Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fatih ARITÜRK
Fatih ARITÜRK

7 HAZİRAN 2015/1KASIM 2015 GENEL SEÇİMLERİ ARASINDA YAŞANAN TERÖR OLAYLARI!!!

Türkiye’de, sonuçları itibarıyla çok önemli sayılacak genel seçimlerden biri de 7 Haziran 2015 günü yapılanıdır. 7 Haziran genel seçimlerinin sonucunda milletin iradesiyle 15 yıllık AKP iktidarına son verilmişti. Ancak, iktidarı teslim etmek niyetinde olmayan AKP, oyunlar peşine düştü. Koalisyon hükümeti kurulmasına imkân sağlanması yerine Milleti oyalama taktiği uygulandı. Cumhurbaşkanı, yetkisini kullanarak, yeni hükümeti kurdurmak yerine, 1 Kasım 2015’te erken seçime gidilmesi kararı aldırdı.

Buraya kadar, her şey normal gibi görünse de, asıl olan 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 tarihleri arasında yaşanan TERÖR OLAYLARIDIR. Bu 6 aylık süre zarfında meydana gelen terör olaylarının bilinçli bir şekilde yönlendirildiği iddiaları vardır.

O dönem, AKP’den Başbakan olan bugünün Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu yaşanan terör olayları ile ilgili AKP’den ayrıldıktan sonra açıklamalarda bulunmuş, Suruç’tan Dağlıca’ya, Ankara’dan, Diyarbakır’a kadar birçok kentte yapılan eylemlerde halka karşı gerçekleşen saldırıların, AKP’nin bir provokasyonu olacağı intibaını uyandıran açıklamalarda bulunmuştu.

7 Haziran’ın 2 gün öncesinde (5 Haziran) HDP’nin Diyarbakır mitinginde patlayan bombayla olaylar silsilesinin başlatıldığına vurgu yapan Davutoğlu IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıda 5 kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, Meclis çoğunluğunu kaybederek yüzde 40,8 oy oranı ve 258 milletvekili çıkartabilen AKP’nin, bu sonucu hazmedemediğini vurgulamakta.

7 Hazinah 2015 genel seçimlerinde CHP oyların yüzde 24,9’u ile 132 milletvekili, MHP oyların yüzde 16,2’si ile 80 milletvekili, HDP de yüzde 13,1 oy oranı ile 80 milletvekili ile parlamentoya girmişti. Bu durumda, koalisyon kurulması gerekmekteydi. CHP ve MHP’nin HDP destekli koalisyon kurması, AK Parti’nin iktidardan düşmesi anlamına gelecekti. Ancak MHP lideri Devlet Bahçeli, daha 7 Haziran akşamı, koalisyon için düşünülebilecek tüm formüllere “hayır” diyeceklerini açıkça beyan etmişti.

11 Haziran’da sürpriz bir davet sonucunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski CHP Genel Başkanı ve milletvekili Deniz Baykal görüşme yaptı. Baykal, görüşmeyi, “en yaşlı üye” sıfatıyla TBMM Başkanlığı’nı geçici olarak üstlenecek olmasına dayandırdı. Ancak çok tartışılan bu görüşmeden sonra AK Parti’nin yol haritası konusunda tartışmalar başladı. Bahçeli’den, “AK Parti, HDP ile koalisyon kursun” açıklaması geldi. CHP ise Bahçeli’yi ikna turlarına başladı. Alt düzeyde sürdürülen görüşmelerden sonuç çıkmadı. 18 Haziran’da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Bahçeli’ye, “Gel sen başbakan ol” çağrısı yaptı. Bahçeli ise Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösterdi, koalisyon ortaklığına tüm kapıları kapattı.

TBMM’nin 1 Temmuz’da açılmasıyla Bahçeli’nin stratejisi yine tartışma konusu oldu. Deniz Baykal, CHP’nin TBMM Başkan adayı oldu ve AK Parti’nin adayı İsmet Yılmaz ile yarıştı. Bahçeli, son turda “geçersiz oy verecekleri” açıklamasını yapınca, seçimi AK Parti’lilerin oylarıyla Yılmaz kazandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümeti kurma görevini halen başbakanlık görevini sürdüren Davutoğlu’na verdi. Davutoğlu, daha çok uluslararası müzakerelerde kullanılan “istikşafi görüşme” (keşif amaçlı görüşme) iç siyaset literatürüne sokarak CHP ile görüşmek üzere bir komisyon oluşturdu. “Koalisyon görüşmesi” adı verilmeyen bu görüşmeler günlerce devam etti. CHP, sürecin sonunda AK Parti’den hiçbir aşamada “birlikte hükümet kuralım” teklifi gelmediğini açıkladı.

20 Temmuz’da, Suruç’ta, Kobani’deki çocuklara oyuncak taşıyan gençlere yönelik IŞİD tarafından canlı bomba saldırısı düzenlendi. 34 kişi yaşamını yitirdi.

22 Temmuz’da Ceylanpınar’da görevli iki polis, yaşadıkları evde, başlarından vurularak öldürüldü. PKK, eylemi önce üstlendi, daha sonra ilgisi olmadığını açıkladı. Bu olay çözüm sürecinin sonu oldu.

Başbakan Davutoğlu’nun imzasıyla 24 Temmuz’da PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlar başlatıldı. Operasyonlar, çözüm sürecinin resmen bittiği anlamına geliyordu. 26 Temmuz’da da PKK’den “Ateşkes fiilen bitmiştir” açıklaması geldi. PKK’nin eyleminde bir binbaşı hayatını kaybetti, ertesi gün, 29 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm sürecinin artık yürütülemeyeceğini açıkladı.

4 Ağustos’ta HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “PKK silah bırakmalı, hükümet operasyonlara son vermeli” açıklaması yaptı, ama çağrıları sonuç vermedi. Demirtaş ve HDP, PKK’ye açıkça tavır almamakla suçlandı.

12 Ağustos’ta KCK’den “Demokratik özerklik ilan ettik” açıklaması geldi. Bölgedeki birçok ilçede bu açıklamadan sonra “demokratik özerklik başladı” açıklamaları yapıldı.

Koalisyon görüşmelerinden sonuç çıkmayınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu dışında ikinci kez hükümeti kurma görevlendirmesi yapmadı ve 26 Ağustos’ta anayasa gereği yenileme seçimi yapılması kararı verdi. Cumhuriyet tarihinde örneği olmayan bu süreçte, 1 Kasım’daki seçime kadar seçim hükümetinin ülkeyi yönetmesi gerekiyordu. Anayasa gereği tüm partilerin hükümette temsil edilmesi zorunluluğu vardı. Davutoğlu, TBMM’de temsil eden partilerden kendi belirledikleri isimlere bakanlık önerisi yaptı. CHP ve MHP, bu süreçte hükümete bakan vermeyeceğini açıkladı. HDP’den iki ismin yer aldığı kabineye girme teklifini partisinin kararına rağmen kabul eden MHP’li Tuğrul Türkeş, Başbakan Yardımcısı oldu. Türkeş, daha sonra MHP’den atıldı, AK Parti saflarına geçti.

7 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker, bir gün sonra Iğdır’daki PKK saldırısında 13 polis hayatını kaybetti.

Aynı gün, 8 Eylül’de ülke genelindeki HDP binalarına yönelik saldırılar gerçekleşti. Bu dönemde Davutoğlu’nun yaptığı, “Anketlerde yükseliyoruz” açıklaması büyük tartışma yarattı.

10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine IŞİD iki canlı bombayla saldırı düzenledi. Ankara Garı önündeki bu saldırıda 102 kişi yaşamını yitirdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısından sonra Davutoğlu’ndan “kokteyl terör” açıklaması geldi. Davutoğlu, katliam için IŞİD ile birlikte PKK’yi de işaret etti.

Davutoğlu’nun 20 Ekim’deki, 1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetleri sembolize eden “AK Parti giderse beyaz Toroslar gelir” açıklaması da büyük tartışma yarattı.

1 Kasım’da yenilenen seçimde, AK Parti yüzde 49 oya çıkarak 317 milletvekili ile tekrar tek başına iktidar oldu. Oy kaybeden HDP, barajı kılpayı aştı ve yüzde 10,7 aldı. MHP de oy kaybederek yüzde 11’e düştü. CHP’nin oyları ise yüzde 25’e çıktı.

1 Kasım seçiminden sonra Ocak 2016’da Sultanahmet’te IŞİD yabancı turistlere yönelik saldırı düzenledi. Şubat ayında Ankara Merasim Sokak’ta, PKK, askerlerin servis araçlarına bombalı saldırı düzenledi. Mart ayında da Kızılay’daki otobüs duraklarına yönelik bombalı saldırı gerçekleştirildi. Yine Mart’ta İstiklal Caddesi’nde IŞİD bombalı saldırı yaptı. Bunu Nisan’da Bursa’daki IŞİD saldırısı izledi. 2016’nın son bölümünde  saldırılar başlatıldı. Cizre, Sur, Yüksekova başta olmak üzere yerleşim yerlerindeki operasyonlar bir yıla yakın süre devam etti.

7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem incelenirken, ayrı başlık açılması gereken isimlerden biri MHP lideri Bahçeli. Bahçeli, bu dönemde, ilk olarak 7 Haziran akşamı koalisyon ihtimallerinin hepsine “hayır” mesajı verdi ve yenileme seçimine işaret etti. Kılıçdaroğlu’nun, “İsterse başbakan olsun” çağrısına tepki gösteren Bahçeli, TBMM Başkanlığı seçiminde de muhalefet partilerine uzlaşma kapısını kapatarak AK Parti’ye başkan seçme kapısını açtı. 14 Temmuz’da Davutoğlu’nun koalisyon önerisine olumsuz yanıt veren Bahçeli, 17 Temmuz’da azınlık hükümetine de destek vermeyeceklerini söyledi. Bu tutum, AK Parti’nin iktidarı kaybetmesini engelledi ve 1 Kasım yenileme seçimini kazanmasında etkili oldu. MHP, 1 Kasım’dan 40 milletvekili kaybederek çıktı.

Evet, 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 tarihleri arasında yaşanan TERÖR OLAYLARININ ETKİSİYLE AKP tekrar tek başına iktidar olmuştu. O zaman Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nun (TERÖR TIRMANDIKÇA, OYLARIMIZ ARTIYOR) dediği de aklımızdadır. Dileriz ki, Ahmet Davutoğlu, gerçekten pişman olmuş ve Gerçek Partisini, pişmanlığının bir delili olarak kurmuş olsun.

En geç Haziran 2023’te genel seçime gidileceğine göre, (AMAN, TERÖR OLAYLARINA DİKKAT!) diyerek, SADAT ve benzeri kuruluşların kontrol altına alınmalarını öneriyoruz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER