Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

İSLAM DİNİ DEĞİL, EMEVİ DİNİ!!!

Son yıllarda yaşanan olaylara bakıyoruz da,  (TÜRKİYE, AFGANLAŞIR MI!) istifhamı zihinlere takılmaktadır. Bu arada, 2023’te YÜZYILLIK HESAPLAŞMAYA vurgu yapılması da oldukça dikkatleri çekicidir. Taliban’ın, Afganistan’ı ele geçirmesinden ve sözde şeri yasaları uygulamaya başlamasından sonra, Türkiye’de de garip bir şeyler olmakta. zihinlere takılan istifham şu:

-TÜRKİYE, AFGANLAŞIR MI!!!

Taliban konusunda müspet kanaatlerini ifade eden sözde bilim adamları ile Devlet adamlarını görünce, bizim de içimize TÜRKİYE’NİN, AFGANLAŞMASI KORKUSU düşmüyor değil!

Allah korusun, Türkiye’de, Taliban rejimi gibi bir rejim kurulacak olursa, bu ülkede yaşayan bayanların yüzde doksanının kafalarının kesilmesi hükmünün verilebileceğini belirtmekte yarar vardır. Bu bakımdan, tehlikenin büyüklüğü konusunda öncelikle kadınların dikkatlerini çekelim, istedik.

Taliban rejiminde öncelikli olarak kadınlara yaşam hakkının çok sınırlı olduğu gerçeği Afganistan’da tatbik edilen sözde şeri hükümlerin uygulanmasıyla ortaya çıkmış bulunmaktadır. İnanır mısınız, Türkiye’de Taliban zihniyeti hâkim olursa, TBMM çatısı altında görev yapan TÜRBANLI MİLLETVEKİLLERİ dahil bütün kadın milletvekillerinin ipleri çekilecektir. Taliban’ın anlayışına göre (SAÇI UZUN, AKLI KISA) olarak tanımladıkları kadınların, Millet meclisi kürsüsünden konuşmaları asla caiz değildir. Bu açıdan, öncelikle bu ülke nüfusunun yüzde 50’sini oluşturan kadınların-kızların dikkatlerini çekmekte yarar görüyoruz. Kendinize geliniz ve ATATÜRK’ÜN kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin size sağladığı hakları kendi ellerinizle ve oylarınızla heba etmeyiniz, kendi kendinize yazık etmeyiniz, diyoruz…

Şunu da belirtmekte yarar var. İslam Dini ve Şeriat aynı kapıya mı çıkar, bunun iyi irdelenmesi lâzımdır. İslam dininin temel emirleri Kur’an-ı Kerim’de yazılıdır. Kur’an-ı Kerim’in dışında, kaynak olarak gösterilen hadisler vardır. Hadis, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) tarafından ifade edilen sözler veya tatbik ettiği icraatlardır. Ancak, kasıtlı olarak ve İslam Dinini çürütmek için uydurulmuş hadisler olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Örnek olması açısından belirtelim. Sırf Müslümanlar arasına fitne ve fesat sokmak için sözde İslam dinine giren Yahudi Hahamlar, Hıristiyan rahipler olmuş ve bunlar birbirlerine çelişkili sözde hadisler rivayet etmişlerdir. Sözde ihtida etmiş bir Yahudi Haham, öleceği zaman, sırdaşlarına (İslam dinini bozmak için 30 binin üzerinde hadis uydurdum) dediği belirtilmektedir.

Şeri hükümleri, Kur’an-ı Kerim ve Hâdis-i şeriflerin ışığında din adamları belirlemişlerdir. Yani, kendilerine göre yorumlarda bulunmuşlardır. Yorumların, hatalardan münezzeh olacağı düşünülemez. Nitekim birçok konularda güvenilir İslam âlimleri bile biri birilerine çelişkili yorumlarda bulundukları olmuştur.

İşin gerçeği şu ki, Peygamber Efendimizin devr-i saadetlerinden sonra ŞERİ HÜKÜMLERİN gerçek anlamda uygulandıkları şüphelidir. Çünkü sahabeler arasında bile içtihat konusunda farklılıklar olduğu bilinen gerçeklerdir. Hele, YEZİT MEL’UNUNUN halife olmasından sonra İslamiyet gitmiş, yerine EMEVİ DİNİ ikame edilmiştir.

Bir de şöyle düşünelim, 21. yüzyılda sahabilerin bile ihtilaf ettikleri konularda hüküm verebilecek ehliyete ve kabiliyete sahip din bilginleri olabilir mi. Din bilgini geçinenler, Kur’an-ı Kerim’i ve hadis-i şerifleri kendilerine göre yorumlamakta, bu bakımdan tezatlarla dolu bakış açıları ortaya çıkmaktadır.

İslam dininde var olan mezhepler, din adamları arasındaki ihtilafların göstergesi değil mi! Ehl-i Sünnet ve cemaat olarak takdim edilenlerin yanında ehl-i şianın görüşlerini koyalım, aradaki çelişkilerin boyutlarına bakalım. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:

“Ümmetim 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir” buyurmaktadırlar. Peki, bu 73 fırkanın hangisi doğru. Her fırka, kendi görüşünün esas olduğunu söylemektedir.

Din âlimi geçinenler, zaman-zaman birbirine tezat öyle fetvalar vermişler ki, işin yanlışlığı bunlardan belli olmaktadır. Öyle düşünün ki, Hazret-i Hüseyin’i ve beraberindeki ehl-i beyt’in ehl-ü iyalini şehit ettiren YEZİT bile, bunu şer’i hükümler çerçevesinde yaptığını ifade etmiştir. Fatih Sultan Muhammed Han’la başlayan (Devletin selameti için kardeşkanı akıtmak mubahtır) hükmü de, o dönem sözde din adamlarının sözde, şeriat hükümlerine dayandırarak verdikleri kararlara dayandırılmaktadır. Yani, henüz beşikte olan bebeklerin bile öldürülmelerini şeri hüküm olarak mı kabul edelim…

Evet, İslam dinini ŞERİ HÜKÜMLER olarak yorumlamak yanlıştır. Şeri hükümler içindeki yanlışları İslam dinine maletmeyelim…

Sözün özü, TALİBAN REJİMİ, İSLAMİ DEĞİLDİR. Gerçekte, ABD’nin ve Avrupa’nın İslam dinini hedef alan bir uygulamasıdır. TALİBAN gibi rejimler kurdurarak, İslam dinini değersizleştirmek istemelerinden kaynaklıdır. İşin gerçeği budur! Bugün için Müslümanların yaşadıkları da gerçek İSLAM DİNİ DEĞİL, EMEVİ DİNİDİR!!!

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ!

İdam cezasının geri getirilmesi için bazı çatlak sesler yükselmeğe başlamış bulunmaktadır. Öncelikle belirtelim ki, ömür boyu hapis, idam cezasından çok daha ağır sonuçları olan bir cezadır. İdam edilen kişi, bir anda ölüp kurtuluyor. Müebbet hapse mahkûm olan ise hayatta olduğu sürece her gün eza ve cefa görüyor.

Hem, yaşanan olaylar göstermiştir ki, ender de olsa idam cezasına çarptırılan bazı kişilerin suçsuz oldukları bilahare kanıtlanmıştır. Peki, suçsuz oldukları halde ölüm cezasına çarptırılarak, cezaları infaz edilenlerin vebali kime ait olacaktır. (Bir kişiyi haksız yere öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir) emrini unutmayalım.

İslam dininde idam olmazsa olmaz değildir. Bir kimseyi öldüren birini, öldürenin ailesi affeder veya (KAN PARASI) alırsa, katil, hapse bile girmez. İslamiyette varolduğu söylenen (RECİM) cezasının Peygamber Efendimiz (O’na al ve ashabına salat ve selâm olsun) uygulanıp, uygulanmadığı ihtilâflıdır.

Bu bakımdan, idam cezasının geri getirilmesini istemekle, İslam dinine hizmet edileceğini zannedenlerin yanıldıklarını anımsatalım…

TAŞLAMA

İDAM CEZASI GERİ

GETİRİLSİN DEMEKTE

İSTEYENLER BİLİR Kİ

 GELMEYECEK ELBETTE

GAYE HAMASET YAPMAK

İDAM CEZASI GELMEZ

TÜRKİYE BU CEZAYI

BİL Kİ GERİ GETİRMEZ

ELİNİZİ TUTAN YOK

GETİRİN DE GÖRELİM

BOŞ HAVANDA SU DÖVMEK

BOŞTUR BUNU BİLELİM

İDAM CEZASI GELSE

GERİYE İŞLETİLMEZ

BUNCA İSTİSMAR YETER

İSTİSMARA PES Mİ PES

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER