REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

ANNEN, ATATÜRK’ÜN YATAK ODASINDA MIYDI!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ANNEN, ATATÜRK’ÜN YATAK ODASINDA MIYDI!
1-Ahmet ARITÜRK
1-Ahmet ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.com )
3 views
06 Kasım 2017 - 12:44
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e her fırsatta hakaret etmeyi adet edinmiş EDEPSİZ EDİPLER VAR! Nitekim bunlardan biri geçenlerde bir televizyon programında daha da ileriye giderek (Afet İnan, Çankaya’nın nikâhsız First Ladysiydi) demişti de, önce tutuklanmasına karar verilmiş, sonra serbest bırakılmıştı. Bizim, mahkeme kararını tartışmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak, genelde Müslüman geçinen ATATÜRK DÜŞMANI BU EDEPSİZ EDİPLERE, İslami kurallar çerçevesinde bazı sorular yönelteceğiz.

Zina, İslam dininde nasıl ağır bir cürüm ise namuslu, iffetli kadınlara zina isnat etmek de o derece ağır bir suçtur. Bir zina olayının gerçekleştiğini kanıtlamak açısından o kadar hassas davranılır ki, yatakta basılan kadın ile erkek arasında bir ip çekilmesi bile istenir. Yani, öyle (falan söylemiş, falan yazmış, ben de oradan naklettim) demekle olmaz.

Bu Müslüman geçinenlerin bilmeleri gerekir ki, dinimizde KAZF denilen bir ceza vardır. Bu ceza (ZİNA İFTİRASI ATMAK) cezasıdır. Hür bir kadına, hür bir erkeğe zina iftirası atmak çok büyük bir günah olmak yanında, büyük suçlardan sayılmıştır. Bir Müslüman’ın, diğer bir Müslüman’a “ister doğru, ister yalan olsun” zina isnat etmesi haramdır. Bir Müslüman’a bilerek zina iftirası atmak ise en büyük zulüm, en büyük günahtır, haramların en çirkini olan yalancılıktır. Bir Müslüman, başka bir Müslüman’ın zina ettiğini bilse bile bunu ilan etmemelidir. Allah onu örtmeyi emretmiştir. Ayrıca örtülmesi gereken bir perdeyi kaldırarak, kişinin namusunu lekelemiş, kötü bir sözün toplumda yayılmasına vesile olmuş olur. İşte bu nedenlerden ötürü şeriat KAZF’I büyük günahlardan saymıştır.

Öyle kulaktan dolma sözlerle veya ATATÜRK DÜŞMANI kimselerdin ifadeleriyle çirkin isnatlarda bulunmak yasalar açısından suç olduğu gibi, dini açıdan da büyük GÜNAHTIR.

“Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı gü­nahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır” mealindeki ayet-i kerimeyi de unutmayalım.

Şeriatla yönetilen bir ülke olsaydık ve ben mahkemenin KADISI olsaydım, ATATÜRK’E iftira eden bu edepsize şu soruyu yöneltirdim:

-Afet İnan Hanımefendi’nin, Çankaya’nın nikahsız First Ladysi olduğunu nereden biliyorsun. Yoksa annen o sırada ATATÜRK’ÜN YATAK ODASINDA MIYDI!!!

KERAMET, NOHUTLARDA!

Geçmiş yıllarda, Şehrimizde bir Mahalle Camii Müezzininin Ezan okumak için çıktığı minareden röntgencilik yapmasından şüphelenen genç, babasına durumu açıklamış ve:

-Müsaade et baba, bunun ağzını, burnunu dağıtayım da, ibret olsun! demiş.

Babası, mütevekkil bir insanmış:

-Oğlum, günahını alma. Ama Müezzin gerçekten böyle bir huyu varsa, hiç merak etme, zaten, Allah belâsını verir! diyerek, istediği müsaadeyi vermemiş. Babasının sözlerinden tatmin olmayan genç, bir başka taktik uygulayarak müezzini cezalandırmayı aklına koymuş. Bunun için 2-3 kilo nohut alarak bir sabah ezanı vaktinde, minareye çıkan müezzinden habersiz, ve kimseye de görünmeden sessizce peşinden minareye çıkmış.

O zaman ne elektrik var, ne bir başka aydınlatma aracı. Müezzin, ezan okumaya başlayınca, genç, elindeki nohut dolu torbadan her merdivene bir avuç koymak suretiyle minareden aşağıya inmiş ve kimseye görünmeden evine dönmüş,

Ezan okumayı bitirip, minareden aşağıya inmeye başlayan müezzin, daha ilk merdivenden nohutlara basınca ayağı kayarak, aşağıya kadar yuvarlanmış. Eli, ayağı, başı her tarafı kırılmış. Feryatlarına yetişen cemaat Müezzini hemen alıp, tedavi için hastaneye götürmüşler.

Cemaat arasında bulunan ve oğlunun yaptığı eylemden habersiz gencin babası da, eve dönmüş. O zaman, sabah namazlarına aile boyu kalkıldığı için genç de divan odasındaymış. Baba, genç çocuğuna söylenmiş:

-“Bırak, bu müezzinin ağzını, burnunu dağıtayım!”diyordun. Ben sana o zaman “Allah cezasını verir” dememiş miydim. Bak işte, Allah cezasını verdi. Bugün ezan okumak için çıktığı minarenin merdivenlerinden aşağıya kadar yuvarlanmış, kırılmamış yanı kalmamış! demiş.

Bunun üzerine genç söylenmiş:

-İşi Allah’a bıraksaydım, O’nun sabrı çok uzun. Nohutlar olmazsa, müezzine bir şey olmazdı ya. Keramet nohutlarda!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.