Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yusuf Salih ARITÜRK
Yusuf Salih ARITÜRK

DİNDEN ÇIKMAK!..

Geçtiğimiz aylarda Hamdi Tayfur imzasıyla “Eski İslamcılar Yeni Dinsizler Anketi” başlıklı bir yazıda, imam hatipli, eski ilahiyatçı, yaşları 25-60 aralığında olan 60 kişiye dinden ayrılmalarının nedeni sorulmuş ve büyük boy 22 sayfa tutan anket cevaplarını Prof.Dr.Hasan Aydın 6 sayfa tutan başka bir yazıyla yorumlamış.

Dosyanın başına konulan özet yazıda; “Dinden atılmalarının nedenleri öğrenilmeye çalışıldı. Verilen yanıtlar, İslam’dan çıkışların siyasi, sosyal ve psikolojik tepkilerden veya bir tür gerici rüzgârlardan ibaret olmadığını, aksine bilgiye dayalı ciddi araştırma ve sorgulamaların neticesi olduğunu gösteriyor.. Bu eğilim, son 10-12 yılda artmış.. En çarpıcı sonuç, bu kişilerin İslam’dan çıktıkları için hiçbir pişmanlık duymadıklarını ve bu kararlarından dolayı mutlu ve huzurlu olduklarını ifade etmeleridir.”

Türkiye’de aydın denilen okumuş kesimlerin dinsel inançlarının zayıf olduğu veya bu inançların hiçbirine inanmadığı bilinen bir gerçektir. Yazının özelliği dinsel inançlarını kaybetmiş olan din görevlileri ve ilahiyatçıları konu etmesidir.

Türkiye’de oldukça yaygın bir aydının görüşüne göre, Türkiye’nin geri kalmışlığının tek sorumlusu İslamiyet’tir.. Halk, İslamiyet’ten kurtulmadıkça Türkiye’nin ilerlemesi, kalkınması, çağdaşlaşması mümkün değildir.

Bu kanı elbette yanlıştır.. İslam’a karşı alınan tutum, bu tip aydınlarla müslüman halkın arasına bir kama gibi sokulmuş, sınıf mücadelesinde aydınların halka önderlik yapmasına da zorluklar çıkarmıştır ve çıkarmaktadır.

Dinden çıkmayı seçmiş bir kısım ilahiyatçı üzerinden bu konuya değinme ihtiyacı duydum.. Ankete katılmış olan ilahiyatçıların çoğunluğunun içinde bulundukları durumu en yakınlarından bile gizledikleri, yani deist veya ateist olduklarını söyleyememeleri, dinin toplumdaki yerini düşünmemize vesile oluyor.. Hiç kimse kendi dinini kendisi seçmez.. Herkes bir dil gibi bir dinin içine doğar.. Din, bireylerin ve toplumların esaslı kimliklerinden biridir.. Kişi, topluluğun bu kimliğinden ayrılmayı kolay kolay göze alamaz.. Çünkü dinden çıktığını ilan ettiği zaman sudan çıkmış balığa döner.. Toplumdan tecrit olur.. İslam’dan çıktığını belirten ilahiyatçıların bunu en yakınlarından bile gizlemeye çalışması da bu yüzdendir.

Oysa yalnız islam toplulukları değil, diğer dinin mensuplarında da dünyanın ve insanın var oluş nedenlerinin bilimsel açıklamalarına katılan birçok insan vardır.. Din adına söylenenlerle sınırlı kalmayarak din kitabında yazılanları eş, dost toplantısında söyleyebilirler.. Son 30 yılda İslam’ı kendi kaynaklarından doğrudan sorgulayan çalışmalar da yayımlandı.. İlhan Arsel, Turan Dursun, Arif Tekin’in kitapları bunun örneklerindendir.. Din eleştirisi islam tarihi boyunca özellikle Alevi/Bektaşi felsefesinde de görülür.. Fakat bu itirazları yapanlar kendilerini dinden çıkmış saymazlar.. Bunun nedeni, ne kadar şüpheci ve eleştirici de olsalar bu kimliğin bir bireyi olmalarındandır.

Dinden çıktığını belirten kişiler eğer deizm veya ateizme sığınmış ve orada kalmışlarsa, bunun insanlığın ilerlemesine bir katkı yapacağı kuşkuludur.. Emperyalizmi ve kapitalizmi ayakta tutan, toplumu sömürü ve baskı altında tutan deist ve ateistlerin sayısı az değildir.. Hem bireyin hem de toplumun kurtuluşu, emeğin kuruluşu ile mümkündür.. Bunun yolunu diyalektik ve tarihsel materyalizm gösteriyor.. Emperyalizme ve kapitalizme karşı bir duruş göstermeyen deist ve ateistlerin emekçi halka verecekleri şeyler sınırlıdır.. İnsanlığın kurtuluşunun pozitivizmle mümkün olmadığını Türkiye’nin siyasi tarihi de kanıtlıyor.. Türkiye’yi uzun yıllar yönetmiş olanların felsefesi pozitivizmdi.

Bu iddiamı doğrulayan kanıtlardan biri ise dinden çıktığını söyleyen ilahiyatçıların hiç biri sosyalist olduğunu belirtmemiştir.. Beyninde toplumu bütün sömürü bağlarından kurtararak sınıfsız topluma ulaşma düşüncesi olan birinin bunu emekçi halkla yapacağını bilmesi gerekir.. Halk ise, şu veya bu içinde inanç sahibidir ve müslümandır.

Aydınlar arasında yaygın bir kanı olarak (yarım kalmış da olsa) Türkiye’nin bir aydınlanma devriminden geçtiği inancı vardır.. Bununla pozitivizmin iktidarda olduğu yılları kastediyorlar.. Oysa aydınlanma bundan ibaret değildir ve bir bütündür.. Aydınlanma, dünyanın yedi günde yaratıldığı düşüncesi yerine, bunun milyarlarca yıl önce büyük patlama ile evrenin oluştuğu, Adem ile Havva’nın cennetten dünyaya kovulduğu, yerine canlı hayatının tek hücreli canlılardan başlayıp evrimleşerek insan türüne uzandığıyla sınırlı değildir.. Aydınlanma İnsanlar arasındaki eşitsizliğin nasıl ve hangi tarihsel koşullarda başladığı, tarihin sınıf mücadelesi tarihinden ibaret olduğu, bu mücadelenin emekçi sınıfların iktidarı altında sınıfların ortadan kalkmasıyla sonuçlanacağını (ve öyle olması gerektiğini) bilmekle mümkündür.. Tarihsel materyalizm, dinlere de bilimsel gözle bakar.. Dinlerin geçmişte ve bugün hangi ihtiyaca yanıt verdiğini, evrimini, insanın bir dine inanma ihtiyacındaki güdüleri mercek altına alır.. İnsanı kucakladığı için onun kültürüne ve kültürün bir parçası olan dinine de anlayışla yaklaşır.

Siyaset kurumunun iktidar için dini az veya çok kullandığı bir gerçektir.. Fakat şöyle uç bir örnekten yararlanarak bir gerçeğe ulaşalım; Toplumdan dinsel inançlar tamamen kalkar, ibadethaneler kapanırsa bundan bir halk iktidarı çıkar mı, çıkmaz.. Çünkü iktidarlara can suyu olan şey din değil, sınıfların gücüdür.. Unutmamak gerekir ki hiçbir devrim, din inançlarının yokluğundan kaynaklanmamıştır.. İnsanların köleliğinden, kapitalizmin sömürü ve zulmünden kaynaklanmıştır.. Hakim sınıfları iktidarda tutan şey de sermayenin, devlet örgütünün, özellikle ordunun gücüdür.. Bunların dinle ilgisi veya dine aidiyeti ya hiç yoktur ya da çok önemsizdir.

Sözünü ettiğimiz ankete gelince, herkesin dini inancı veya inançsızlığı kendisini ilgilendirir.. Bu konuda kimse başkalarını sorgulayamaz.. Ancak mensup olduğu dinden “istifa edip” inançsızlığı seçmenin derde pek de şifa olduğu söylenemez.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER