Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ayhan MERGEN
Ayhan MERGEN

GELİN CİGORU HATIRLAYALIM (2)

Bir önceki yazımda yöresel bayramlarımızdan biri olan cigor’u anlatmaya başlamıştım. Bu yazımızda da devam ediyoruz.

Geçmiş yıllarda her toplumsal olayımızda olduğu gibi cigor’un olmazsa olmazı sosyal dayanışma tarafıydı. Pişirilen bumbar hoşaf ve tatlıdan oluşan bir tepsi hazırlanır ve evin çocukları ile mahallenin yoksul ailelerinden birine gönderilirdi. Ölülerin yemekteki payları olarak kabul edilen bu yemek gönderme işlemi aile sofraya oturmadan önce mutlaka gerçekleştirilirdi.

Yine cigor’da gerçekleştirilen bir sosyal dayanışma örneği daha vardı. İster nişanlı genç kıza, damat tarafından veya isterse yeni geline de ailesi tarafından gönderilen tatlı ve meyvelerin tümü aile tarafından yenilmez. Bunlarda birer ikişer tane olacak şekilde komşu ve yakın akrabalara dağıtılırdı. Yarım elma gönül alma misali bu hediyeler paylaşılırdı.

Bu arada çocuklar sabırsızlıkla bumbarların pişmesini bekler, hatta arada bir bumbarı alıp yerlerdi. Öte yandan sukeleri ile ilgili son hazırlıkları yaparlardı. Bir ucu tutulacak şekilde düzenlenen suke denilen bu meşalenin öbür ucunu dörde ayırarak içlerine çam ağacından ince çıtalar yerleştirilerek daha çok tutuşması sağlanırdı. Bütün bunlar yapılırken de bir an önce akşam olmasını beklerlerdi.

Akşam ezanına yakın bütün damlar şenlenirdi. Her damda çocuklar ellerinde meşaleleriyle ezan okunmasını beklerlerdi. Ezanın okunmaya başlaması ile birlikte meşaleler tutuşturulur. Zaten kurutulmuş olan ve uçlarına da çam ağaçlarından çıralar yerleştirilen meşaleler kolayca tutuşturulurdu ve ardından bu meşaleler döndürülmeye başlanırdı.

O anda tam bir seyirlik manzara oluşuyordu. Beyaz kent Siirt’in damlarında binlerce hatta on binlerce meşale aynı anda döndürülerek tam bir ateş şovu yapılırdı. Bu manzara özellikle Kurtalan tarafından kente girenler tarafından daha güzel ve net olarak seyredilebiliyordu. Siirt’in tümü o zamanlar bir tepenin eteklerinde olduğu için damlarda aşağıdan yukarıya doğru belirli bir yükselti ile devam ettiğinden bütün damlar ve bu damlarda yakılan meşaleler görünüyor ve çok güzel bir görüntü oluşturuyordu.

Meşale şovu yaklaşık olarak yarım saat civarında sürerdi. Hatta meşalelerle yetinmeyenler oluyor ve odun sobasından aldıkları külü, damların ihata duvarlarına serptikten sonra üzerine gazyağı döküp tutuşturuyorlardı.

Artık bu güzellikleri yaşamak neredeyse imkansız ama, ne dersiniz hatırlaması bile güzel değil mi?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER