REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

EBEDİ BAŞKOMUTAN!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
EBEDİ BAŞKOMUTAN!
4-Fatih ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.ccccom )
12 views
05 Ağustos 2020 - 13:25
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Türkiye Cumhuriyetinin Banisi (Kurucusu) Mustafa Kemal Paşa’ya bundan tam 99 yıl önce 5 Ağustos 1921’de o zamanki adıyla Meclis-i Mebusan tarafından BAŞKOMUTANLIK uhdesi verilmişti.

Mustafa Kemal’in “Başkomutan” seçilmesi öyle kâğıt üzerinde ve yasayla alınmış bir Başkomutanlık değildir. Savaş meydanlarında alınmış, anasının ak sütü gibi helâl bir Başkomutanlıktır. Meclis tarafından Başkomutanlık rütbesiyle onurlandırılan Mustafa Kemal’in yaptığı ilk iş “Tekalifi Milliye” (Milli yükümlülükler) adı altında kanun çıkartmak olmuştur. (Tekalif-i Milliye kararları Sakarya Savaşı’nın hazırlıklarını tamamlamak amacıyla ortaya çıkarmıştır.)

Kanunun amacı ordunun ihtiyaçlarını karşılamaktı. (Teka­lif-i Milliye emirlerinin uygulamasında çıkabilecek sorunları ortadan kaldırmak ve otoriteyi tam sağlamak amacıyla İstiklal Mahkemeleri kuruldu.)

Evet, bu milletin gönlünde yatan ve taht kuran bir tek Başkomutan vardır. O da Mustafa Kemal ATATÜRK’TÜR. Başkalarına “BAŞKOMUTAN” denilmesi, olsa, olsa izafidir.

Sakarya Meydan Savaşı öncesinde Mustafa Kemal’e, TBMM tarafından, 5 Ağustos 1921’de ”Başkomutanlık” verilmesinin sebepleri arasında 10-24 Temmuz 1921’deki Eskişehir-Kütahya Savaşları sonunda alınan yenilgiydi. Bu yenilgi, karamsarlığa neden olmuş, Yunan Ordularını yenebilmek için acil kararların hemen uygulanmasına ihtiyaç duyulmuştu.  Türk Ordusunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesinden sonra TBMM’de başlayan gizli oturumlarda Mustafa Kemal’e meclisin tüm yetkilerinin verilmesi anlamına gelen, Başkomutanlık konusu tartışıldı. Çoğunluğun kabulüyle 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal yasama, yürütme ve yargı yetkilerine 3 ay süreyle tek başına sahip oldu.

Yani ATATÜRK, 99 yıl önce de BAŞKOMUTAN’DI, BUGÜN DE BAŞKOMUTANDIR. Yarın da BAŞKOMUTAN olarak anılacaktır. Çünkü O, gönüllerin Başkomutanıdır. Diğer Başkomutanlıklar geçicidir.

Evet, Mustafa Kemal’e (ATATÜRK) bundan 99 yıl önce, Sakarya Savaşı sonrası ve Büyük Taarruz öncesinde BAŞKOMUTANLIK UNVANI VERİLMİŞTİ. O gün, bugün bu milletin gönlünde hep BAŞKOMUTAN olarak yer etti. Anayasa, bir takım kimselere, bir takım unvanlar verebilir. Önemli olan Milletin gönlünde yatan unvanlardır.

Hem, anayasaların maddeleri dahi geçicidir. Bakın, Türkiye’de kaçıncı defadır, anayasa değişiyor. Bugün de Anayasayı değiştirmekle ilgili çalışmalar devam etmekte. Demek ki, anayasada yazılı olanlar değil, milletin gönlünde olanlar önemlidir. Başkomutanlık Meydan Muharebesi bundan 99 yıl önce bu günlerde kazanılmış ve tarihe altın harflerle kazılmıştı. Başkomutanlık Meydan Muharebesi ya da Dumlupınar Meydan Muharebesi, Kütahya’ya bağlı Dumlupınar yakınında 30 Ağustos 1922’de Türk ve Yunan orduları arasında meydana gelen savaştır. Başkomutan olarak bizzat Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) tarafından yönetildiği için BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ olarak anılır. İstiklal Savaşı’nın kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasını sağlayan bu çarpışmanın yıldönümü bunun için Bayram olarak kutlanmaktadır. Görüldüğü gibi, gerçekten Başkomutan olabilmek için meydan muharebeleri kazanmış olunması gerekmekte. Yani, Anayasa diyor diye, kimse gerçek Başkomutan olamaz! Bu vesile ile milletin gönlünde yatan TEK BAŞKUMUTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü VE SİLAH ARKADAŞLARINI BİR KERE DAHA RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ.

ANEKDOT

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu ve tek BAŞKOMUTANI Mustafa Kemal ATATÜRK, düşünce yapısı itibarıyla savaşa karşıydı. Mecbur kalınmadıkça, savaşmayı asla tasvip etmezdi.

Bir gün İtalyan Büyükelçisi Atatürk’le görüşmek ister ve huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi “Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi” der.

Odada buz gibi bir hava eser. Atatürk, büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a: “Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlarmış. Hazır mıyız” der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve “Biz hazırız Paşam” diye yanıtlar…

Atatürk büyükelçiye döner ve: “Biz hazırmışız. Hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip Hatay’ı alabilirler” der…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.