Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yusuf Salih ARITÜRK
Yusuf Salih ARITÜRK

GÖÇMENLER KONUSU!..

 Suriyeli göçmenleri Türk toplumuna kabul ettirme çabası devam ederken, kimileri bunu muhacir/ensar diyerek dini kavramlarla, kimileri de hümanizm diyerek evrensellikle açıklamaya çalışıyorlardı.

Tamamının ortak noktası ise kanaatimce hiç kuşkusuz toplumumuzun hem demografik yapısını hem de sosyal yapısını toptan değiştirmektir ve bunun için birçok adım atılmıştır.. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar Türk milletine bunu bir türlü kabul ettiremiyorlar.. Bütün parti tabanlarını bir araya getiren tek konu da bu oldu.

Evet, işler istendiği gibi gitmediği için yeni argümanları da ortaya çıkarmaya başladılar ve hatta filmlerle bu işi yapabileceklerini düşündüler.. Bu hafta Suriyeli göçmenleri anlatan iki film piyasaya sürüldü.. “MUBİ Türkiye” (Londra merkezli dijital yayın platformun)’da yayınlanan “Müjde” filminde sadece göçmenleri kabul ettirme planını değil, daha derin planlar olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Müjde (Lale Mansur) hanımefendi evini taşıttığı Suriyeli bir gence aşık oluyor ve birlikte yaşamaya başlıyorlar.. Nasıl iletişim kuracaklarını merak ediyordum ki, İngilizce konuşarak anlaşıyorlar.. Sanki Suriye’den gelenler dil bilen, üniversite mezunuymuş gibi bir hava yaratılmış.

Suriyeli genç (Sayyid) ise Müjde’ye yemekler yapan, ona çok iyi davranan bir erkek olarak seçilmiş.. Filmde Türk erkekleri ise tamamen ilgisiz olarak anlatılmış.. Mesela Müjde’nin oğlu annesiyle sadece telefonla konuşan ve taşınmasına bile yardım etmeyen bir Türk gencini canlandırmış.

Taşınma sahnelerinde Suriyeliler sürekli çalışıyor ama Türkler tembel bir millet olarak tanıtılıyor.. Yemek beğenmeyen, işten kaçan dalavereci Türklere karşı, çalışkan ve asil Suriyeliler.

Sayyid, “Vatanımı isteyerek terk etmedim” diyor.. Ama hikâyede görüyoruz ki sadece vatanını değil, oğlunu bile orda bırakıp gelmiş.

Müjde’nin kendisini eleştiren arkadaşlarına verdiği cevaplar ise tamamen Türk düşmanlığı üzerine kurulu olup;  “Suriyelilerden önce kendinize bakın” diyerek işin içinden çıkmaya çalışmaktadır.. 5 milyon Suriyeli içinde istisnai kötü durumlar yaşanabilir, ama ahlaksız Türkler bunu hep yapıyorlar genel tezi ortaya çıkmış.. Suriyelilerin çocuk tacizlerini savunmak için ise, gece evden kaçan komşu kızı (gece evden çıkması suçmuş gibi) bahane olarak gösterilmektedir.

Son sahne, filmin temel amacını tamamen ortaya döküyor.. Bu kez karşımıza linççi Türkler çıkıyor.. Türkler, Masum Sayyid’i ellerinde Türk bayraklarıyla linç etmeye çalışan bir güruh olarak, atılan sloganlar ise insanlık dışı olarak gösteriliyor.

Müjde, bir sahnede Sayyid’e “ Sen başıma gelen en güzel şeysin” diyor.. Lale Mansur ve onun gibi düşünenlerin başına gelebilecek en güzel şey gerçekten de Suriyeli göçmenler olsa gerek.. İstedikleri Türkiye’de zaten bu.. Türkün olmadığı, laikliğin olmadığı bir ülke.

Film boyunca filmde Suriyeli bir kadınla karşılaşmıyoruz.. Sürekli çocuklar ve erkekler gösteriliyor.. Suriyeliler Türkiye’ye yayılarak ve izledikleri nüfuz politikasıyla, demografik yapıyı değiştirmeye başladılar.. Bu filmde ise bunun bile yetmediği, resmen Türk/Suriyeli evliliklerin olması gerektiği mesajı veriliyor.. Toplumsal yapıyı biraz da böyle değiştirelim diyorlar.. Doğu ve Güneydoğu’da bunu örnekleri var.. Suriyeli kadınlar kuma olarak ikinci, üçüncü eş oluyor.. Burada ise tersten bir durum var; erkek Suriyeli, kadın Türk.. Hem de büyükşehirde yaşayan okumuş, kültürlü bir Türk kadını.

Bu filmde Lale Mansur’un seçilmesi ise oldukça anlamlı.. 2010 yılında yetmez ama evet diyerek Atatürkçüleri tutucu olarak tanımlayan bir isim.. Filmde Türk Bayrağının ortaya çıktığı sahneyi izlerken, Lale Mansur’un bayrak açıklaması aklıma geldi; “ İç çamaşırı gibi balkonlara, camlara neden bayrak asılır.”

45 dakikalık bir filme, bu kadar Türk düşmanlığını nasıl sığdırabildiler diyerek şaşkınlıkla izledim.. Filmi izleyenler de benim gibi eleştirmek için izlemişler.. Bu filme ilginin olağanüstü az olması ise bu tezleri topluma kabul ettiremeyeceklerinin bir göstergesidir.

Bütün olumlu özellikler Suriyelilerde toplanırken, Türklerle ilgili bir tane bile olsun olumlu yönden bahsedilmiyor ve bulunduğumuz ortamlarda birçok hemşerimiz filmle ilgili yorumlarında; Sokakta, basında gördüğümüz Suriyeliler kimler o zaman? Suriyelilerin yaptığı taciz, tecavüz, hırsızlık haberlerini her gün basında okuyoruz, hatta kendi aralarında sokak ortasında çatışmaya bile giriyorlar demektedirler.

Suriye veya başka bir milletten olsun hiç fark etmeksizin, ülkemize sığınmacı statüsünde gelen tüm misafirlerimizin en kısa sürede ülke yönetimleriyle anlaşarak uğurlanmaları, Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hayrına olacaktır ki, bir önceki ay kesinlikle göndermeyeceğiz diyen ülkenin cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bile, bir sonraki ay; “Suriyeli kardeşlerimizin (onurlu geri dönüşleri) için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diyerek bu konuda 180 derece dönüş yaparken, ortağı Devlet Bahçeli de düzensiz göç adı konmamış bir istiladır , misafirin ve misafirliğin süresi sınırlıdır diyerek, milletin sesine kulak vermiş gibi göründüler.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER