAYINLANAN tek gazetedir. Diğer gazeteler haftada bir, on günde bir, 15 günde bir olarak yayınlarını sürdürürlerken, GÜNLÜK olarak yayınını sürdürebilmek gazeteniz “SİİRT”E nasip olmuştur.

Gazeteniz SİİRT’ten yıllarca sonra ilimizde aylık, on beş günde bir, haftalık veya günlük olarak yayınlanmağa başlanan gazetelerin tümüne yakını da, SİİRT GAZETESİNDE yetişmiş elemanlar sayesinde hayat bulmuşlardır.

SİİRT GAZETESİNDE yetişen veya dolaylı olarak SİİRT GAZETESİNDE yetişmiş olanların yanı sıra, yaygın medyada yer alan birçok çalışanlarımız da olmuştur. Televizyonun, internetin, hatta elektrik olmadığı için normal bir radyo yayınının dahi bulunmadığı yıllarda, gazete çıkarmanın zorluğu düşünülürse, GAZETENİZ SİİRT’İN bu günlere ne gibi zorluklarla ulaştığı daha iyi anlaşılacaktır.

İddia ediyoruz ki, GAZETENİZ SİİRT HEM BİR EKOL, HEM BİR OKULDUR. Nice gazetecilerin yetişmelerine direkt veya dolaylı olarak katkı sağlamıştır. Sadece Siirt çapında değil, ülke çapında da birçok gazetecilerin, yazarların yetişmelerine vesile olmuştur.

1937’li yılların imkânları (daha doğrusu imkânsızlıkları) düşünüldüğünde, Siirt’te matbaa kurmanın ve gazete çıkarmanın zorluğu daha iyi anlaşılacaktır. O yıllarda şehrimizde elektrik yok, su yok, nakliye aracı yok. Yoklar zincirini bir hayli uzatmak mümkün. Buna rağmen, idealist Siirtli bir aydın, İstanbul’dan aldığı bir matbaa makinesini getirterek, bugün Merkez Polis Karakolunun bulunduğu semtte kurmayı ve gazete çıkarmayı başarmıştır.

Gazetemizin Kurucusu Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu Siirt’e ilk matbaayı getirterek SİİRT GAZETESİNİ yayın hayatına soktuğunda 25 yaşlarında bir gençti. Bu sayede “SİİRT’İN İBRAHİM MÜTEFERRİKASI” olmuştur. 30 yaşında da Siirt Mebusu seçilen Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu Siirt’i, Meclis-i Mebusanda da şerefle temsil etmiştir.

Gazetenin bugünkü sahipleri olan Ahmet ve Metin Arıtürk, gazetenin kurucusu Mehmet Kılıççıoğlu’nun yeğenleridirler ve yıllardan beri SİİRT GAZETESİNDE fikren ve bedenen çalışmaktadırlar. Bugüne kadar, her birinin gazetelerde yayınlanmış binlerce makaleleri, haberleri, şiirleri yazıları, röportajları bulunmaktadır. Gazetecilik hayatları içinde bir taraftan SİİRT GAZETESİNDE aktif görev alırlarken, (UĞUR), (DEMOKRAT SİİRT), (SİİRT’TE HÜRRİYET) gibi yayınlarla da Siirt basınına katkılar sağlamışlardır.. Ancak, asıl GÖZAĞRILARI YİNE DE SİİRT GAZETESİDİR.

Mücadele Gazetesinin Kurucusu ve Sahibi Cumhur Kılıççıoğlu da, gazetemiz kurucusu merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun yeğenidir. Hatta “SİİRT’TE SONSÖZ” gazetesinin asıl kurucusu da odur.  Cumhur Kılıççıoğlu da, gazetecilik hayatına yine “SİİRT” Gazetesinde başlamıştır.

Meslek sahibi olan ve meslekleriyle tanınan aileler vardır. Bizim aile mesleğimiz de GAZETECİLİKTİR. Rahmetli dedem Haydar Kılıççıoğlu, yıllarca “SİİRT” Gazetesinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü yürütmüştür. Merhum dayılarımdan M. Salih Kılıççıoğlu ve hayatta olan dayılarımdan Hüseyin Kılıççıoğlu da, gençlik yıllarında gazetecilik mesleği içinde fiilen yer almışlardır. Yine gazetemizin kurucusu Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun  ikisi de çok genç yaşlarında rahmete intikal etmiş çocukları Hayrettin Uğur Kılıççıoğlu ve Ömer Faruk Kılıççıoğlu da, başarılı çalışmalarıyla gazetecilik mesleği içinde yer almışlardır.

Ağabeyimiz Merhum Memet Sabri Arıtürk 5 yıl süreyle SİİRT GAZETESİNİN fiilen sahipliğini yürütmüştür. Bu süreler zarfında SİİRT GAZETESİNİN şimdiki sahipleri durumunda olan Ahmet Arıtürk ve Metin Arıtürk, işin doğrusu şu ki 1960’lı yıllardan bu yana gazetenin yükünü en çok çeken iki kişiyiz. Ancak, ikimiz de memur olduğumuz için, emekli oluncaya kadar, gazetede resmi bir görevimiz olmamıştır.

Benim çocuklarım Muhammed Fatih, Muhammed Mustafa ve Muhammed Cüneyt ile Metin’in oğlu Yusuf Salih de gazetecilik mesleği içinde yer almış bulunuyorlar. Yani, SİİRT GAZETESİ BAYRAĞINI bizden sonra İNŞAALLAH ONLAR TAŞIYACAKLAR.

Tabii, ailemizden olan gazeteciler zincirine yıllarca Basın Müdürlüğü yapan Necat Arıtürk ile yine amcazademiz olan Yavuz Arıtürk ve oğlu Alper Arıtürk’ü de ekleyebiliriz.

Evet, yukarıda da teferruatlı bir şekilde anlattığım gibi, GAZETECİLİK, BİZİM AİLE MESLEĞİMİZDİR ve iyi ki varsın SİİRT GAZETESİ, daha nice yıllara diyerek yazımı noktalıyorum.

GAZETENİZ SİİRT’İN BASIN HÜRRİYETİ ANLAYIŞI

7 Ağustos 1937 GAZETENİZ SİİRT’İN YAYIN HAYATINA BAŞLADIĞI TARİHTİR. Dün itibarıyla yayın hayatında 82’nci yılını şerefli bir maziyle dolduran  SİİRTLİLERİN GAZETESİ (SİİRT) bugün itibarıyla da yayın hayatında  83’üncü yılını idrak etmiş olmaktadır.

Gazetecilik mesleğinde göbeği SİİRT GAZETESİNDE kesilmiş biri olarak, gazetecilikte özgürlüklerin tartışıldığı bir ortamda, yaşanmış bir anekdotu sunarak, SİİRT GAZETESİ’NİN BASIN HÜRRİYETİ KONUSUNDA NE KADAR HASSAS OLDUĞUNU VURGULAMAK İSTEDİK.

İşte o anekdot: Geçmiş yıllarda “SİİRT” Gazetesinde yazılar yazan ve adı Enver AYTEKİN olan genç bir yazar hemşerimiz varmış. Maalesef, 1990 öncesi gazete arşivleri elimizde olmadığı için neler yazdığını bilemiyoruz. Zaten, adının ENVER AYTEKİN olduğunu duyduğumuz bu yazar hemşerimizin SİİRT GAZETESİNDE yazı yazma serüveni 1950 yıllarının öncesine dayanır ki, bu bakımdan yaşımız itibarıyla hatırlamamıza da imkân yoktur.

Ancak, SİİRT GAZETESİNİN YENİ BİR YILDÖNÜMÜNÜ İDRAK ETMESİ dolayısıyla aileden duyduğum ve doğru olduğuna kesin inandığım bir anekdotu naklederek, bugün medya, daha doğrusu çalışan gazeteciler üzerinde uygulanan direkt veya dolaylı ambargolarla, bir karşılaştırma yapmak istedim.

Günümüzde, birçok yazarların, medya patronları üzerinde kurulan baskı sonucu susturuldukları, susturmayanların bir şekilde cezalandırıldıkları artık sağır sultanların kulağına bile gitmiştir. İşte, anlatacağımız anekdot bu açıdan önemlidir.

1950 öncesi, CHP’nin tek parti iktidarı. Türkiye, henüz gerçek demokrasiyle tanışmamış. Amma, gazetelerde de, TBMM’nde de muhalif sesler serbestçe yükselmektedir.

O yıllarda ilimizde tek SİİRT GAZETESİ vardır. SİİRT GAZETESİNİN kurucu sahibi de merhum dayım Mehmet Emin Kılıççıoğlu’dur. Merhum dedem Haydar Kılıççıoğlu, Evkaf Müdürlüğünden emekli olduktan sonra Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü üstlenmiştir.

Gerçek demokrasinin olmadığı iddia edilen 1937’li yıllarda Şair ve Yazar Hemşerimiz ENVER AYTEKİN’in Gazeteniz SİİRT’TE şiirleri, makaleleri yayınlanmaktaymış. Dönemin yetkililerinin hoşlarına gitmeyen tenkit edici yazılar sebebiyle Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olan Merhum dedem Haydar Kılıççıoğlu’nu savcılığa davet ederek, dikkatini çekmişler ve adı geçen yazar hemşerimizin böyle aşırı yazılar yazmaması konusunda uyarmasını istemişler. Bunun üzerine merhum dedemin, aslında gazeteciler için bir VECİZE olarak değerlendirilmesi gereken şu cevabı verdiği söylenir:

-ENVER AYTEKİN, ERBAB-I KALEMDİR. İstediğini yazar. Biz onu yönlendiremeyiz!

Evet, Türkiye’nin tek partili döneminde bir Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, o zamanın etkililerine ve yetkililerine böyle cevap verebiliyordu. Şimdi, güya çoğulcu demokraside yaşıyoruz amma, söz gelimi bir yetkili, bir gazete patronunu çağırtarak:

-YA BU YAZARINI SUSTUR, YA BİZ SENİ SUSTURURUZ! diyorsa, Türk Gazeteciliğinin nerelerden, nerelere geldiğini varın siz söyleyiniz. Adına MEDYA denilen kurum ve kuruluşların (Gazeteler, televizyonlar, radyolar, dergiler v.s.) durumlarını düşününüz.

İşte SİİRT GAZETESİ yazarlarının fikir hürriyetine böylesine saygılı bir Gazetedir…

(CUMHURCU) GAZETE OLMAK! NE DEMEKTİR

İlk kurulduğu günden bu yana Siirt Gazetesinin logosunun altında veya üstünde hep (CUMHURCU SİYASAL GAZETE) deyimi yer almakta ve almağa devam etmektedir.

Eski bir deyim olması sebebiyle (CUMHURCU) kelimesinin ne anlama geldiğini okuyucularımızla paylaşmak istedim. (CUMHUR) deyimi (HALK) anlamına gelir. Yani, yayın hayatında 79. yılını dolduran ve 80. yılını idrak eden SİİRT GAZETESİ, bu anlamda 80 yıl öncesinden halktan yana bir gazete olduğunu beyan etmiştir.

Gazetenin mazisi araştırıldığında, LOGOSUNDAKİ  (CUMHURCU) deyimine hep sadakatle bağlı kaldığı, hiçbir zaman için zümrelerin, iktidarların ve sınıf-ı mütegallibenin gazetesi olmadığı ortaya çıkacaktır. Siirt Gazetesi kuruluşunun ilk günü logosuna işlediği gibi dün de cumhurcuydu, bugün de cumhurcudur ve yayınını sürdürdüğü müddetçe hep CUMHURCU OLACAKTIR.

SİİRT GAZETESİNİN arşivleri incelendiğinde, geçmiş yıllarda da, halk adına mücadeleler verdiği, bunun için yönetimleri, iktidarları eleştirdiği, hiç bir zaman yağcılık ve parlatıcılık yapmadığı, haksızlıkların üzerine cesurca gittiği rahatlıkla ortaya çıkacaktır.

Cumhurcu olmak, elbette ki bir fazilettir. Nasıl Cumhuriyet rejimi bir faziletse, cumhurcu olmak da aynıdır. Cumhur olmazsa, cumhuriyetin hiçbir önemi olmayacağı gibi, cumhura rağmen, bir cumhuriyet düşünülemez. Rejimin adı, CUMHURİYET bile olsa, gerçekle hiçbir ilgisi olamaz.

“SİİRT” GAZETESİNİN KURULUŞ GÜNÜ OLAN 7 AĞUSTOS

“SİİRT’TE BASIN BAYRAMI” OLARAK KUTLANMALIDIR

Siirt’imizin ilk Gazetesi olan ve yıllarca tek günlük Gazetesi olarak yayınını sürdüren “SİİRT” Gazetesi 6 Ağustos 2020 tarihi itibarıyla 82. yılını doldurmuş ve 83. yayın yılını idrak etmiştir. Kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

Siirt Eski Milletvekillerinden olan Gazetenin Kurucusu, Üstadımız ve Dayımız Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun 1937 yılında SİİRT GAZETESİNİ kurduğu ortam ve imkânlar (imkânsızlıklar) düşünüldüğünde, İlimize bir basımevi ve bir gazete kazandırmakla ne büyük bir atılımı gerçekleştirdiği daha iyi anlaşılacaktır.

Türkiye genelinde yayınını sürdüren en eski 10 gazeteden biri olan ve Cumhuriyetin kuruluşunun 70. yıldönümünde Başbakanlıkça “CUMHURİYET ÖDÜLÜ” ile onurlandırılan SİİRT GAZETESİ, HESKO SUYU dahil Siirt’te birçok hizmetlerin gerçekleşmesine imza atmıştır.

SİİRT’İN GÖZÜ, DİLİ, KULAĞI olan ve bütün imkânsızlıklara karşın, 83 yıldır yayınını sürdürerek Siirt’e hizmet eden, Siirt’e hizmet ederken, ülkenin genel sorunlarına bigane kalmayan, Türkiye Cumhuriyetinin bekası, birlik ve beraberliği için her türlü olumsuzluklara şiddetle tavır koyan SİİRT GAZETESİ’NİN kuruluş tarihi olan 7 Ağustos Günü, Siirt’te BASIN BAYRAMI olarak kutlanmalıdır, diyoruz.

Bu düşünceler içinde SİİRT GAZETESİNİN KURUCUSU MERHUM MEHMET EMİN KILIÇÇIOĞLU’nu rahmet ve minnetle anarken, gazetenin bugüne kadar yayınını sürdürmesine fikren, bedenen, madden ve manen katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, vefat edenlere rahmetler, hayatta olanlarına da minnet ve şükran duygularımızı sunuyoruz.

SİİRT GAZETESİYLE 60. YIL

Siirt’in ilk gazetesi olan ve Cumhuriyet tarihinde Türkiye genelinde halen yayınını sürdüren en eski 10 gazetesi arasında 7. sırada yer alan GAZETENİZ (SİİRT) yayın hayatında 82. yılını doldurarak, bugünkü sayısı itibarıyla 83. yayın yılına girmiştir.

7 Ağustos 1937 tarihinde Siirt eski Milletvekillerinden Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu ve Zeki Şalış tarafından kurulan ve o tarihten bugüne kadar kesintisiz olarak yayınını sürdüren SİİRT GAZETESİ, ilk başlarda haftalık, bilahare (Pazar günleri hariç) günlük olarak yayın hayatını sürdürmüştür. Yine, bugün itibarıyla 21 bin 868 sayıya ulaştığı dikkate alınınca, yayın hayatlarını haftalık veya belli peryotlarla sürdüren diğer gazetelere fark atmaktadır.

Gazeteniz SİİRT, kuruluş tarihinden bu yana hepsi de aynı aileden (dayı-yeğen) 5 sahip değiştirmiştir. Tabii bu arada gazetenin ilk kuruluşunda yer alan maalesef şu an için nereli olduğunu bilmediğimiz Zeki Şalış’ı da unutmamak ve rahmetle anmak gerekir. Kurucusu Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun 20.03.1987 tarihinde rahmete intikalinden sonra Oğlu Merhum Ömer Faruk Kılıççıoğlu gazetenin sahipliğini üstlenmiştir. 1990 yılında Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun yeğeni Mehmet Sabri Arıtürk’ün sahipliği altında yayınını sürdüren gazete, daha sonra yine Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun yeğenleri olan Ahmet Arıtürk’ün ve Mehmet Metin Arıtürk’ün sahipliğinde yayın hayatını sürdürmektedir.

Gerek ben (Ahmet Arıtürk) ve gerekse ikiz kardeşim Mehmet Metin Arıtürk’ün Siirt Gazetesindeki çalışma hayatımız ise 1960 yıllarının öncesine dayanmaktadır. Gazetede mürettip olarak başladığımız çalışmalarımız sırasında ilk yazılarımızı, şiirlerimizi, taşlamalarımızı, haberlerimizi de yazmağa başladık. Siirt Gazetesinin eski yıllara ait koleksiyonları incelenirse, 1960’lı yıllardan beri gazetede imzalı yazılarımızın yayınlanmağa başlandığı anlaşılacaktır. Yani, bugün itibarıyla yayın hayatında 83. yılını idrak eden SİİRT GAZETESİNDE ARITÜRK KARDEŞLER OLARAK 60 yıldan beri yer almaktayız.

Siirt’in ilk gazetesi SİİRT Gazetesinden sonra, ilimizde belli peryodlarla çok sayıda gazeteler yayınlandı. Ancak, çoğunun ömrü kısa oldu. Günlük, haftalık ve belli aralıklarla yayınlanan gazeteler arasında Demokrat Siirt, Siirt’in Sesi, Uğur, Birlik, Memleket, Siirt, Adalet, Ekspres, Siirt’te Hürriyet, Kurtalan, Yeşil Kurtalan, Siirt Postası, Güney, Doğuş gibi gazeteler var.

Siirt’in eski gazeteleri arasında yer alan MÜCADELE ve SİİRT BİRLİK (haftalık), SİİRT’TE SONSÖZ Gazetesi ise (Günlük olarak yayınını sürdüren mevkuteler arasında, yer almaktadırlar.

Bu bir gerçektir ki, Siirt’te basının gelişmesine SİİRT GAZETESİNİN katkısı büyük olmuştur. İlimizde daha önce yayınlanan ve bugün de yayınlarını sürdüren gazeteleri dikkate aldığımızda, bu gazetelerin tümüne yakınının SİİRT GAZETESİNDE veya SİİRT GAZETESİNDE yetişerek bilahare gazete kuranların yanlarında yetiştikleri ortaya çıkacaktır. Hatta sadece ilimizde değil, SİİRT GAZETESİ ÇALIŞANLARINDAN başka illerde bile gazete kuranlar olmuştur.

Bu açıdan rahatlıkla ve hiçbir meslektaşımızın itiraz edemeyeceği bir kolaylıkla diyebiliriz ki, SİİRT GAZETESİ, SİİRTLİ GAZETECİLER İÇİN BİR OKUL, BİR EKOLDÜR. Ben kendi adıma diyorum ki bugün yayınlanmış ve yayınlanmaya hazır 10’un üzerinde kitabım varsa, bütün bunları SİİRT GAZETESİ’NDEKİ çalışmalarıma borçluyum. Geçmişte yazdığım birçok şiirlerim, yazılarım bilgisayar gibi bir teknoloji harikası olmadığı ve esasen müsvedde yapmadan, doğrudan kasa başına geçerek kumpasa dizdiğim için gazetelerin sayfaları arasında kalmıştır. Keşke imkânım olsaydı da, onları da derleyip, toplayabilseydim. Geçmiş yıllarda yazdığım şiirler, taşlamalar yanında, yine SİİRT GAZETESİNDE yayınlanan mizahi hikâyelerim, hatta, gençlik yıllarımda kaleme aldığım ve tefrika ettiğim roman denemelerim bile vardır.

Evet, SİİRT GAZETESİ yayın hayatında 82. yılını doldururken ve bugün itibarıyla 83. yılını idrak ederken, bu gazetede en az 60 yıldan beri (mürettiplikten başlayarak) emeği geçmiş biri olarak gerçekten de sevinçliyim. Gençliğimizi SİİRT GAZETESİ içinde tükettik. Olgunluk ve yaşlılık döneminde de SİİRT GAZETESİYLE beraberiz. Para biriktiremedik amma, olsun, biriktirdiğimiz belki bizden sonra yıllarca okunacak kitaplarımız var. Bu bize yeter.

İyi ki varsın SİİRT GAZETESİ. DAHA NİCE YILLARA…

 ASIRLIK ÇINAR GİBİ

BU SİİRT GAZETESİ

SİİRT İLE VAR GİBİ

BU SİİRT GAZETESİ

KOLLARI DALLARI VAR

PETEĞİ BALLARI VAR

NİCE ANILARI VAR

BU SİİRT GAZETESİ

İSMİ İLE MÜSEMMA

SENET GİBİDİR NAMA

LÂYIKTIR İHTİRAMA

BU SİİRT GAZETESİ

TARİHİN KENDİSİDİR

KÜLTÜR HAZİNESİDİR

SİİRTLİNİN SESİDİR

BU SİİRT GAZETESİ

DOĞRULUK VAR ÖZÜNDE

YİNE GENÇ, YİNE ZİNDE

TEKTİR SİİRT İLİNDE

BU SİİRT GAZETESİ

ACI-TATLI GÜNLERDE

BAYRAK GİBİ ELLERDE

TÜRKÜ GİBİ DİLLERDE

BU SİİRT GAZETESİ

82’İNCİ YILI,

ŞEREF İLE DOLDURDU

GİDER YÜZ YILA DOĞRU

BU SİİRT GAZETESİ

ALTMIŞ YILDIR ÂBİD’İ

EYLEMİŞTİR SABİTİ

YÂR GİBİ, YÂRAN GİBİ

BU SİİRT GAZETESİ

 

GAZETENİZ SİİRT’İN 07 AĞUSTOS 1937 TARİHLİ İLK SAYISI…

1 yorum “YAYIN HAYATINDA 82. YILINI DOLDURAN GAZETENİZ SİİRT 83. YILINI İDRAK EDİYOR”

  1. SİİRT GAZETESİ’NİN kuruluş tarihi olan 7 Ağustos Gününü kutluyorum. ALLAH daha nice hizmetlere muvaffak kılsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN