Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DEVA Partili Avşar: “Dağ Fare Doğurdu”

DEVA Partisi Tekirdağ Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Cem Avşar, kamuoyunda “Kentsel Dönüşüm Kanunu” olarak bilinen Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine basın toplantısı düzenledi. 

DEVA Partisi Tekirdağ Milletvekili

İmar mevzuatını eleştiren Avşar “Yamalı bohçaya dönen, zaman ve kişiye göre istenilen yere çekilen, yönetmelik ve genelgelerle laçkalaştırılan ve kocaman bir sorun yumağına dönen imar kanunu ortada dururken iktidar yine rant kokan, pişmanlıklara gebe bir teklifle karşımıza çıktı.” dedi.

‘İstişare zemini, müzakere dili, ortak akıl hak getire…’

“21 maddelik teklif, 2 saatte komisyondan geçti” diyen Avşar, “Komisyonda iktidarın yine o bilindik “kategorik ret” tavrı vardı. El indir kaldır ile bütün itirazlara, muhalefet şerhlerine rağmen onaylandı.” şeklinde konuştu. Avşar, “Kanun teklifine baktığımızda adından da anlaşılacağı üzere ‘afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi’ amacıyla hazırlanmışken, idare eliyle resen yapılananayasal haklara aykırılık teşkil eden birçok nokta barındırmakta ve rezerv alan tanımından ‘yeni yerleşim yeri alanı olarak’ ibaresi çıkarılarak afet riski taşısın taşımasın idareye istediği yeri, istediği zaman keyfi olarak rezerv alan ilan etmek yetkisi vermektedir.” diyerek eleştirilerini sıraladı. Avşar, “Teklif gereklidir, destekliyoruz ancak istismara açık yanları vardır ve çözüm noktasında çok eksik kalmıştır.” dedi.

‘Boş konutlar depremzedelerimiz adına kiralanmalı’

Madde-2’ye değinen Avşar, “Bu madde ile dava süreleri kısaltılmış, itiraz etme hakkı kaldırılmış, anayasal savunma hakkı yok sayılmıştır. Alelacele, yangından mal kaçırır gibi yaşanabilecek sorunlar âdete yargı marifetiyle hızlandırılacak ve mağduriyetler doğuracaktır.” ifadelerini kullandı. “Evet, biliyoruz, hala çadırda, konteynerde karakışı bekleyen depremzedelerimiz var” şeklinde sözlerine devam eden Avşar, bunun çözümünün anayasal hakları ihlal etmek olmadığını, ara çözümlerin bulunması gerektiğini, boş konutları depremzedelerimiz adına kiralamak suretiyle geçici barınma oluşturulabileceğini söyledi.

 “Madde- 6 kapsamında, rezerv yapı alan yeniden tanımlanmış ve (c) bendinde yer alan “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.” diyen Avşar, “bu tüm yapı stokunun hatta sadece yapılı çevre değil doğal çevrenin de bu kapsama girdiği anlamı taşımaktadır. Yani bir şarta bağlı kalınmaksızın, şehir merkezinde yüksek rantlı alanlar rezerv alan olarak ilan edilebileceği gibi afet riski taşımadığı halde ev ve iş yerlerine de el konulabilir ve mülkiyet hakları ihlal edilebilir.” dedi.

‘Düzenleme, halkı müteahhitlere teslim etmek demektir

“Rezerv yapı alanı ilan edilen yerlerdeki binalar yıkılıp, yerine yeni binalar yapılabilecek, bu alanda evi, iş yeri bulunanlar şehrin başka bölgelerine taşınabilecek, başkanlıkça el konulmasına olanak sağlanabilecektir.” diyen Avşar, bir örnek vererek “İçinde bulunduğumuz genel kurul binasını, halkla ilişkiler binasını, TBMM’yi bile rezerv alan ilan edip, yıkıp yeniden yapma yetkisi veriyor bu değişiklik. Biz niyet okuması yapmıyoruz, ülkemizde onlarca örneği var. Hepsini yaşadık. İyi niyet gözetilse dahi suiistimale çok çok açıktır” şeklinde konuştu.

‘Anayasa’nın tanıdığı mülkiyet hakları lağvedilmiş olacaktır’

 “Öte yandan Anayasa’nın tanıdığı mülkiyet hakları lağvedilmiş olacaktır” diyen Avşar, “Tanım daraltılmalı ve “depreme karşı dirençli olmayan yapı stoğu” ile sınırlandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Kentsel dönüşüme kaynak amacıyla konulan %30’luk oran nasıl hesaplandı? Neye dayandırılmaktadır?” şeklinde soru yönelten Avşar, “Taslağın sakat olan taraflarından bir diğeri de madde-7‘de belirtilen idarenin bir mahkeme kararına dayanmaksızın “resen” işlem yapması olduğunu söyleyen Avşar, “Biz hukuk devletinde yaşıyoruz. Hukuki süreçler tüketilmeden idarenin resen Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan konut dokunulmazlığı hakkını yok sayması kabul edilir bir durum değildir.” ifadelerini kullandı.

‘Kişinin anayasal haklarına müdahale etmemek için

idarece resen değil, yargı eliyle ve yazılı izni ile yapılmalıdır’

“Yine taslağın 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ‘riskli alanlardaki’ ibaresi ‘bu kanun kapsamında bulunan alanlardaki’ şeklinde değiştirilmiştir, diyen Avşar, “bunun kafa karışıklığına yol açtığını ve anlam karmaşası yarattığını, zaten kanun afet riskli alanların dönüştürülmesi amacıyla sunulmamış mıydı?” diyerek iktidara soru yöneltti.

“’Riskli alan ibaresinin kaldırılması’ kanun taslağı ruhuna aykırı ve iyi niyetli değildir”       

 9. maddede geçen “engelleme” ibaresine değinen Avşar “Bu maddede deprem bölgesi vs. şeklinde bir alan sınırlaması yoktur, buda büyük bir sorundur.” dedi. “Bu hususlar toplumsal barışımız ve iç hukukumuz açısından önemlidir. Kaş yapayım derken göz çıkarmak gibidir bu”, şeklinde sözlerini sürdürdü.

“İlgili bakan tüm kanallara çıkıp ‘Sıfır tolerans” demiyor muydu?’

11. maddede geçen “uygulama projesi aranmaksızın ihaleye çıkılabilir” değişikliğine tepki gösteren Avşar, “Daha 9 ay önce kendi deyimleriyle ‘asrın felaketini’ yaşamadık mı? Resmi rakamlara göre 50 bin 500 insanımızı kaybetmedik mi? Bize 104 milyar dolara mal olmadı mı? Sonrasında ilgili bakan tüm kanallara çıkıp ‘sıfır tolerans’ demiyor muydu?” şeklinde iktidara bir dizi soru yöneltti.

 Avşar, sözlerinin sonunda önerilerini şöyle sıraladı:

  • Her şeyden önce Şehircilik ve Afet Bakanlığı adıyla afeti ve kentsel dönüşümü birlikte yürüten bir bakanlık kurulmalıdır.
  • Kurumsal ve organizasyonel yapı yeniden kurgulanmalıdır.
  • Afet öncesi, anı ve sonrası için eylem planı, kriz yönetim senaryoları ve simülasyonları yapılmalıdır.
  • Her plana konulan ve bir türlü kurulamayan erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
  • Yukarıda izah ettiğim üzere sorun yumağına dönen imar mevzuatı geniş katılım, ortak akıl ve bütüncül bir yaklaşım ile yeniden ele alınmalıdır.
  • Bu mevzuat kapsamında sorunları ivedilikle çözmek ve mağduriyetlere yol açmamak için özel ihtisas mahkemeleri kurulmalıdır.
  • İstanbul özelinde tüm aktörlerle bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde ivedilikle hareket planı hayata geçilmelidir.