Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

ABD BAŞKANI JOE BİDEN ŞAŞIRTMADI, 1915 OLAYLARI İÇİN YİNE (SOYKIRIM) DEDİ!!!

ABD Başkanı Joe Biden şaşırtmadı, 1915 olayları için yine (SOYKIRIM) dedi. Biden,  yaptığı yazılı açıklamada 1915 olayları için ERMENİ SOYKIRIMI İfadesini kullandı.

Açıklamasındada “Böylece 20. yüzyılın en büyük toplu mezalimlerinden biri olan Ermeni soykırımı başladı.” ifadesini kullandı. Biden, “Katledilen veya ölüme yürüyen bir buçuk milyon Ermeni’yi anıyor ve bu kadar çok can kaybının yaşını tutuyoruz” diyen Biden, geçen yıl da 1915 olaylarının yıldönümüyle ilgili yaptığı açıklamada yine  SOYKIRIM ifadesini kullanmıştı. Böylece Biden, 1981 yılında yaptığı açıklamada aynı sözcüğe yer veren Ronald Reagan’dan bu yana “SOYKIRIM” terimini kullanan ikinci ABD başkanı oldu. ABD Kongresi’nin her iki kanadı da 2019 yılında 1915 olaylarını “SOYKIRIM” olarak tanımlayan kararları kabul etmişti.

Uzmanlar, 1915 olaylarının soykırım olarak tanınmasının soykırımın uluslararası hukuka 1946 yılında girmiş olmasından dolayı Türkiye’ye herhangi bir hukuki müeyyidesi olmayacağını ifade ediyor. Açıklamada:

“1915 olayları konusunda tarihi olgularla ve uluslararası hukukla bağdaşmayan açıklamaların geçerliliği bulunmamaktadır.” Denilen açıklamada:”1915 olayları konusunda tarihi olgularla ve uluslararası hukukla bağdaşmayan açıklamaların geçerliliği bulunmamaktadır. Buna ABD Başkanı Biden’ın 2021 yılında yaptığı hatanın tekrarı niteliğindeki bugünkü talihsiz beyanı da dahildir. Siyasi saiklerle tarihi gerçekleri çarpıtan, bu tür açıklamaları ve kararları reddediyor, bu yanlışta ısrar edenleri kınıyoruz.

Tarihten husumet çıkarmaktan başka amaca hizmet etmeyen tek taraflı ve seçici yaklaşımlar ahlaken sorunlu, siyaseten art niyetlidir. İnsani ve vicdani duruş, etnik ve dini ayrım gözetmeksizin o dönemde yaşanan tüm acıların anılmasını gerektirir. Türkiye, Ermeniler dahil tüm Osmanlı nüfusunun yaşadığı acıları saygıyla anmaktadır. Bu acıları siyasete malzeme yapma girişimlerini reddediyoruz.

Türkiye, 1915 olayları gibi tarihin tartışmalı dönemlerinin önyargısız biçimde, bilimsel ve hukuki esaslar çerçevesinde araştırılması ve adil bir hafızaya ulaşılması gerektiği görüşündedir. Bu anlayışla Türkiye, Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önermiş, arşivlerini açmıştır”denildi.

Biden 1915’li yıllarda yaşanan ERMENİ TEHCİRİNİ diline dolayarak (SOYKIRIM) dedi ya! O yıllarda yapılanların, daha doğrusu, yapılmak zorunda bırakılanların  bir SOYKIRIM olmadığını, gerçek anlamıyla bir NEFS-İ MÜDAFAA olarak tanımlanması gerektiğini ABD Başkanı da biliyor ama, varsın (SOYKIRIM) desin.

Gerçekte, Ermenistan’ın kendisi sözün tam anlamıyla bir SOYKIRIMCIDIR. Osmanlı yöntimi Ermeniler için (TEBAA-İ SADIKA) derdi. Zayıf ve himayesiz oldukları zaman diliminde Ermeniler kuzu-kuzu otururlardı. Ancak, Osmanlı Devleti işgal edilmeye başlanınca gerçek yüzlerini gösterdiler. Asırlarca birlik, beraberlik içinde  yaşadığı Osmanlı Devletine karşı kıyam etti. Oluşturduğu çetelerle, köyleri basarak katliamlar yaptı. Geçmişe bir sünger çeksek bile, Ermeniler, hala akıllanmamışlar. Çok yakın tarihlerde işlediği katliamlara göz atarsak, gerçeği daha iyi anlarız.

1992 yılının 25-26 Şubat günleri, dünya tarihine (HOCALI KATLİAMI) olarak kaydedilecek, büyük bir vahşet yaşanmıştı. Her fırsatta Türkiye’yi ve Türkleri SOYKIRIM yapmakla suçlayan Ermeniler, bu katiamla asıl soykırımcıların kendileri olduğunu tarihe tescil ettirmişlerdi. Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan katliamda Azeri siviller, Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde ve hunharca katledilmişlerdi.  Katliam, Ermenistan’ın 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmişti. Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğunu açıklamışlardı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmişti. Azerbaycan’ın resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri katledilmişti.

Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı. Kasaba Hankendi’yle Ağdam’ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi’yi top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.

Aralık 1991’de Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim’den itibaren karayoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991’de Hocavend semalarında Mi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçta birkaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır. Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkça sivil hedeflere karşı yönlendirilmişti. Saldırı öncesi, kasaba elektrik ve gazdan yoksun bırakılmıştı.

936 km2‘lik alana sahip, savaştan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya maruz kalmış ve kasaba tamamen yok edilmişti. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmamıştı. Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvveti mevcuttu.

Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70’ten fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştı. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştu. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüştü. Hamile kadınlar ve çocukların da katlima maruz kaldığı tespit edilmiştir.

Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalı’ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan’ın ölümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kardeşimin Yolu (My Brother’s Road) başlığıyla ABD’de çıkardığı kitapta Hocalı Katliamı’nı tasvir ediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemişti, Azerbaycan Parlamentosu 1994’te Hocalı’da yaşanan katliamı “soykırım” olduğunu ilan etmişti.

Hocalı Katliamının yaşanmasından 29 yıl sonra 12 Temmuz 2020  tarihinde başlayan Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sonrasında, Azerbaycan’ın 1992 savaşında kaybettiği topraklarını ve dolayısıyla Dağlı Karabağ ile Hocalı Kasabasını geri aldı.

Ermenistan, yine aynı Ermenistan. Tarihten ders olduğu yok. (SOYKIRIMA UĞRADIM) diye bar-bar bağırır ama, kendisini güçlü hissettiği dönemlerde, en büyük SOYKIRIMLARI işlemekten geri kalmaz…

BİDEN, SOYKIRIMCI ARIYORSA  ABD’NİN TARİHİNE BAKSIN!

1915 yılında devr-i Osmanlı’da gerçekleşen ERMENİ TEHCİRİNİ diline dolayarak yıllardan beri DEMOKLESİN KILINCI gibi başımızın üzerinde sallandıran ABD, iki yıldır üstüste   (SOYKIRIM) deyimini kullanarak köprüleri tamamen attı. Doğrusunu isterseniz, bu duruma üzülmedim, hatta sevindim. Neden diye sorarsanız, her ABD Başkanı değiştiğinde (SOYKIRIM) deyimini kullanır mı, kullanmaz mı, stresinden kurtulduk ya! Joe Biden seçim öncesi Ermenilere verdiği sözü tutarak 1915’te Osmanlı döneminde yaşanan tehcir olayları için  (SOYKIRIM) deyimini kullandı ve bizi stresten kurtardı. Bundan sonra ne olacağı önemli. Bakalım, (SOYKIRIM) deyiminin ülkemize maliyeti ne olacak!

Şunu belirtmekte yarar var. Dünyanın en büyük soykırımcısı ABD’nin kendisidir. Herkes de bunun böyle olduğunu biliyor ama, (bükemediğin eli, öpeceksin) denildiği gibi, gücümüz ABD’ye yetmiyor ki (EY AMERİKAAA! EY JOE BİDEEEEN!) diye seslenelim. Ancak, ülke olarak bizim de yapabileceğimiz hamleler vardır. Türkiye, ne Irak, ne Suriye, ne Lübnan ne de bir başka Ortadoğu ülkesine benzetilemez. Rahmetli İnönü’nün söylediği gibi: (Gerekirse yeni bir Dünya kurulur ve Türkiye, bu yeni dünyada yerini alır.)

ABD’nin 250 yıllık kısa tarihinde KIZILDERİLİLERİN KATLİAMIYLA başlayan soykırımlarını uzun-uzun anlatmaya gerek yok. Biz yalnız, bir konu üzerinde dikkatleri çekerek, ASIL SOYKIRIMCI’NIN ABD OLDUĞUNU VURGULAYACAĞIZ.

Bilindiği gibi, BUGÜNE KADAR ATOM BOMBASI KULLANAN İLK VE TEK ÜLKE ABD’DİR. İkinci Dünya savaşının sonlarına doğru, 6 Ağustos 1945 tarihinde Dünyada ilk defa ATOM BOMBASI kullanıldı. Atom Bombasını ilk kullanan da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. ABD, Japonya’nın Hiroşima kentine atom bombası attığı zaman diliminde, Almanya da, atom bombası üzerinde çalışıyordu. Ancak, ABD daha hızlı davrandı. Birleşik Devletler ilk başarılı testi Temmuz 1945’te New Mexico’daki bir çölde gerçekleştirerek deneme mahiyetinde bir atom bombası patlatmıştı. Almanya zaten yenilmişti. Bununla birlikte, Pasifik’te Japonya’ya karşı savaşta şiddet kullanmaya devam etti. ABD Başkanlarından Harry S. Truman, danışmanlarından bazılarını uyararak, Japonya’yı işgal etme girişiminde bulunmanın Amerikan’ın askerlerinden büyük kayıplarına neden olacağını ve yeni silahı, savaşı hızlı bir şekilde sona erdirmek için kullanılacağını söyledi. 6 Ağustos 1945’te, Amerikan bombacısı Enola Gay, Japonya’nın Hiroşima kentine beş tonluk bir bomba attı. 15.000 ton TNT’nin gücüne eşdeğer bir patlama gerçekleşti. Bu patlama şehrin dört kilometrekarelik bir alanını yıkıma uğrattı ve 80.000 kadar insanın ölümüne yol açtı. Patlamanın akabinde haftalar içinde yaralılardan ve radyasyon zehirlenmesinden on binlerce insan daha öldü. Aynı ABD üç gün sonra, Nagazaki şehrine bir Atom bombası daha attı. Bu patlamada da yaklaşık 40.000 kişi öldü. Ölenlerin büyük çoğunluğu sivillerdi. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı siviller can vermişti. Bu katliamdan birkaç gün sonra, Japonya teslim olduğunu açıkladı.

ABD’nin 6 Ağustos ve 9 Ağustos 1945 tarihlerinde üç gün arayla attığı ATOM BOMBALARINDAN sonra günümüze kadar ATOM BOMBASI kullanan olmadı. Yani, KULLANILMASININ BİR SOYKIRIM OLACAĞINI BİLE-BİLE ABD DÜNYADA ATOM BOMBASI KULLANAN İLK VE TEK DEVLETTİR. İŞTE, ASIL SOYKIRIM BUDUR. Ancak bu durum, hiç kullanılmayacağı anlamına gelmez. Kullanılmamasının en önemli sebebi ise, artık ABD dışında bazı devletlerin de ATOM BOMBASINA sahip olmalarıdır.

Askeri uzmanlar tarafından yapılan tahminlere göre ATOM BOMBASI açısından en güçlü ülke konumunda olan ABD’dir. Bu ülkenin 6 bine yakın nükleer savaş başlığının bulunduğu tahmin edilmektedir.

Rusya’nın 15 bine yakın nükleer silah başlığı olduğu tahmin edilmekle birlikte, vurucu gücü açısından ABD’nin çok altında bir düzeydedir.

Fransa’nın, ATOM BOMBASI hükmündeki nükleer füze başlıklarından BİN kadarına sahip olduğu tahmin ediliyor.  İngiltere, Çin, Kuzey Kore, İsrail ve Hindistan da atom başlıklı füzelere sahip ülkeler. Dünyada atom başlıklı füzeleri bulunan tek İslam devleti ise Pakistan’dır.

İngiltere’nin nükleer başlıklı silah sayısının 200, Çin’in 400, İsrail’in 200, Hindistan’ın 100, Kuzey Kore’nin 50, Pakistan’ın 30 nükleer başlıklı silahlarının olduğu tahmin edilmektedir.

Allah korusun, üçüncü dünya savaşı çıkması durumunda, yeryüzünde taş üstüne taş kalmayacağı ortada. İşte, ATOM BAŞLIKLI füze sahibi ülkeler de bundan korkarak, kullanmaktan çekiniyorlar. Bir tekinin kullanılması bile korkunç felaketlere yol açacaktır.

Sadece ATOM BOMBASI kullanmış olmasından dolayı, SOYKIRIMCI OLDUĞU tescilli ABD’nin, şimdi kalkıp da Osmanlı Döneminde yaşanmış bir TEHCİR OLAYINI (SOYKIRIM) olarak tanımlaması, utanmazlığın, aymazlığın ta kendisidir. SOYKIRIM işinde, Dünyanın hiçbir ülkesi ABD’nin eline su dökemez!

ANEKDOT

Bir araya gelen ve silahsızlanma konusunu görüşen iki ülkenin liderinden biri diğerine sormuş:

-Üçüncü dünya savaşı çıksa ve atom bombaları kullanılsa dünyamızın hali ne olur?

Beriki cevap vermiş:

-Dünyada ok ve yay ile savaş dönemi yeniden başlar…

TAŞLAMA

GERÇEK SOYKIRIMCIDIR

ABD’NİN KENDİSİ

KATLEDENLER KİMLERDİR

KIZILDERİLİLERİ

ATOM BOMBASINI İLK

VE TEK KULLANAN ÜLKE

ABD OLMUŞ BİLİN

SOYKIRIM BUDUR İŞTE

(SOYKIRIMCI) DENMEKLE

SOYKIRIMCI OLUNMAZ

KENDİ TARİHLERİNE

BAKIP UTANSA BİRAZ

(PİS KIZILDERİLİLER)

DİYE KATLİAM YAPAN

ABD’NİN KENDİSİ

BİL SOYKIRIMCI OLAN

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER