REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

ATATÜRK OLMASAYDI!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ATATÜRK OLMASAYDI!
4-Fatih ARITÜRK
4-Fatih ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.ccccom )
4 views
30 Ağustos 2017 - 10:27
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

(ATATÜRK OLMASAYDI!) konusu hep tartışıla gelmiştir. Tabii, Atatürk’ün lehinde konuşanlar olduğu gibi, maalesef aleyhinde konuşanlar da vardır. Atatürk’ü, sevmeyenler ve aleyhinde olanlar, genelde dinci kesimdir. Dincilerle, gerçek dindarları karıştırmamak lazım geleceğinin de özellikle altını çizelim. Peki, bu dinci kesim  Mustafa Kemal Atatürk’e neden karşıdırlar. Çünkü ATATÜRK onların çıkarlarına çomak sokmuştur. “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır..” Buyurmuştur.

Tarikatların, Şeyhlerin, dervişlerin bu ülkeyi ne hallere düşürdüğü ortada değil mi! Nasturi isyanları, Şeyh Sait Kalkışması, Koçuşağı Ayaklanması, Mutki İsyanı, Bicar İsyanı, Birinci, ikinci, üçüncü Ağrı İsyanları, Zeylan İsyanı, Tunceli İsyanı,Menemen Olayı (Kubilay’ın Şehit edilmesi) ve benzeri gelişmeler hep Müslümanlık adına işlenen birer vahşet değil mi!

Türkiye’nin İslami kisve altında nerelere götürülmek istendiği son olarak yaşanan ve devam eden FETÖ olaylarıyla bir kere daha tescillenmedi mi! İslam dinine hizmet adı altında FÖTÖ’NÜN Türkiye’yi adeta ABD’nin mandası konumuna düşürülmek istendiğine hala aklı basmayan akılsızlar varsa, bari yabancı bir tarihçi olan Prof. Dr. McCarthy’e kulak versinler. Bakın, bu beynelmilel tarihçi Atatürk’le ilgili neler söylüyor:                                                                                                                                                                                                                                                         buyurmuştu.

 “Türkler Atatürk’e çok şey borçlu. Eğer Atatürk olmasaydı bir Türk devleti hiçbir zaman olmazdı.”

Rotary 2440. Bölge Federasyonu’nun bu yılki teması olan ‘Cumhuriyet Kazanımları’ projesi kapsamında, Amerikalı dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy, İzmir’de, Ege İhracatçıları Birlikleri’nde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak davet edilmişti.

Ermeni soykırımı iddialarını belgeleriyle çürüten Prof. Dr. Justin McCarthy, Türklerle ilgili yazılarını, Türkleri çok sevdiği ya da Türklerin tarafını tuttuğu için değil, tarihi gerçekler olduğu için yazdığını söyleyerek ilmin namusu adına konuştuğunu vurgulamayı da ihmal etmemiştir.

Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen ‘Savaş ve Barışta Atatürk, Küllerinden Doğan Türkiye’ konulu konferansa,  katılan ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy, Türklerin savaşlar nedeniyle büyük acılar yaşadığını vurgulayarak Atatürk’ün olmaması durumunda nelerin yaşanabileceğini anlattı. Atatürk’ün başarısını anlamak için Türkleri nelerden kurtardığına bakmanın gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. McCarthy, “Türkiye 1. Dünya Savaşını kaybetmiş ve adeta yıkılmıştı. İngiliz istihbaratı, ‘Türkler çok kötümserdir ve ilerisi için çok az umutları var’ diye raporlamışlardı. Türkler artık yenilmişti ve başlarına gelecek her şeyi kabul edeceklerdi. Başlarında bir hükümet vardı ve bir vatan haini olan Damat Ferit tarafından yöneliyordu, İtilaf ülkelerinin istedikleri her şeyi yapmak istiyorlardı. İtilaf ülkeleri, Türkleri sonsuza kadar yok etmek istiyorlardı. Sevr’e göre büyük bir Ermenistan, büyük bir Kürdistan olacaktı ve Türklere küçük bir yer verilecekti. İngilizler, Fransızlar, Yunanlar, İtalyanlar toprakları paylaşmıştı. İtilaf devletleri aslında her şeyi almak istiyordu. Geriye kalan ise çok küçük bir yerdi. Ve bütün Osmanlı’nın borçlarının o küçük devlet tarafından ödemesini istiyorlardı. Aslında yapmak istedikleri şey, Türkleri devamlı olarak zayıf bırakmaktı, bunu yapmak için Türklerin ordusu olmamalıydı, işte o küçük devlette bir ordu olmayacaktı. Devlet tamamen iflas halinde olacaktı. En önemli demiryolları, düşmanların ellerindeydi. O küçük devlet, mallarını yurtdışına gönderemeyecekti. Ama bunlar olmadı, çünkü Türkler Atatürk’ün liderliğinde düşmanlardan kurtuldu. Bunun için de Türkler Atatürk’e çok şey borçludur” Dedi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkleri kurtardığını belirten Prof. Dr. McCarthy, Eğer Atatürk olmasaydı bir Türk devleti hiçbir zaman olmazdı. Makedonya ve Bulgaristan’daki Türklere bakın, aynı kader Anadolu’daki Türklerin de başına gelirdi. Türkiye’deki ölümlere bakacak olursanız, savaşlar sırasında çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini görürsünüz.

1’inci Dünya Savaşı’nda Van’daki nüfus kaybı yüzde 60, Aydın’da durum biraz daha iyiydi yüzde 25 civarı, Doğu Anadolu’da insanların 4’te 1’i ölmüş. 1’inci Dünya Savaşı’nda İngiltere, Fransa, Sırbistan nüfuslarının yüzde 10’undan biraz fazla kayba uğramış, 2’nci Dünya Savaşı’nda Almanya yüzde 10’dan biraz fazla nüfus kaybetmiş. Hiçbiri Türklerin kaybına benzemiyor. 1’inci Dünya Savaşı’nda her 4 kişiden biri ölmüştü, öyle bir durum var ki; modern tarihteki her bir olaydan daha kötü bir durum yaşanmış.

Hem Doğu’da, hem de Batı’da her yer tahrip olmuş. 2’nci Dünya Savaşı’nda Berlin’deki gibi bir tahribat yaşanmış. İnsanlar bunları çok fazla düşünmüyor. Doğu Anadolu’da ölen hayvan sayısı yüz binlerce, oralar işgal edildiğinde öldürüldü bu hayvanlar. Bir ülkenin bunlara ihtiyaçları vardı, neredeyse 2 milyon hayvan ölmüş, peki mallarını taşıyabilmek için ne kullanabilirdi, orada sağ kalan insanlar. Ne yiyeceklerdi, en önemlisi de bu. Yunanlar Batı’yı tamamen yok etmiş, yüzde 90’ı yok olmuştu diyebiliriz. İzmir, Bandırma gibi yerlere gittiğinizde insanların yaşayacakları yer kalmamıştı.

Kırsal alana baktığınızda yok edilmiş binaların 141 bin 874 olduğunu görürsünüz. Doğu’da da her şeyi yok ettiler. Bitlis’te savaştan önce 8 bin ev var ve savaştan sonra bin ev kalmış. Van’da 6 bin 500 ev varken bin 173 ev kalmış. Köylere bakın, Van’da bin 800 köy varken 200’e düşmüş. Muazzam bir tahribat ve çok fazla ölen var. Doğu’da o kadar fazla ihtiyaç yoktu, çünkü insanlar ölmüştü, evlere gerek kalmamıştı” diye konuştu.

Savaşın ekonomik kayıplarının da çok büyük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. McCarthy sözlerini şöyle sürdürmüş:

“Ekonomik açıdan İzmir son derece önemli bir şehirdi, imalat potansiyeli, tahıl fabrikaları, ipek, yün, pamuk, kutu imal ediliyordu. İzmir, bira üretiminin merkeziydi. Matbaa, yayın imkanı vardı. Aydın, bütün Osmanlı’da en fazla vergi ödeyen ildi, en son teknolojilerin merkeziydi. Bütün buharlı makinelerin yarısı Aydın’daydı. Çok modern bir yerdi ve imalat çok gelişmişti. Bunların hepsi yok oldu.

Tahıl fabrikalarının yüzde 42’si yok oldu, tekstil sanayisi yok oldu, Bursa bir şekilde bu tahribattan kurtuldu. Bursa’daki milliyetçi gruplar ve Mustafa Kemal’in askerleri orayı korudu. 1923’te Mustafa Kemal geldiğinde her şey yok olmuştu ve Türkler her şeyi yeniden inşa etmeliydiler. Türklerin derhal işadamı olmayı öğrenmeleri gerekiyordu. 1927’de Türkiye’deki kadın ve erkek sayılarına baktığınızda bir şeyi göreceksiniz, çok fazla kadın var. Toplum yok olmuştu, toplumun erkeklere ihtiyacı vardı, kadınların kocaları ölmüştü. Bütün bunlar savaş yüzünden oldu. Türkiye bütün bölgelerini kaybetti ve öldürüldüler fakat psikolojik açıdan Türkler bütün dünyanın kendilerine karşı olduğunu düşünebilirlerdi ve bu doğruydu. Türkiye bir mülteci ülkesiydi, 1919-1922 arasında 1 milyondan fazla Türk Yunanlardan kaçtı. Anadolu’nun nüfusu değişti. Çok acı çekmiş insanlardı, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bölgelerden kovulmuş insanlardı. Gitmeyenleri öldürüyorlardı. Biz bugün de mülteci sorunlarından bahsediyoruz. Almanya ‘Mülteci alamayız’ diyor, Almanya’da kendi nüfusunun yüzde 1’inden az mülteci var.

Savaş sonrasında Edirne’de nüfusun yüzde 30’u mülteci, Aydın’da bu oran yüzde 9. Almanya zengin bir ülke ve buna rağmen mülteci almıyor, Türkiye o dönem fakir olmasına rağmen bu kadar mülteciyi kabul etti.

Avrupalılar, Türklerin tamamen yenildiğine ve bir daha toparlanamayacağına inanmışlardı. 1923’te nüfus büyük ölçüde yok olmuştu. Ekonomik çöküntü vardı. Ama liderleri sayesinde ümitsizliğine kapılmadılar ve Atatürk sayesinde ayakta kaldılar.”

Atatürk’ün yaptığı ilk işlerden birinin yüzde 1003 olan enflasyonu düşürmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. McCarthy, ayrıca Atatürk’ün yaptığı reformların belki mükemmel olmadığını, ancak ondan başka hiç kimsenin bunu başaramayacağını belirtti.

Konferansın sonunda katılımcıların sorularını da cevaplayan Prof. Dr. McCarthy, Türklerin bugün bir mucizeye ihtiyacı olup olmadığına Türklerin karar vereceğini, artık Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ne yapması gerektiğini söyleyemeyeceğini ifade etti. Osmanlı’yı sevdiğini, ancak Cumhuriyeti tercih ettiğinin altını çizen Prof. Dr. McCarthy, Atatürk’ün gerçek bir lider ve rehber olduğunu, hiç kimseyi zorlamadığını kaydetti.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN kadrini kıymetini bilmeyen edepsizlere tavsiyemiz, uluslar arası kariyere sahip yabancı bir tarihçinin bu sözlerine kulak vermeleridir.

KOMŞULARININ KIZINI, “KIZLARI” DİYE GÖSTERİP KENDİ KIZLARINI VERDİLER!

Şehrimizde, evlenmelerin görücü usulüyle yapıldığı, evlenecek kızların ve erkeklerin birbirlerini görmelerinin hemen hemen hiç mümkün olmadığı dönemlerde, genelde damat adaylarının anneleri, ablaları, yengeleri, halaları, teyzeleri gelin aramak işini yükümlenir, çeşitli bahanelerle gelin adaylarının evlerine giderek, istemeden evvel kızın güzel mi, çirkin mi, çalışkan mı, sakar mı, akıllı mı, kontak mı olduğunu araştırmaya çalışırlarmış. Ancak, uydurulan bahaneler ne olursa olsun, gelin adayı tarafı, muhakkak, bir şekilde kendilerine görücülerin geleceğinden haberdar olurlarmış.

İşte, evlerine hatırlı görücülerin gideceğini öğrenen müsemma bir aile, bu güzel kısmeti kaçırmamak ve talip olmalarını sağlamak için bir taktik uygulamışlar. Komşuları olan eli ayağı düzgün, güzel, alımlı, akıllı bir kızı, evlerine davet ederek:

-Bize misafir gelecek, bizim kız da dayısının evine gitmiş, gelsen de bize yardımcı olsan, demişler.

Kız da, annesinin müsaade etmesi üzerine, komşularının hatırını kırmamış, misafirlerine hizmet için evlerine gitmiş. Evdekiler de:

-“Kızım misafirlere kahve yap, kızım misafirlere şeker ikram et, kızım bunu götür, bunu getir!”  diyerek, kendi kızları olduğu havasını vermişler. Görücüler, bu oyunu yutmuşlar. Evlerine gittiklerinde kızın güzelliğini, hünerlerini, anlata anlata bitirmemişler ve hemen evin erkeklerini devreye sokup, o evin erkeklerine gidilerek, kızlarına talip olmalarını önermişler. Söz kesilmiş, nişan yapılmış, nişan günü bir de ne görsünler, onların gördükleri kız ile, nişan kıyılacak kız bambaşka!

Ama artık, her şey olup bittiğinden ve erkekler de devreye girmiş olduklarından durumu kabullenmek zorunda kalmışlar. Çünkü, o günün şartlarda nişanı iptâl etmek, belki de iki ailenin arasında büyük fitnelerin doğmasına yol açacakmış.

Sonuç olarak, uyanık Siirtliler, komşularının kızını, kendi kızları gibi gösterip kızlarına iyi bir kısmet(!) bulmuşlar.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.