REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

İNANDIRICI OLMAK İÇİN SAKAL BIRAKMAK!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
İNANDIRICI OLMAK İÇİN SAKAL BIRAKMAK!
1-Ahmet ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.com )
8 views
06 Aralık 2017 - 14:17
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Karar verdim, sakal bırakacağım. Zaten, sakal tıraşı olmaktan hep üşenmişimdir. Hem sakal bırakırsam belki inandırıcı olurum. Yıllardan beri makaleler, fıkralar, anekdotlar, şiirler, taşlamalar yazarım ama bir türlü inandırıcı olamadım, yazdıklarımı kimselere kabul ettiremedim. Bunun böyle olduğu nereden belli oluyor derseniz, bunca yazdıklarımızın ilgililerin ve yetkililerin bir kulaklarından girip, bir kulaklarından çıkmasından!

55-60 yıldan beri yazdıklarımız, önerdiklerimiz, eleştirdiklerimiz, üzerinde durduklarımız gerçekleşseydi, Siirt’in cennet gibi olması gerekirdi. Bir öz eleştiri yaparsak, Siirt, yine aynı Siirt olduğuna ve hep geri bırakıldığına göre, Gazeteci olarak görevimizi yerine getirememişiz demektir.

Bir durum değerlendirmesi yaparken (Sakalım yok ki inansınlar) özdeyişi zihnimde çağrışım yaptı. Kendi kendime  (Demek ki, sakalım olmadığı için bugüne kadar yazdıklarıma inanan da olmamıştır) dedim.  Yazdıklarıma inanılsın, güvenilsin diye sakal bırakmağa karar verdim.

Bırakmasına bırakacağım da, Hazret-i Süleyman (cümle peygamberlere salat ve selâm olsun) ile Leylek arasında geçen diyalog da zihnimde çağrışım yapmıyor değil.  Mutlaka duymuşsunuzdur. Ben yine de anımsatayım. Anekdot şu:

Kurtların, kuşların, bütün hayvanların dilini bilen Hazret-i Süleyman bir gün yine davaları çözümlemek için divan kurmuş, şikâyetleri dinlerken huzuruna bir leylek gelerek, divanda oturan birini işaret etmiş ve:

-Ben, çayırda otlarken, bu sakallı adam geldi. Elinde bastonu vardı. Bastonunu salladı, salladı, sonra birden bire bana fırlattı ayağımı kırdı. Ondan şikâyetçiyim! demiş.

Hazret-i Süleyman’da (kısasa kısas) hükmünden hareketle, sofunun da ayağının kırılmasına karar vermiş. Bunun üzerine Leylek, karara itiraz ederek şöyle konuşmuş:

-Ey YÜCE ALLAH’IN Peygamberi, ben kısas istemiyorum. Ceza olarak, bu softanın sakalının kesilmesine ve bir daha sakal bırakmasana hükmetmeni talep ediyorum. Zira ben bu softanın sakalına kandım. Yoksa bastonu salladığı zaman havalanıp kaçabilirdim. Beni sakalıyla kandırdı, başkasını da bu sakalıyla kandırmasın…

Anekdot bu. Şimdi ben de tereddüde düştüm. İnandırıcı olmak için sakal bıraksam, sonra ben de leyleğin şikâyetçi olduğu softa gibi insanları kandırmış olmaz mıyım…

“IP SERE ŞEYĞ-IL MAALOK!”

Köylü, Siirtli Bakkaldan alışveriş yapmağa gitmiş. Pazarlık yaptıkları zaman Siirtli Bakkal:

-Ip sere şeyğ-ıl maalok daha az olmaz! diyerek pazarlık yapmayı kesiyormuş. Köylü de ŞEYH denilince büyük yemin zannedip, pazarlığı uzatmıyormuş.

Alacağını alıp, köyüne gidince, bir arkadaşıyla karşılaşan köylü, aldığı emtiaların fiyatlarını yüksek bulan arkadaşına:

-Bakkal hep yemin ederek daha aşağı olmayacağını söylüyordu deyince arkadaşı:

-Nasıl yemin ediyordu? diye sorunca cevap vermiş:

-Amma, büyük yemin ediyordu! “IP SERE ŞEYĞ-IL MAALOK” diyordu demiş.

Bunu duyan ve ŞEYĞ-IL MAALAK’UN Siirtlilerin, kaşıklarını koydukları örme sepetin adı olduğunu bilen arkadaşı kahkahalarla gülmeğe başlamış…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.