Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

ERDOĞAN, MİLLET İLE BARIŞMAK İSTİYORSA!!!

“Bardağı taşıran damla” şeklinde söylenen bir deyimimiz vardır. AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi eylemcileri için kullandığı “BUNLAR ÇUKUR, BUNLAR SÜRTÜK, BUNLAR ÇÜRÜK” deyimleri gerçekten çok ağır ifâdeler oldu. Her fırsatta, kendisini Osmanlı İmparatorluğunun varisi gibi hissettirmek isteyen Sayın Erdoğan’ın, Şeyh Edebali Hazretlerinin, Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu sayılan ve bu İmparatorluğa adını veren Osman Gaziye verdiği nasihatlerden hiç mi haberi yok! Belli ki, danışmanlarının da haberleri yok ki, Şeyh Edebali Hazretlerinin nasihatlerinin tam aksini yansıtan  yazı metinleri hazırlayarak önüne koymaktadırlar.

Sayın Erdoğan, milletle barışmak istiyorsa, öncelikle yazı metinlerini hazırlayanları değiştirerek işe başlamalıdır. Bizim milletimiz, samimi bir şekilde özür dileyenleri affetmek işine oldukça mütemayildir. Sayın Erdoğan özellikle Gezi olaylarına katılanlar için sarf ettiği (SÜRTÜK, ÇUKUR VE ÇÜRÜK) kelimeleri için vatandaşlardan özür dilemeli, konuşma metnini hazırlayan danışmanlarının işlerine de son vererek, kendisini, milletle barıştıracak danışmanlar bulmalıdır.

Söz ağızdan bir kere çıkar ama bıraktığı tesir yıllar sürer. Bir söz, düşmanı dost eylediği gibi, dostları da düşman eder. Bundan dolayı atalarımız bir söylerken bin kere düşünmeyi, ölçüp biçip de konuşmayı tavsiye etmişlerdir.

İyisi mi, Büyük Mutasavvıf Yunus Emre Hazretleri’nin konumuza uygun düşen bir şiirini sunarak, yorumumuzu noktalayalım:

KELECİ BİLEN KİŞİNİN YÜZÜNÜ AĞ EDE BİR SÖZ

SÖZÜ PİŞİRİP DİYENİN İŞİNİ SAĞ EDE BİR SÖZ

SÖZ OLA KESE SAVAŞI SÖZ OLA BİTİRE BAŞI

SÖZ OLA AĞILI AŞI BAL İLE YAĞ EDE BİR SÖZ

KELECİLERİN PİŞİRGİL YARAMAZINI ŞEŞİRGİL

SÖZÜN US İLE DÜŞÜRGİL DİMEGİL ÇAĞ EDE BİR SÖZ

GEL AHÎ EY ŞEHRİYÂRİ SÖZÜMÜZÜ DİNLE BÂRİ

HEZÂR GEVHER Ü DİNÂRI KARA TAPRAĞ EDE BİR SÖZ

KİŞİ BİLE SÖZ DEMİNİ DEMEYE SÖZÜN KEMİNİ

BU CİHÂN CEHENNEMİNİ SEKİZ UÇMAĞ EDE BİR SÖZ

YÜRÜ YÜRÜ YOLUN İLE GÂFİL OLMA BİLİN İLE

KEY SAKIN Kİ DİLİN İLE CÂNINA DAĞ EDE BİR SÖZ

YÛNUS İMDİ SÖZ YATINDAN SÖYLE SÖZÜ GAYETİNDEN

KEY SAKIN O ŞEH KATINDAN SENİ IRAĞ EDE BİR SÖZ

EN ÇOK YANLIŞ YAPAN “HER ŞEYİ BEN BİLİRİM” DİYENDİR!

Kimi insanlar vardır ki, kendilerini (ÜSTÜN AKIL) vehmederler. Her şeyin doğrusunu, iyisini kendilerinin bildiğini zannederler. Oysa, en çok yanlış yapanlar da bunlar olurlar. Dünyada yüzlerce meslek, bu mesleklerin yüzlerce dalları vardır. Bütün bunları bilmenin imkânı olabilir mi!

Mesleklerden sadece doktorluğu ele alalım. Doktorluğun kaç çeşit ihtisas türü ve o dalların kaç çeşit birimleri vardır. Emin olun bir doktor bile sadece adlarını saymaya kalkışırsa, sayamaz! Ne kaldı ki, uzmanlık alanı olmayan hastalara ilaç önerebilsin.

Bizim gibi basit insanların (her şeyi ben bilirim) demeleriyle, devlet yöneticilerinden aynı iddiada olanların bulunması arasında önemli farklılıklar vardır. Bizim, ukalalığımızın zararını sadece biz çekeriz. Azami, ailemizin fertleri veya çalıştığımız iş yerinin konumuyla sınırlıdır. Ancak, bir ülkeyi yönetici pozisyonunda olan biri (HER ŞEYİ BEN BİLİRİM) iddiasında olursa, bunun zararını yalnız kendisi ve çevresi değil, bütün ülkesinin halkı çeker. Hele de onun her şeyi bildiğine kani olan APTALLAR VARSA, vay o ülkenin haline!

Zamanın birinde, bir kral kendisine bir danışman almış. Yapacağı işi önceden danışmanına sorar ve öyle karar verirmiş. Ancak, bakmış ki kendisi ne derse, danışman olarak yanına aldığı kişi hiç itiraz etmeden tasdik etmektedir. Belli bir müddet sonra, danışmanın işine son vermiş. Danışman, sormuş:

-Kral hazretleri, işime son vermenizin sebebini söylemenizi istirham edebilir miyim?

Kral cevap vermiş:

-Ben, yanlış bir karar almaktan beni uyarasın diye seni danışmanım yaptım. Her söylediğimi onayladığına göre, sana danışmama ne gerek var!

Demek oluyor ki, suç yalnız kendilerinde ÜSTÜN AKIL VEHMEDENLERDE DEĞİL, ÇEVRESİNDEKİ DANIŞMALARIN DA YANLIŞ KARARLARIN ALINMASINDA BÜYÜK KATKILARI VAR!!!

ANEKDOT

Bir padişahın, çok yalaka bir adamı varmış. Padişah ne derse alkış tutar, destek olmak için uyduracak bir şeyler bulurmuş. Padişah bir gün Patlıcanın yararlı bir sebze olduğundan bahsedecek olmuş. Yalaka hemen nimetlerinden bahsederek sıralamaya başlamış. Patlıcan kebabına, karnıyarığına, güvecine, dolmasına, imam bayıldısına, doyum olmadığına vurgu yaparak, yana yakıla anlatmış.

Aradan bir müddet geçtikten sonra, Padişah bu defa da dalkavuğunu denemek için yine patlıcandan bahsederek:

-Bilmiyorum ki Hazret-i Allah patlıcan gibi yararsız bir sebzeyi neden yaratmış! diye söylenmiş.

Yalaka dalkavuk da başlamış patlıcanı yermeye, lüzumsuzluğundan bahsetmeğe!

Bunun üzerine padişah dayanamayarak dalkavuğuna:

-Geçenlerde, patlıcandan bahsederken, hiç de öyle demiyordun. Faziletlerini saya-saya bitirememiştin! diyecek olmuş.

Yalaka dalkavuk temenna ile eğilerek cevap vermiş:

-Doğrudur Padişahım. Takdir buyurursunuz ki, ben patlıcanın değil, SİZİN DALKAVUĞUNUZUM!

İşte, yalaka DANIŞMANLARIN durumunu anlatacak anekdot!!!

TAŞLAMA

ÖZÜR DİLEMEK ERDEM

BİLMEMİZ GEREK BUNU

KÜÇÜLTÜCÜ ZANNETME

HELE GENELSE KONU

ÖZÜR DİLEYEN KİŞİ

KÜÇÜK DÜŞMÜŞ SAYILMAZ

BÜYÜKLÜKTÜR BİLAKİS

EĞER DÜŞÜNSEN BİRAZ

ERDEMLİ OLAN KİŞİ

GEREKTİĞİ ZAMANDA

ÖZÜR DİLEMESİNİ

BİLİR AYNI ZAMANDA

SÜRÇÜLİSAN VE HATA

İNSANLARA MAHSUSTUR

HATADAN DÖNMEK İSE

FAZİLET, GERÇEK BUDUR

BİLMEDEN BEN KİMLERE

HADDİMİ AŞTIM İSE

ÖZÜR DİLEMEKTEYİM

BİR DEĞİL, BİNLER KERE

BİL Kİ ÖZÜR DİLEMEK

KİŞİLERİ YÜCELTİR

VE DE HATADAN DÖNMEK

EN BÜYÜK FAZİLETTİR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER