Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Evrim Rizvanoğlu’ndan MEB’e Çağrı

“Okullara su çeşmeleri konsun, çocuklarımız ücretsiz suya erişebilsin”

“Okullara su çeşmeleri konsun,

DEVA Partili Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısıyla okullarda öğrencilere ücretsiz su temin edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Su tüketiminin çocukların gelişiminde hayati önem taşıdığını ve dünyada sosyal devlet olarak görülmeyen ülkelerde dahi okullarda suyun ücretsiz olduğunu ifade eden Rızvanoğlu, “Ülkemize ve 100. yılımıza da bu durumu hiç yakıştırmıyoruz” dedi.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısı ile sık sık okullarda öğrencilere ücretsiz su temin edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı çağrıyı yineledi.

Günümüzde suyun, yaşamsal bir ihtiyaç olmanın ötesinde temel bir insan hakkı da olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu, “Özellikle su tüketiminin çocuk gelişiminde, çocukların öğrenme ve konsantrasyon yeteneklerinin gelişmesinde de yeri çok büyük. Su tüketiminin eksikliği ise oldukça riskli. Çocuklar gerektiği kadar su içmediğinde; fiziksel ve zihinsel performanslarında ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor.” dedi.

Günde ortalama 7-8 saat okulda bulunan öğrencilerimizin, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) günlük su ihtiyacına ilişkin verilerine göre, ortalama 2 litre su içmesi gerektiğini belirten Rızvanoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın da son yayınladığı Türkiye Beslenme Rehberi’nde  EFSA’nın referans değerlerini kullandığını hatırlattı.

Evrim Rızvanoğlu, öğrencilerin okul tuvaletlerindeki musluklardan su içmelerinin de sağlıkları açısından problem teşkil ettiğini belirterek, “Tam da bu nedenden biz çocuklarımıza okullarda içilebilir suyun ücretsiz verilmesini talep ediyoruz. Okullara musluk suyunun gerekli arıtma ve filtreme sistemlerden geçtikten sonra, yerleştirilecek su çeşmeleri aracılığı ile, çocuklarımızın suya ücretsiz ulaşmasını istiyoruz.” İfadelerini kullandı. Rızvanoğlu konuşmasına şöyle devam etti.

‘Milli Eğitim Bakanlığı bu durumun ciddiyetinin bir zamanlar farkındaydı’

“Aslında Milli Eğitim Bakanlığı bu durumun ciddiyetinin bir zamanlar farkındaydı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2008 yılında çıkarılan bir yönetmelikle okul öncesi eğitim hayatında içilebilir ve kullanılabilir suyun bulundurulması zorunlu tutulmuştu. Ancak, çocuklarda düzenli su içmenin önemi ortadayken, yürürlükteki son yönetmelikte geriye gidilerek sadece su depolarının temizliğine yer verildi.

Yani; söz konusu yönetmelikle okul öncesinde içme suyu bulundurma zorunluğu da kaldırıldı. Böylelikle, Bakanlık velilerin bütçesine bir kalem ürün daha ekledi ve çocuklarımız pet şişede su satın alma ile karşı karşıya kaldı.”

‘Çocukların içme suyuna ücretsiz erişebilmesi bir şart’

“Çocukların evlerinden sulukları ile getirdikleri su günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Okula giden çocuklarının önünde parayla su satın almaktan başka hiçbir çare yok! Bunu yapamadıklarında ise adeta susuzluğa mahkum bırakılmış oluyorlar. Yani çocukların içme suyuna ücretsiz erişebilmesi bir şart haline geliyor.”

“Sosyal devlet olarak görülmeyen ülkelerde dahi

okullarda suya erişim ücretsiz, erişilebilir ve her yerde su çeşmeleri var”

“Yurt dışında pek çok ülkede bunun örneklerini görüyoruz. Okullarda içme suyu çeşmeleri var. Çocuklar doyasıya istedikleri kadar su tüketebiliyorlar, günlük su ihtiyaçlarını buradan karşılayabiliyorlar. Hem de ücretsiz..

Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında ve artan enflasyon ortamında aileler zaten zor durumda. Aileler için beslenme çantasını doldurmak ayrı dert, suya para ayırmak ayrı dert!

Çocuk yoksulluğuna baktığımızda ise örneğin; TÜİK’in 2022 verilerine göre 0-17 yaş grubunda olan çocukların %43’ü yoksulluk ve sosyal dışlanmanın acımasız yükünü sırtında taşıyor. Aynı yıl baz alındığında ülkemizde 23 milyon çocuğun olduğu hesaplanıyor. Yani, TÜİK verilerine göre, günümüzde yaklaşık 10 milyon çocuk yoğun bir yoksulluk ve toplumsal dışlanma sıkıntısı içinde büyüyor.

Yine Türkiye’deki çocukların üçte birinden fazlası, kira, konut kredisi ve fatura borçlarını ödeyemeyen ve beklenmedik harcamalarını karşılayamayan hanelerde yaşıyor. Bütün bu veriler göz önünde bulundurulduğunda bir şişe suyun bu ailelere olan külfetini düşünebiliyor musunuz?

Şimdi diyelim ki öğrenci suluğunu evden doldurup getirdi, peki bu suyu tükettiğinde ne yapacak! Öğrencinin önünde tek bir seçenek var: suyu para ile satın almak. Hem de genelde pet şişede. Bir şişe su okullarda 5 ile 7 liraya satılıyor. Yani bu ne demek biliyor musunuz? Bir çocuk okulda tüketmesi gereken suyu değil, sadece bir şişe suyu satın alsa bile aylık 100 TL masraf demek. 2 çocuklu bir aile için ise aylık 200 TL masraf demek. Yani tam olarak asgari ücretin bir bölü elli yedisi. Bu da asgari ücretli bir ailenin çocukları için suyu maalesef lüks haline getiriyor. Söz konusu nedenle de pek çok öğrenci ihtiyacı olan su miktarını alamıyor.  Oysa, çocukların zihinsel ve bedensel gelişimi için suyu düzenli olarak tüketmeleri gerekiyor. Bu durumun çocukların eğitimine ve gelişimine olan etkisi endişe verici.

Dünyada sosyal devlet olarak görülmeyen ülkelerde dahi okullarda suya erişim ücretsiz, erişilebilir ve her yerde su çeşmeleri var iken, Anayasal olarak sosyal devlet olan Türkiye’deki okullarda içilebilir suya ücretsiz erişim maalesef yok.”

‘Milli Eğitim Bakanı’na sormak istiyorum, neden 2008 yılından

daha da geriye giderek çocuklara içilebilir su sağlamaktan geri durdunuz?’

“Milli Eğitim Bakanına soru önergesi olarak da sorduk bunları. Ancak gelen cevapta bu soruların hiçbirinin cevabı yok. O yüzden biz sağlıklı bir nesil için, çocuklarımız adına bu soruları sormaya devam edeceğiz.

Şimdi buradan Milli Eğitim Bakanı’na tekrar sormak istiyorum, neden 100 yıllık sosyal bir devlet olan ülkemizde çocuklarımıza okullarda ücretsiz içilebilir su sağlayamıyoruz?

Neden 2008 yılından daha da geriye giderek çocuklara içilebilir su sağlamaktan geri durdunuz?”

‘Su çeşmelerinin okullarda bulunmaması, plastik atık sorununu da derinleştiriyor’

“Bu konu, sadece çocukların sağlığı ve eğitimiyle ilgili bir mesele de değil. Aynı zamanda bir çevre sorunu. Su çeşmelerinin okullarda bulunmaması, plastik atık sorununu da derinleştiriyor.

Bunu okullarda yaptığımız araştırmayla da tespit ettik. 1250 kişilik okulda aylık 12 bin şişe su satılıyor. Bu da günde 600 pet şişe suyun satılması demek. Bu durum ayrıca neredeyse her 2 öğrenciden birinin suyu parayla aldığını gösteriyor. Yaptığımız araştırmada aynı öğrenci kapasitesine sahip diğer okullarda da durum benzer.

Bu rakamlar ortaya koyuyor ki okullarda içilebilir su çeşmeleri konusunda adım atıldığında, her ay yüzlerce plastik su şişesinin kullanımı da önlenebilecek. Sadece çocuklarımızın refahı için değil, aynı zamanda çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik hedeflerimize de katkı sağlayacak bir adım olacak.

Ayrıca bu uygulama çocuklarımıza çevre sorunlarının farkında olma ve sürdürülebilirlik ilkesine saygı gösterme konusunda önemli bir bakış açısı kazandıracak. Su çeşmeleri plastik atık miktarını azaltarak, gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakma amacımızın bir parçası olacak.

Çocuklarımızın susuz kalmaması ve ailelerin ekonomik olarak daha fazla zorlanmaması için hükümeti acil adımlar atmaya davet ediyoruz. Her çocuğun içilebilir suya erişim hakkına sahip olması gerektiğine inanıyoruz. Su çeşmelerinin okullarda bulunması, çocuklarımızın daha ‘sağlıklı ve eşit’ bir eğitim almasına da katkı sağlayacak.”

‘Ülkemizin yeni yüzyılına, bu gerçekle girmesini kabul etmiyoruz!’

“Anlattığımız hikâye bir Cumhuriyet hikayesi özünde. Gazi Mustafa Kemal Atatürk çocukların haklarını korumak için 1928’de yani 95 yıl önce ‘Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi’ni imzaladı. Beyanname, ‘Acıkan çocuk beslenmeli, hasta çocuk tedavi edilmeli’ diyor.  Bu hikâye, Türkiye’nin Cumhuriyet değerlerine ve çocuk haklarına olan bağlılığını yansıtıyor. Çocukların sağlığı, eğitimi ve refahı için yapılan çabaların ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Umuyoruz ki; Atatürk’ün bu öngörüsü yöneticilere yol göstererek içilebilir ücretsiz suya erişimi çocuklar için mümkün kılacaktır.

Biz, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlarken, ülkemizin yeni yüzyılına, bu gerçekle girmesini kabul etmiyoruz! Biz, DEVA Partisi olarak çocuklarımızın susuz kalmasını, zaten lüks olan bir bardak içme suyuna dahi erişememesini, okullarda su yetmediği için bir şişe suyu birden fazla çocuğun paylaşmasını kabul etmiyoruz. Ülkemize ve 100. yılımıza da bu durumu hiç yakıştırmıyoruz.

Bizler DEVA Partisi olarak, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın ihtiyaçlarını göz ardı etmedik ve etmeyeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı’na bir kez daha buradan çağrı yapıyoruz. Okullara su çeşmeleri konsun, çocuklarımız ücretsiz suya erişebilsin.”