Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

DARBELERLE GİDENLER VE DARBELER SAYESİNDE GELENLER!

27 Mayıs 1960 ihtilalinin  yıldönümünde, Türkiye’de aşağı yukarı on yılda bir yaşanan darbelerde birileri giderken, kimlerin yollarını açtıklarına bir bakalım istedik.

100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde darbelerin ve post modern müdahalelerin çok önemli yerleri vardır. Bilindiği gibi Türkiye’de ilk askeri darbe 27 Mayıs 1960 yılında yaşandı. 10 yıllık Demokrat Parti dönemine son veren bu darbe aslında siyaset adamı olarak Demirel’in doğum günüdür. 27 Mayıs 1960 darbesi olmasaydı, belki de Türk siyasi tarihinde (SÜLEYMAN DEMİREL) diye biri olmayacaktı. Celal Bayar’ın ve Adnan Menderes’in Su İşleri Genel Müdürü olarak göreve devam edecekti.

Siyasete ikinci müdahale 12 Mart 1971’de gerçekleşti. 12 Mart 1971 muhtırası, o günlerin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a  muhtıra vererek hükümetin istifaya zorlandığı askeri müdahaledir.

Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları Ordu adına muhtıra verdiler ama Parlamento feshedilmedi, partiler kapatılmadı, Anayasa askıya alınmadı. Ancak, koşullar çok değişmişti. Askerler bir teknokrat hükümeti istiyorlardı. Eğer böyle bir tarafsız başbakan Meclis içinden çıkar da güvenoyu alırsa, sorun kalmazdı. Bunun için tarafsız bir milletvekili aranmaya başlandı. CHP Kocaeli milletvekili Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı. 26 Mart günü CHP’den istifa etti. Böylece artık bağımsız başbakan olan Erim partiler üstü sözde bir reform hükümeti kurdu. Yani Demirel gitti, Erim geldi.

Muhtıranın etkisi son bulduktan sonra, Demirel yine başrole çıktı. Ta ki, 12 Eylül 1980 darbesine kadar. O günleri yaşayanlar bilirler. 12 Eylül darbesine giden sürecin temelinde giderek artan sağ-sol çatışmaları, bölücülük, suikastlar ve katliamlar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yanında bir türlü sonuçlandırılmayan Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Kuvvet Komutanı Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bülent Ulusu ve Haydar Saltık emir komuta zinciri içinde yönetime el koyduklarını açıklayarak parlamentoyu feshettiler.

12 Eylül darbesiyle Süleyman Demirel gitti, sözde yapılan seçim sonrası Turgut Özal’ın liderliğindeki ANAP geldi. Yani 12 Eylül olmasıydı ne Turgut Özal önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı olurdu, ne de ANAP diye bir parti kurulurdu. Yıldırım Akbulut ve Mesut Yılmaz da 12 Eylül darbesinin ürünü Başbakanlardır. Tansu Çiller de buna dahildir.

28 Şubat 1997’de yaşanan post modern darbenin de Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu anımsatalım. 28 Şubat 1997 yılında yaşanan post modern darbe olmasaydı, bu ülkede AKP diye bir siyasi parti de olmazdı. Bu post modern darbeden mağdur gibi görünen kimlerin önünü açtığına şahit olunca, onlar için gerçekte nimet olduğu ortaya çıkmaktadır.

Evet, 28 Şubat da olmasaydı, Türkiye’de AKP diye bir parti olması ihtimali olmayacaktı. Bu post modern darbeyle Necmettin Erbakan tasfiye edilmiş, Recep Tayyip Erdoğan’ın önü açılmıştır. Abdullah Gül de, Recep Tayyip Erdoğan da bu post modern darbe sayesinde önce başbakanlık, sonra da cumhurbaşkanlığı makamına gelebilmişlerdir. AKP, 23 yıllık iktidarını bu postmodern darbeye borçludur. 28 Şubat kararlarına imza atan paşaları 1001 gün cezaevlerinde tutarak, teşekkür (!) borcunu çok güzel ödemiş oldu.

Görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyetinde yaşanan darbeler ve post modern müdahaleler, her ne kadar ülkeye zararlı olmuşlarsa da birileri için mevki ve makam sahibi olmanın fırsatları durumuna dönüşmüştür. Siz, şimdi bakmayın AKP’nin 28 Şubat post modern müdahalesine karşı gibi görünmesine. Bu müdahale sayesinde hayal etmeyecekleri mevki ve makamlara gelenler, içlerinden “ne iyi olmuştu da, 28 Şubat müdahalesi oldu. Bu sayede, biz de rüyalarımızdaki makamlara ulaştık” demektedirler…

15 Temmuz 2016’da FETÖ TARAFINDAN gerçekleştirilmek istenen hain darbe girişiminin de sonuç itibarıyla kimlere yarar sağladığı ortada değil mi!

İhtilalsiz, muhtırasız demokrasiyle yönetilen bir Türkiye Cumhuriyeti temennisiyle!

TAŞLAMA

DARBELERİN SEBEBİ

KÖTÜ YÖNETİCİLER

FIRSAT KOLLAR, FIRSATI

KAÇIRMAZ DARBECİLER

 

27 MAYIS’TA

NEDEN DARBE OLMUŞTU

ZİRA MENDERES (VATAN

CEPHESİ)Nİ KURMUŞTU

 

BİNDOKUZYÜZSEKSENİN

ONİKİ EYLÜL GÜNÜ

NEDEN DARBE YAPILDI

TAHLİL ETTİN Mİ BUNU

 

15 TEMMUZ DARBESİ

MASUM BİR DARBE MİYDİ

(KANDIRILDIK) DİYENLER

SUÇTAN AZADE MİYDİ

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER