Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yusuf Salih ARITÜRK
Yusuf Salih ARITÜRK

GEÇMİŞ TARİHTEN ESİNTİLER

Hepimiz kâğıdın bir Çin icadı olduğunu bilmeliyiz.. Matbaayı da Çinliler 900’lü yıllarda icat etmişlerdi.. Uygarlığın bu buluşları, batıdan doğuya değil, doğudan batıya gitmiştir.

Gutenberg matbaayı ilk defa 1455’li yıllarda bastırdığı bir incille Avrupa’yla tanıştırmıştır.. Oysa Çinliler bu aleti ondan 550 yıl önce kullanmaya başlamışlardı.

Bazı Müslüman din adamları ve onların etkilediği Osmanlı Sarayının başındaki padişah, uzun süre matbaaya karşı çıkmış ve Kuran’ı Kerim’i matbaada basmanın günah olacağını söylemişlerdir.

İstanbul’daki matbaalarda İncil ve Tevrat basılırken Kuran’ı Kerim basılamıyordu.

Hintliler de benzeri gerekçelerle kendi kutsal kitaplarının matbaada basılmasına karşı çıkmışlardı.. Yine Çin kaynaklı bir buluş da baruttur.

Batılılar daha sonra savaşların sonucunu değiştirecek olan ve sanayide atılımlar yaptıran barutu imal etmeyi Çin’den öğrenmişlerdir.

Su gücüyle çalışan ilk tekstil makinesini de Çinliler, İngilizlerden 500 yıl önce icat etmişlerdir.. Avrupalı gemicilerin kullandığı gemilerin çok daha büyükleri, çok daha önceden Çinlilerce yapılıyor ve kullanılıyordu.

Demir cevherini kömür ateşiyle eritip, dökme demir elde etmeyi de Çinliler batılılardan önce keşfetmişlerdir.

  1. yüzyılda Çinliler yılda 125.000 ton dökme demir üretiyorlardı.. İngiltere bu düzeyde bir üretime Çin’den 700 yıl sonra ulaşabilmiştir..

Zaten bundan önce Türkler, demiri eritebiliyorlar ve işleyebiliyorlardı.

Ayrıca Türkistan bölgesinde yaşayan Türklerin, Uygurlar döneminde ve daha önceki dönemlerde, tarihin en önemli sanat, mimari ve altyapılarını yayıp kullandıklarını biliyoruz.

Hintlilerin, tarihin en eski üniversitelerine sahip olduklarını ve tarımda, dokumada bundan 600 yıl önce en önde olduklarını biliyoruz.

O halde; bu durumdan nasıl uzaklaşıldı ona bakmak lazım..

Asya dinleri; “kaygı, tasa yok, dünya mülkü biriktirmeyin, dağıtın/paylaşın ” kültürü üzerine kurulmuştu.

Geleneksel Türk kültürü, Türkistan kültürü; “savaşırken bile, milli onurunuz, toplumsal haklarınız için savaşın, savaşta bile mertliğinizden, adaletten, adamlığınızdan ödün vermeyin, mal biriktirmek yerine milli onur biriktirin” kültürü üzerine oluşturulmuştu.

İşte bu değerlerdeki iyi niyet, Avrupalı beyaz adamın saldırılarına, soygunlarına, işgallerine fırsat verdi ve zemin hazırladı.

Kandırma ve aldatma esasına dayalı, dış ilişkilerle Asya’ya ulaşan gemi korsanları, arkalarındaki kilise ve krallık desteğiyle, Asya’nın gelişmesini durdurarak, üretimini ve ticaretini ele geçirdiler.. Bu sistemli soygunlara uygun yeni bir din anlayışı ürettiler. Hindistan’ı dinle ve dille uyuşturdular.

Çin’i uyuşturucu ve silahla etkisiz hale getirdiler.. Asya’yı fakirleştirdiler ve gerilettiler.

Asya kültürü, Beyaz Adam’ın din ve ticaret yoluyla bu kadar kalleşçe, vahşice ve haince ilişkiler üzerine siyaset yapabileceğini asırlarca tahmin edemedi.. Oysa Asya kıtasında öyle bir tabiat koşulları var ki, bir tek canlının bile aç kalması asla mümkün değildi.. Ama beyaz adam girince, zenginlikleri ele geçirdi ve batıya taşıdı.. Açlığı, kıtlığı, savaşları tamamen Asya’da bıraktı.

Türkler de Arap kültürüne girdikçe, çalışmadan ve üretmeden uzaklaştı..

Son asırlarda batı hakimiyetine girince de iyice battı ve dip yaptı.. Kendine ait ne varsa kaybetti.

Bunları iyi anlamadan, bugünkü Amerikan, İngiliz ve İsrail siyasetinin ve onun kölesi olan Arap yönetimlerinin Türkiye’ye verdiği zararı anlamak asla mümkün olamaz.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER