Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cüneyt ARITÜRK
Cüneyt ARITÜRK

ATATÜRK’ÜN DOĞUM GÜNÜ (19 MAYIS 1919)

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramının yıldönümünü kutluyoruz.

Unutmayalım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun dönüm noktalarından biri ve ilki Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla başlayan süreçtir. Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider (Mustafa Kemal Paşa) ortaya çıktı ve kurtuluş sancağını ilk olarak Samsun’da dalgalandırdı, “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in (ATATÜRK) 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında İstanbul’dan başlayan ve Samsun’a çıkmasıyla neticelenen yolculuğu kurtuluş meşalesinin yakıldığı günü simgeler.

Mustafa Kemal’in kazanılan zaferlerden sonra irat edeceği Büyük Nutkuna 19 Mayıs’ı anlatmakla başlaması, bugüne verilen önemin işaretidir.

Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makineli Tüfek birliğinden Hamdi adındaki kahraman bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikâyetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Paşa’ydı. Mustafa Kemal (ATATÜRK) uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor, bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsatı. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:

“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun,  asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir… Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin”!… dedi.

Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?… O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendisine karşılık verdim:

-Kişiliğime güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim… Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”

Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.

Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurmay Yarbay Mehmet Ârif Bey (AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey (SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas (GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇİ), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah (KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).

Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “BANDIRMA” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler, Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.

Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu. Ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.

ATATÜRK “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.

Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir.”

Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.

Mustafa Kemal’in (ATATÜRK) Samsun’a çıkış tarihi olan bu gün Türkiye Cumhuriyeti açısından çok önemlidir. ATATÜRK, 19 Mayıs 1919 günü için bilahare (BENİM DOĞUM GÜNÜM) demiştir. Gerçekten de öyledir. Mustafa Kemal bundan 103 yıl önce köhne bir vapurla (Bandırma Vapuru) Samsun’a çıkmasaydı belki bugün ne Türkiye Cumhuriyeti adı altında kurulmuş bir devlet, ne de (ATATÜRK) adıyla anılan bir lider olmayabilirdi!

Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında, Osmanlı İmparatorluğu son demlerini yaşamaktaydı. Yurdun her tarafı düşman işgali altında bulunuyordu. Mustafa Kemal’in kafasında, ülke topraklarını işgalden kurtarmak, düşmanları Akdeniz’e dökmek vardı. Büyük güçlükler içinde de olsa, Mustafa Kemal ve arkadaşları bunu başardılar. Köhnemiş Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde genç ve dinamik bir Cumhuriyet kurdular.

Maalesef, bugün için Türkiye yine büyük bir tehlike içindedir. Bu tehlike, ülkemizin dış mihrakların hedefi olmasından kaynaklanan bir durumdur. Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölünmek istenmektedir. Komşu ülkelerde yaşanan ve ülkemize de sıçrayan olaylar yüzünden çok tehlikeli bir süreçten geçmekteyiz. Bu badireleri atlatmak için yeniden KUVAYI MİLLİYE RUHUNA MUHTACIZ! Birlik ve beraberlik ruhunun pekiştirilmesi, millet bilincinin 85 milyon insanımıza aşılanması gerekir. Bir an önce bu terör belasından kurtulmak, Büyük Ortadoğu Projesini akamete uğratmak zorundayız! Aksi takdirde, birlik ve beraberliğimizin korunması oldukça zor olacaktır. Atatürk’ün Gençliğe hitabesinde belirttiği gibi Türkiye dahili ve harici bedhahların hedefindedir. Başta ABD, AB ve İsrail, olmak üzere Rusya ve hatta Müslüman Ortadoğu ülkeleri bile birliğimizi, beraberliğimizi bozmağa, kuyumuzu kazmağa çalışmaktadırlar.

19 Mayıs tarihinin Türk milletinin kurtuluş hayatında efsanevi bir yeri vardır. Diğer taraftan bakıldığında gençliğe armağan edilen tarih. Türk gençliğinin sporla içli dışlı hayat yaşaması için spora vurgu var. 19 Mayıs, tarihimizde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla kutsal isyan başlatılmış, milli mücadele fitili ateşlenmiştir. 19 Mayıs’ı diğer bayramlardan önemli kılan hürriyet meşalesinin bugün yakılmış olmasıdır.

19 Mayıs’ın spor bayramı olarak kutlanması, 1935 yılında ilk defa İstanbul’daki spor kulüpleri tarafından teklif edilmişti. Önce sadece Samsun’da düzenlenen 19 Mayıs etkinlikleri 1938 yılından itibaren Türkiye genelinde kutlanmaya başlanmıştır.

19 Mayıs’ın gençliğe armağan edilmiş olması, ATATÜRK’ÜN gençlere verdiği önemi yansıtması açısından önemlidir. ATATÜRK ve GENÇLİK derken, İLK AKLA GELEN ELBETTE Kİ ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİDİR. Geçmiş yıllardaki kutlamalarda ATATÜRK’ÜN gençliğe hitabesi, 19 Mayıs kutlamalarının olmazsa olmazıydı. 2021 yılının 19 Mayıs’ını idrak ederken, millet olarak birlik ve beraberliğimizin korunması açısından yeniden ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARININ BENİMSEDİKLERİ KUVAYI MİLLİYE RUHUNA MUHTACIZ!

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutlarken, birileri ne kadar unutturmak isteseler istesinler, bu milletin Mustafa Kemal’e (ATATÜRK), devrimlerine, eserlerine sevgisi, saygısı, özlemi çığ gibi büyümektedir.

Resmi mahiyette yapılan kutlamaların göstermelik olmalarına karşılık millette büyük bir coşku ve heyecan var. Milli Bayramlarda belirlenen saatlerde evlerin balkonlarına, pencerelerine çıkılmakta, Şanlı Bayraklarımızla ve ATATÜRK POSTERLERİYLE DONATILMIŞ  EVLERDEN SEVGİ SELİ AKMAKTADIR.

Besbelli ki bu ülkenin milli bayramları ATATÜRK’LE VE ATATÜRK SEVGİSİYLE ÖZDEŞLEŞMİŞTİR. Bunun için de Milli Bayram denilince akıllara gelen ilk ve tek isim ATATÜRK olmaktadır.

Son yıllarda, Milli Bayram kutlamaları ülkemizde ARTIK İNADINA ATATÜRK’Ü ANMA KUTLAMALARINA DÖNÜŞTÜRÜLMEKTE, BU SURETLE ADETA BİR YERLERE MESAJLAR VERİLMEK İSTENMEKTEDİR.

Acaba, dünyanın bir başka ülkesinde, böylesine sevilen bir lider daha var mıdır! Hiç zannetmiyoruz!

Tarihin sayfalarını karıştırdığımızda adları unutulmayan liderler arasında BÜYÜK İSKENDER, JULİUS CAESAR, ATİLLA, CENGİZ HAN, FATİH SULTAN MUHAMMED HAN, NAPOLÉON BONAPARTE gibi ünlüler bulunmakta. İşte MUSTAFA KEMAL ATATÜRK de, tarihe damga vurmuş bu gibi büyük liderler sınıfına dahildir.

ATATÜRK, sadece askeri alanda değil, sosyal ve ekonomik başarılarla da temayüz etmiş bir liderdir. 7 düvele karşı yürüttüğü kurtuluş savaşlarının zaferle sonuçlanmasından ve Cumhuriyet rejimini inşa ettikten sonra eğitim ve öğretime verdiği önemle, kadınlara verdiği haklarla, köylüyü, milletin efendisi yapmakla, başlattığı sanayi hamlesiyle, ilke ve inkılaplarıyla temayüz etmiştir.

Birleşmiş Milletlere bağlı UNESCO örgütü tarafından doğumunun 100. Yılının oy birliğiyle (ATATÜRK YILI) ilan edilmesi işte bundandır.

Kabul etmek gerekir ki 20. Asrın lider isimleri arasında Mahatma Ghandi, Fidel Kastro, VİLADİMİR LENİN, JOSEF STALİN gibi isimler de vardır. Adolf Hitler ile Saddam Hüseyin’i ve Muammer Kaddafi’yi de asrın liderleri arasında sayabiliriz. Ancak, özellikle bu son üçlünün durumları malum!

Ebediyete intikalinden 84 yıl geçmiş olmasına karşılık hala böylesine içtenlikle sevilen bir kahramana sahip olmaktan dolayı millet olarak ne kadar gururlansak azdır.

Evet, Mustafa Kemal Paşa’nın (ATATÜRK) olarak doğum günü olan 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkışının yıldönümünü kutluyor, her şeye ve herkese rağmen (İNADINA, ATATÜRK) diyoruz.

Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir.”

Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.

Ruhun şadolsun BÜYÜK ATATÜRK.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER