REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

İSLAMİYETİN ÖZÜNDE OLMAYAN CEMAATLER VE TARİKATLAR!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
İSLAMİYETİN ÖZÜNDE OLMAYAN CEMAATLER VE TARİKATLAR!
1-Ahmet ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.com )
34 views
11 Eylül 2020 - 13:30
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Asıl adı AHMET MAHMUT ÜNLÜ olan, ancak halk arasında (CÜBBELİ AHMET HOCA) olarak ünlenen ve İsmail Ağa Cemaatinin ileri gelenlerinden olduğu söylenen şahsı, medyada geniş yer bulmasından dolayı mutlaka tanıyorsunuzdur. Sık-sık TV ekranlarında açık oturumlara konuk edilen bu malum zat, hafta içinde yine bir TV kanalı tarafından açık oturuma çıkarılmıştı. Oturumun amacı tacizci, din istismarcısı Uşşaki Tarikatı Lideri olduğu söylenen ve 12 yaşında bir kıza cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmış olan FATİH NURULLAH ile ilgili gelişmeleri gündeme getirmek, İslam Dininin özünde gerçekte var olmayan TARİKATLARI VE CEMAATLERİ TARTIŞMAKTI.

Cübbeli Ahmet Hoca, daha ilk sözlerinden itibaren herhangi bir tarikatın veya cemaatin mensubu olmadığını, İslami açıdan ilim tahsili yapmış biri olarak vaizlerde bulunduğunu söyleyerek söze başladı. Biliyor ki Türkiye Cumhuriyetinin mevcut yasalarına göre tarikatlar, cemaatler ilga edilmiş, kurulmaları, ya da gizli olarak kurulu olanlara üye olunması suçtur. Gerçi, günümüzde böyle bir suçu bilebile ve göğüslerini gere gere işleyenlerin sayıları bir hayli yüksektir. Çünkü cemaat ve tarikat ehli olmak, hele-hele tarikat-cemaat lideri veya ileri geleni sayılmak mevcut iktidar nazarında suç olmak şöyle dursun, yandaşlık açısından aranan en önemli özelliktir.

Cübbeli Ahmet Hoca, Uşşaki Tarikatı Şeyhi(!) Fatih Nurullah konusundaki görüşünü dile getirirken de bu şahısla birkaç defa bir araya geldiklerini, FATİHAYI BİLE YANLIŞ OKUYAN CAHİL BİRİ OLDUĞUNU, HATTA, BİR DEFASINDA ARKASINDA NAMAZ KILARKEN FATİHAYI YANLIŞ OKUDUĞU İÇİN, DAHA SONRA KENDİ NAMAZINI TEK BAŞINA TEKRARLADIĞINI SÖYLEMEKLE YETİNDİ!

Bu arada, Türkiye Cumhuriyetinin Banisi (kurucusu) Mustafa Kemal ATATÜR’ÜN: “İyi biliniz ki; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler,    müritler, mensuplar memleketi olamaz” özdeyişini anımsatmakta yarar vardır.

Cemaatler ve tarikatlar yasalarımıza göre suç sayılsa da Diyanet İşleri Başkanlığı bile bu yasağı çiğneyerek “Cemaatler ve Tarikatlar Buluşması” adı altında toplantılar düzenleyebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 174. maddesinde bazı kanunların isimleri özel olarak sayılmıştır. İsimleri sayılan bu yasaların Anayasa aykırı olduğunun iddia edilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hükmü de yer almaktadır. Bu yasalardan birinin adı “Türbe ve zaviyelerin ve bunlara ilişkin unvanların Kaldırılması yolunda Kanundur”.
Bu Kanun’a göre “Bütün tarikat ve zaviyeler kaldırılmıştır”. Bütün “şeyhlik, dervişlik, müritlik, emirlik, nakiplik, halifelik, nüshacılık ve benzeri unvan ve sıfatların kullanılması yasaklanmıştır”.

İşin gerçeği şu ki din ile ilgili yasaları takan ne bir kurum ne bir kuruluş kalmıştır. Günümüzde laiklik ilkesine sözün tam anlamıyla rahmet okunmuş bulunmaktadır. 1950 yılında iktidara gelen DP ile birlikte laikliğin çiğnenmesi vakayı adiyeden olmuş, takip edilmemiştir. İnkâr edilemeyen bir gerçek şudur ki, sözde laik Türkiye’de yasaklı olmalarına rağmen çok sayıda cemaat ve tarikat vardır. Cübbeli Ahmet Hoca’nın ifadesine göre, (DERNEK) ADI ALTINDA faaliyette bulunan 2 bin kadar cemaat ve tarikat vardır. İşin tehlikeli yanı, bu cemaatlerin ve tarikatların müritlerini silahlandırdıkları yolunda yine Cübbeli Ahmet Hoca tarafından öne sürülen iddiadır.

Dernek adı altında kendilerini kamufle ederek işlerini kitabına uyduran bunca cemaatin ve tarikatın müritlerinin silahlandıkları iddiası doğruysa bunun ne kadar vahim bir sonuç doğuracağı ortadadır. Bunlar, neden ve kime karşı silahlanıyorlar. Kendilerini güçlü gördüklerinde FETÖCÜLER GİBİ KIYAMA MI KALKIŞACAKLAR. (ŞERİAT İSTERÜK) diye mi ayaklanacaklar…

Yine Cübbeli’nin iddialarına göre, bu cemaatler ve tarikatlar, hükümeti desteklemelerinin karşılığı olarak müritler için kamu kurum ve kuruluşlarında üst düzey makamlar, kadrolar talep etmektedirler. Mevcut iktidar ise normal olarak, yasaklanan ve suç olan şeyi engellemek yerine, “kanunu değiştirelim, suç olan şeyi serbest bırakalım, hukuki durumu, fiili duruma uyduralım” düşüncesi içinde hareket etmektedir. Ancak, hukuki durumu fiili duruma uydurmakta yapılan şey, bundan da ileri bir durumdur. Suçu örtmek bir yana; kanunları suça uydurarak, suçu; suç olmaktan çıkarmak istenmektedir. Üstelik daha kanun değiştirilmeden, Kanun’a aykırı eylemlerin yapılmasına göz yumuluyor ve yasak olan, suç olan şeyler açıktan yapılabiliyorsa ve üstelik kanunları suça uyduralım deniyorsa!

Denilebilir ki, cemaatler de, tarikatlar da varsın olsun. Bunun ne zararı var. İşte bu düşünce çok yanlıştır. Hem de öyle zararları var ki! Bakın, öncelikle tarikatların kendileri birbirine düşman! Ellerinden gelse öncelikle birbirlerini imha edecekler! Laikliği savunanlar ise, tarikat ve cemaatlere göre zaten (KÂFİR) hükmündedirler. Yani, öldürülmeleri caizdir! Hani tarihimizin kanlı sayfaları arasında yer alan KUBİLAY OLAYI GİBİ. ALLAH KORUSUN ELLERİNE FIRSAT GEÇSE, BÜTÜN LAİKLERİN KAFALARINI BOYUNLARINDAN KÖR TESTERE İLE KESECEKLER! Bunu da kendileri açısından CİHAT olarak niteleyecekler!

Tarikatların çoğu, SELEFİ olduklarını iddia ederler. Kendileri dışındaki tarikatları bile küfürle itham ederek, kavgalarını yaparlar. Selefilik Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) ve dört halifenin dönemidir!

Evet, Cübbeli Ahmet Hoca’nın bir televizyon ekranındaki açık oturumda dile getirdikleri doğruysa, yani Türkiye’de 2 bine yakın cemaat ve tarikat bulunuyorsa ve bunlar silahlanıyorsa, durum oldukça vahim!

YÜCE RABBİM, ÜLKEMİZİ BİR İÇ SAVAŞTAN KORUSUN!

ANEKDOT

Kalender meşrep Siirtliyi arkadaşları zorlayarak sözde tövbe ettirmek için bağlı oldukları tarikatın tekkesine  götürmüşler. Kallendermeşrep, Siirtli kendisine öğretildiği şekilde önce boy abdesti almış, iki rekat tövbe namazı kılmış. Sonra Şeyhin huzuruna çıkarak el almış, tövbesini Şeyhin elinde de ikrar etmiş.

Bu işler tamamlandıktan sonra, tarikatın mutat halkasına dahil olması için de kendisine talimatlar verilmiş. Adına “hatim” denilen meclise alınmış. Ancak hatime girilmeden önce dostları sıkı sıkıya:

-Hatim sırasında gözlerin hep kapalı olacak. Sakın gözlerini açma, maazallah kör olursun! demişler.

Siirtli kalender meşrep, hatime girmiş, hatim biraz uzayınca, “acaba ne oluyor” diye merak ederek kendi kendisine:

-Hele önce bir tek gözümü açayım. Varsın bir gözüm kör olsun. Öbür gözle idare ederim!  diyerek gözlerinden birini açmış. Bakmış ki, bir şey olduğu yok. Sonra, diğer gözünü de açmış.

Hatim tamamlandıktan ve arkadaşlarıyla birlikte tekkeden ayrıldıktan sonra, yolda arkadaşlarına:

Hani gözlerimi açsam, kör olacaktım, önce birini, sonra ötekini açtım. Gördüğünüz gibi gözlerim sapsağlam! Beni olduğum gibi kabul ederseniz, ne ala. Aksi takdirde siz kendi yolunuza, ben yoluma!  diyerek, tövbeye tövbe etmiş…

TAŞLAMALAR

TARİKATLAR GERÇEKTEN

SİLAHLANIYORLAR MI

YETKİLİLERİN BUNDAN

HABERİ YOK, MU VAR MI

(ŞERİAT İSTERÜK) MÜ

DİYECEKLER ACABA

MİLLETE GÖSTEREREK

ABA ALTINDAN SOPA

YASAMIZDA YASAKKEN

SÖZDE TARİKATÇILIK

İKİBİN TARİKAT VAR

DENİLİYOR ÇOK YAZIK

TARİKATLAR GERÇEKTEN

SİLAHLANIYORLARSA

NE İÇİNDİR DERSİNİZ

BİR KIYAM MI VAR YOKSA

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.