REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

ESARETİN BEDELİ!..

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ESARETİN BEDELİ!..
3-Yusuf Salih ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.ccom )
158 views
18 Haziran 2021 - 13:07
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Çağımız insanları kendilerini tanımlarken, genelde özgürlüğüne olan düşkünlüğünden söz ederler.. İstediği saatte, istediği yerde, istediği eylemi yapabilme gücü.. Gerçekten öyle midir? Çağdaş insan özgürlüğünün peşinde midir?. Gördüğümüz, şahit olduğumuz birçok şey, bu soruya “evet” dememizi zorlaştırıyor!.
“Özgürlüğü” dilimizden düşürmüyoruz ama, etrafımıza “parmaklık” döşemekten de geri kalmıyoruz.. Asya’daki avcıların bir maymun avlama teknikleri var.. Bir Hindistan cevizinin içini oyuyorlar ve sonra ağaca veya bir kazığa asıyorlar.. Hindistan cevizinin altına, maymunun elinin sadece açık haldeyken girebileceği bir delik açarak, içine de sevdikleri tatlı bir yiyecek koyuyorlar.. Tatlının kokusunu alıp, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokan maymun, yiyeceği kavrıyor ve haliyle elini yumruk yapmış oluyor.. Yiyeceği tutan, sıkıca yumruk yapılmış bu elin o cevizden dışarı çıkma imkânı yok ve adeta kelepçelenmiş gibi kalıverir.. Avcılar gelir ve maymunu zahmetsizce yakalar.. O maymunu tutsak eden şey sadece kendi hırsları ve açgözlülüğüdür!.
İnsanları tuzağa düşüren, özgürlüğünü elinden alan şey akıl süzgecinden geçirmediği ihtiraslarıdır.. Yaşamımızda bizi bu şekilde bağımlı hale getiren o kadar çok arzulara sahibiz ki.. Hiçbirinden vazgeçmek istemiyoruz.. Küçücük evlerde, ailece dip/dibe yaşamanın hazzını unutturmuşlar insanlara.. Destursuzca kapısını açtığımız, çekinmeden her şeyi isteyebileceğimiz komşularımız kalmadı.. Odaların içine kendini hapsetmiş, mecbur olmadıkça kimseyle görüşmeyen yabanilere dönüştük.. Sevgi, saygı lügatinden konuştuğumuz sözcükler iyice azaldı ve her diyalogda emir kipindeyiz.
Bir yere giderken yeni yetmeler yük olmazdı kimseye.. Herkes, herkesin çocuğuna terbiye vermekle yükümlü hissederdi kendini.. Çocuk dedesine, büyük annesine gitmiyor.. Anneler evlere büyükleri izinle kabul ediyor.. İnternetin çocukları soktuğu depresyondan ebeveynlerin haberi bile yok.. Sussun diye ellerine verilen cep telefonları birer silah gibi.. Gelecek on yılda kanserli hasta sayısının üçe katlanacağını tahmin etmek bilim adamları için çok da zor olmuyor.. Samimiyetle çokça dua etmek, birbirimizle bol/bol konuşmak, farklı kuşakları birbiriyle sürekli buluşturmak, tartıştırmak, eleştirecek konu aramanın değil, çözülecek konu bulmanın peşinde olmak bu hastalığa yazılacak en önemli ilaçlardır.
Bulunduğumuz her ortamı neşelendirmek, deney tüpü kılıklı apartmanlarda bakteri gibi yaşamayı terk etmek zorundayız..
Hadi kalkın yerinizden, birine çaya, kahveye gidin, sıkıntılı bir tanıdığınıza telefon edin de içini döksün size, günde beş vakit gülün, üç vakit kahkaha atın.. Kurtarın kendinizi, kendi esaretinizden!.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.