Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dicle Elektirik Reklam
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

17-25 ARALIK 2013 OPERASYONLARI

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” denilir ya! 2013 yılının 17-25 arası günlerinde yaşanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını anımsatalım istedik. 2013 yılının 17-25 Aralık arası günlerinde Türkiye sözün tam anlamıyla yolsuzluk skandallarıyla sarsılmıştı.Aralarında dört bakanın da yer aldığı, kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma ve rüşvet ile suçlandığı soruşturmalar, ülkenin ne hallere düşürüldüğünün açık bir ispatı gibiydi.

O operasyonların üzerinden yıllar geçti. Türkiye’de 17-25 Aralık, önemli bir kesim tarafından ‘Cumhuriyet tarihinin en geniş çaplı ve en büyük yolsuzluk operasyonu’ olarak görülürken bir kesim tarafından da ‘Gülen yapılanması öncülüğünde hükümeti devirme teşebbüsü’ olarak tanımlanıyor.

17 Aralık 2013 sabahı, ‘rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık’ gibi suçlamalarının yöneltildiği birçok kişi dönemin Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in talimatıyla gözaltına alınmışlardı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Zekeriya Öz’ün koordine ettiği operasyonda o dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, işadamları Ali Ağaoğlu, RezaZarrab ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de aralarında yer aldığı 89 kişi gözaltına alınmıştı. Yine o yıllarda Başbakanolan ve bugün Cumhurbaşkanlığı  makamında bulunan Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmayı hükümeti ve ekonomiyi hedef alan siyasi bir operasyon olarak değerlendirmiş, Hükümet yetkilileri de yaptıkları açıklamalarda operasyonun arkasında Gülen grubunun olduğunu iddia ederek devleti ele geçirmeye çalışan bir ‘paralel yapı’ olduğunu öne sürmüşlerdi.

18 Aralık 2013’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasının geniş olduğu ve fazla iş yükü gerektirdiği gerekçeleriyle, soruşturmaya ek 2 savcı daha atamış, savcılar arasında herhangi bir ihtilaf durumunda soruşturmaya ilişkin kararların 2’ye 1 çoğunlukla alınması talimatı verilmişti.

25 Aralık’ta Savcı Muammer Akkaş yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla başlattığı soruşturma kapsamında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmak üzere bir belge hazırlamış ise de o dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok tarafındandelillerinin yetersizliği nedeniyle talep geri çevrilmişti. O günlerden hafızalara kazınan bir kare de, ayakkabı kutularında bulunun dolarlardı.

17-25 Aralık 2013’te yaşanan olaylar konusunda hükmü gelecek yıllarda tarihçiler verecektir. Hem rüşvet almak, vermek, hırsızlık, yolsuzluk,  günümüze özge bir durum değildir. İnsanlık tarihi içinde sürüp gelen bir olgudur. Rüşvetle, hırsızlıkla, yolsuzlukla ilgili anlatılan anekdotların, yazılan şiirlerin, kullanılan deyimlerin haddi hesabı yoktur.

  1. Asırda yaşamış büyük şair ve mutasavvıflardan Fuzuli’nin ŞİKAYETNAME adlı eserinde yer alan:

Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar.

Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.

Eğerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar

Ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.

Beyitleriyle yaşadığı dönemlerde de rüşvetsiz bir iş yapılmadığına vurgu yapmaktadır.

Medeni yasalarda da suç olan RÜŞVETALMAK, VERMEK bütün dinler tarafından da yasaklanmıştır.

İnsanlık için indirilmiş son din olan İslamiyet’te de gerek ayet-i kerimeler ve gerekse hâdis-i şeriflerle rüşvet alıp vermek büyük günahlardan sayılmıştır.

Ayet-i Kerimelerin meali alilerinde:

*Hâkimlere, idarecilere veya işiniz olan başkalarından bir menfaat bir fayda sağlamak için RÜŞVET vermeyin.

*Bile bile İnsanların Mallarından bir kısmını rüşvet, dolandırma, adam kayırma, nüfuz gözetme, makam ve mevkii kendi menfaatinize kullanma gibi haksız ve adaletsiz bir biçimde yemeyin.

*Her kentin ileri gelenlerinden, hileler, hilekârlık yapanlar da vardır,

Lakin onlar hilelerini ve hilekârlıklarını ancak kendilerine yapmış olurlar, kendi hilekârlıklarının, suçlarının açığa çıkacağı günün farkında bile değiller,” buyrulur.    

Hadis-i şeriflerde de:

*Kim bir vazifeye tayin edilir, maaş bağlanır da, maaşının haricinde, onun aldığı her şey devlet hazinesinden çalmasıdır,  rüşvet almasıdır,

*Bir Kimse, birinin işinin görülmesinde aracı olur, bu aracılığı için, bu yardımı için, kendisine bir hediye gönderilir, o da o hediyeyi kabul ederse, rüşvet almış olur, faiz almış olur.

*Mevki, yetki sahibi zalim bir amir, halkın gözü önünde yağmacılık, yolsuzluk, vurgunculuk, haksızlık yapsa da, mümin Müslüman, yağmacılık, yolsuzluk, vurgunculuk, haksızlık ve çapulculuk yapamaz.

*İdarecinin, hâkimin, hediye alması, rüşvet alması demektir ve dahi Allah Zül Celal indinde küfürdür.

*Zina eden kimse, mümin, Müslüman biri olduğu halde, zina edemez. Hırsızlık yapan kimse, mümin, Müslüman biri olduğu halde, hırsızlık yapamaz. Bir malı zimmetine geçiren kimse, mümin Müslüman biri olduğu halde, zimmetine geçiremez. Halkın gözleri önünde rüşvet alan, mümin olarak rüşvet alamaz.

Bir kimse, mümin Müslüman olduğu halde, kamu malına, toplum malına, ihanet yapamaz, haksızlık yapamaz.

*Öyle bir zaman gelecek ki, başınıza (İyi bir kişiliği, iyi bir kariyeri, iyi bir karakteri olmayan sefih idareciler gelecek; onlar kötü insanları iş başına getirip iyi insanları geride tutacaklar. Kim bu zamanı idrak ederse, sakın yönetici, yahut polis, yahut vergi memuru veyahut maliyeci olmasın.

*Ey İnsanlar, birbirinize olan ikramlarınızı, hediyelerinizi, karşılıksız olarak verdiğiniz müddetçe alabilirsiniz, Bir fayda ya da Menfaat elde etme için ikram ve hediye olduğunda, Dininizin hükümlerinden vazgeçirilmek için olduğunda, ikram veya hediye verilmesi veya alınması zorunlu kılındığında, o ikramı veya hediyeyi almayınız vermeyiniz, almak ya da vermek yasaktır, haramdır.

*Allah Zül Celal, bir iş için, rüşvet alana, rüşvet verene, rüşvet vermek ya da almak için aracılık yapana lanet etti,

*Rüşvet alan da, veren de, aracılık yapan da cehennemdedir.

*Bir kişi tayin edildiği ve ücretini devletten aldığı işinden başkaca aldığı mal, para ya da hizmet rüşvettir, Rüşvet ise kesinlikle haramdır. alana da, verene de cezayı müeyyideyi gerektiren bir suçtur.

Mealinde olanlar vardır.

Türkiye Cumhuriyetinin banisi (kurucusu) Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu konularda önemli söylemleri bulunmaktadır:

*Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden para kazanma ve harcama yolunu tutmuş Milletler, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklallerini kaybetmeye MAHKUMDUR.

Ancak, rüşvete davetiye çıkararak (Benim memurum işini bilir) diyen Cumhurbaşkanlarımız da olmuştur.

Zihniyete bakın ki, bizim bazı saf vatandaşlarımız rüşvetlere, hırsızlıklara, vurgunlara, talanlara mazeret uyduruyorlar. Nasıl mı: “İŞ YAPSIN DA ÇALARSA, ÇALSIN!” diyerek! İş yapmak, zaten görevleridir. İş yapsınlar diye maaş alıyorlar, resmi araba saltanatı, lojman sefası sürüyorlar. Çalmak da neyin nesi!

Efendim, geçmişte de çalıyorlarmış amma, hiç iş yapmıyorlarmış! Bunlar ise en azından iş yapıyorlarmış! Komisyon alır gibi giderlere fazladan ve kılıfına uydurularak yüzde 10, yüzde 20 oranında çalıntı eklense ne olacakmış!

Bir de 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk olaylarına ilginç savunmalar yapanlar olmuştu. (Bunlar kutulardaki, çikolata tepsilerindeki paraları, milyon liralık  saatleri beytülmalden almadılar ki! Rıza Sarraf adlı İranlı kendilerine hediye olarak verdi!) Ne güzel bir müdafaa değil mi!!!

Hediyeleşmek sünnettir amma bazı kişilerin hediye almaları haramdır. Bunu buyuran bizzat Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’TİR. (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun). Hadis-i Şeriflerden anlıyoruz ki, bu istisna durumlar kişilerin şahıslarından veya verilen hediyenin çeşidinden değil bulundukları konumlarından kaynaklanmaktadır. Mesela Hâkimlerin hediye kabul etmeleri caiz değildir! Çünkü “İnsan nefsi, kendine iyilik yapanı sevme fıtratı üzere yaratılmıştır.” Öyle ise, hediye verenin kalbinde, hediye edene karşı sevgi hâsıl olduğundan, kim kendisine ihsanda, hediyede bulunursa, onun hakkında söylenen kötülükleri işitmeme, onun kusurlarını görmeme meylindedir.”

Peygamber Efendimiz hediyede, gözü kör, kulağı sağır, kalbi bende kılan gücü gördüğü için adalete, dürüst icraata mani olacak hediyeyi yasaklamıştır.Rüşvet niyetiyle verilen hediyeyi kabul etmek caiz değildir.Bir maksada bağlı olarak getirilen hediyeler, işin durumuna göre rüşvet kısmına girebilir. Emîrin hediye alması haramdır. Kadı’nın rüşvet alması küfürdür.

Vazife vesilesiyle alınan hediye rüşvettir.Rüşvet; bazı âlimlerce “bir hakkın iptali veya hakkı olmayan bir şeyin elde edilmesi için verilen şey” olarak; diğer bazılarınca da “mevki sahibinden caiz olmayan bir şey için yardım satın almak maksadıyla verilen mal”, “karşılık verilmeksizin alınan ve alanın da ayıplamasına sebep olan şey” vs. olarak tarif edilmektedir.”

“Ümeraya hediyeler hırsızlıktır. İmama hediye devlet malını yağmalamadır.”

Bu açılardan memurun hediye alması, memura hediye verilmesi rüşvet sayılmıştır, haram ilan edilmiştir.

Peygamber Efendimizin zekât toplamak üzere gönderdiği memurlardan, dönüşte:

“Şu zekât malı, şu da bana verilen hediye.” diyen olmuştur.

Peygamber Efendimiz, memurun aldıklarını hediye sayılmayıp rüşvet olacakları anlamada muteber bir ölçü koyar:

“Sen annenin evinde otursaydın bu sana verilir miydi? Şu halde, memuriyet vasfı olmadan evinde oturduğu halde verilmeyecek olan bir şey memura verildi mi bu rüşvettir.”

“Nefsim yedi kudretinde olan Allah’a (cc) yemin ederim ki: Böyle devlet hesabına vergi topladığı zaman kendisine hediye ismi altında gayri meşru menfaat temin eden kimse yarın kıyamet gününde o mal sırtında ortaya çıkacak ve bunun hesabını verecektir. Hediye ismi altındaki bu mal deve ise deve sesi çıkararak, sığır ise, sığır gibi böğürerek, koyun ise koyun sesi çıkararak o hayvan sırtında mahşer halkına bunun hesabını verecektir.”

Görüldüğü gibi “İş yapsın da, çalarsa çalsın!” düşüncesi ve beytülmalden (devlet hazinesi) olmazsa bile görev sebebiyle alınan hediyeler de haram hükmündedir. Dinimizde hırsızlığın bedeli, hırsızın elinin kesilmesidir!

Ama suç bizde! İş başına bile – bile çalanları getirirsek olacağı budur.

TAŞLAMA

SEÇİMLER YAKLAŞIYOR

ADAYLAR ARZ-I ENDAM

ETMEKTELER BAKINIZ

KİMLER VAR KİMLER YAZSAM

 

İTHAL MALI ADAYLAR

GELECEK DENİLİYOR

SİİRT’TE ADAM YOK DA

İTHAL Mİ EDİLİYOR

 

ADAY ADAYLARI VE

BAĞIMSIZ ADAYLAR VAR

SEÇİM DEDİKODUSU

HALKIMIZI OYALAR

 

GIRLA ŞİMDİ VAATLER

DESTEKSİZ ATAR KİMİ

“POLİTİKA” DENİLEN

YALAN VAAT BİLİN Kİ

 

ÜÇ AYBUÇUK AY KALMIŞTIR

KONULACAK SANDIKLAR

YENİ SİMALAR ÇIKSIN,

ÇIKMASIN TANIDIKLAR

 

BİR ADAY ENFLASYONU

YAŞANACAK BELLİDİR

BAŞKAN OLMAK SEVDASI

NİCENİN HAYALİDİR

 

HER ASLANIN GÖNLÜNDE

BİR KUZU YATAR BELLİ

KÖRPECİK KUZULARI

KURDA YEM ETMEMELİ

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER