Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cüneyt ARITÜRK
Cüneyt ARITÜRK

BİR SİİRT ANEKDOTU

Geçmiş yıllarda, Siirtli bir Şair, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed’e (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun) ithaf olarak yazdığı uzunca bir kasideyi, devrin yine Siirtli âlimlerinden birine götürerek, düşüncesini almak istemiş. Aralarında “Hoca-Talebe” ilişkisi olduğu için, evine gitmiş. Âlim kişi, divan odasında Şairi kabul etmiş. Divan odasında, âlim zatın genç oğlu ve 10-12 yaşlarındaki kızı da bulunuyormuş.

Şair, ne maksatla geldiğini belirterek, Kasidesini sunmak isteyince, âlim zat:

-Hele, yazdığın Kasideyi sen kendin yüksek sesle bir oku da, çocuklarla birlikte dinleyelim demiş. 

Bunun üzerine Şair, kasideyi okumuş. Âlim zat:

-Bu kaside, benim kasidem, nasıl olur, eline nasıl geçti! diye gülümsemiş ve:

-Bak, inanmıyorsan okuyayım, dinle! diyerek, kasideyi eksiksiz tekrarlamış.

Zavallı Şair, bu duruma şaşırarak:

-Vallahi Hocam, bu kasideyi ben yazdım. Sizden önce de hiç kimseye ne okudum ne okuttum. Siz, şimdi okuyunca hayretler içinde kaldım! Bu nasıl olur? diyecek olmuş.

Bunun üzerine, âlim zat:

-Bak, hatta oğlum da kasideyi ezbere biliyor! dedikten sonra, oğluna dönmüş:

-Oğlum, kasideyi okusana demiş.

Âlim zatın, genç oğlu da yüksek sesle, eksiksiz ve kusursuz bir şekilde kasideyi okumuş. Şair, bu işe daha da hayret etmiş. Sözü:

-Bu nasıl olur, emin olun, ben bunu kendim yazdım. Ama artık ben de kendimden şüphelenir oldum!  demeye getirmiş.

Bunun üzerine âlim zat:

-Hatta benim küçük kız bile, bu kasideyi ezbere biliyor dedikten sonra, kızına dönerek:

-Kızım, sen de oku bakalım kasideyi! deyince, Kız da, kasideyi eksiksiz ve yanlışsız, bir çırpıda okuyuvermiş.

Tabii, Şairin şaşkınlığı artmış. Apışıp kalmış. Bunun üzerine âlim zat gülümseyerek, gerçeği açıklamış ve şöyle demiş:

-Allah, ömrüne bereket versin. Kaside, elbette senin kasiden. Ben, lâtife olsun diye sana bu oyunu oynadım. Yüce Rabbim, bana öyle bir zekâ lütfetmiş ki, ben, bir şiiri, bir yazıyı ne kadar uzun olursa olsun, bir defa okudum veya dinledim mi, ezberlerim. Bu bakımdan, Sen, yazdığın kasideyi yüksek sesle okuyunca,  ezberlemiş oldum. Oğlum da, bir şiiri veya yazıyı iki defa okur veya dinlerse ezberler. Sen bir defa okudun, ben ardından ikinci defa tekrarladım. Oğlum da, ikinci defada kasideyi ezberledi. Kızım da, bir yazıyı veya şiiri üç defa okur veya dinlerse ezberler. Sen okudun, ben okudum, ağabeyi okudu. Okuma üçe tamamlanınca, o da, kasideyi ezberlemiş oldu. “Oku” deyince de, okudu. Bu da, YÜCE ALLAH’IN bana ve çocuklarıma bir lütfü ihsanıdır.

***

Ne diyelim. YÜCE ALLAH bizlere de böyle üstün zekâ ihsan buyursun…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER